12:12

Dönüş yolculuğu başladı.  İlk uçuşu sağ salim atlattık.  Sağ salim diyorum sıkıntılı durumdayım. Vitamin’in dediği gibi,  ‘moralim bozuk,  cereyan kesik’ bir de ben ekleyeyim motorum da bozuk… Ne hallere kaldık? Sorması hayırlısı artık. Burada en kötüsü tuvaletlerde musluk olmaması. Taharet musluğu.  Adada vardı oysa of of. 

23:53

Son gecemiz yarın sabahın köründen itibaren yolculuğumuz molalı bir şekilde başlıyor. Du gün adaya gittik.  Yer yer yağmura yakalanmamıza rağmen keyifliydi. Sürat teknesinde önde zıplayıp durmak, yağan yağmurun o hızla birer iğne gibi vücuduma çarpması eski zamanları hatırlattı bana. Eminim ki hava iyi olsaydı daha iyi görüntüler bekliyor olurdu bizi ama bu da yeterli oldu.  Bakalım belki başka sefere. 

Bu arada midem hala bozuk bu sebepten pek bir şey yemedim ama bi iki şeyi de tatmadan geçemedim. Mesela; 

09:14

Şu an ada için kalkışı beklemekteyiz.  Herhalde birazdan kalkarız. Bu gün hava iyi. Yağmamakla birlikte hava çokta sıcak değil. Dün bizim için sıkıntılıydı biraz hastalıkla uğraştık. Eh bulduğunu yersen olacağı bu. Yine biraz kırgınlık var ama düzelir diye umuyorum. Dün memleketin hastanelerini sağlık sistemini de inceleme fırsatı buldum. Ayrıntıları yazarım ama dermanım yok. Enerjimi gezmeye harcayacağım. 

Bu arada bu yazıları düzenleyip daha adam gibi bir anlayım mı yapsam? 

08:14

Fena yağmur yağıyor.  Öyle böyle değil. Bakraktan boşalırcasına. Son on günün en erken uyanışını yapıp adaya gitmek için hazırlandık. Yağmur dünden beri acayip.  Bir ara sabaha karşı o kadar kuvvetli yağdı ki,  sesten uyandım. Neyse,  sabah almaya geldiler. Servisimiz bindik.  Bir kaç kişi daha toplarken şoför turun iptal edildiğini yarın aynı saatte yapılacağını söyledi.  Biz de geri döndük.  Cumartesi ayrılacağız ve dönüş maratonu başlayacak. Zaten yarın gittik gittik yoksa kaldı. Burası daha sakin çekecekti ama yağmuru hesaba katmamıstık hiç. Ne yapalım şans. 

00:30

Çok şom ağızlıyım sanırım. Öğleden sonra dört gibi başlayan yağmur,  gündüz saatlerinde zaman zaman şiddetini kaybetse de hiç durmadı.  Bir ara gitti gereken soluğu havuzda aldık ama aniden öyle bir bastırdı ki nasıl yağdığını anlatamam. Muhtemelen Ankara yada İstanbul’a aynı yağış düşse Venedikten bir farkı kalmaz. Zaten buranın onda biri yağıyor fena oluyor durum. 

Biz bu aşırı yapan yağmurda yılmadık ve havuza girdik.  Kırk beş dakikaya yakın kaldık havuzun içinde ama yağmur azalacağına çoğaldığı için çıkmak zorunda kaldık. Ama öyle bir yağmurun altında yüzmek müthiş keyifliydi. 


Yağmurun dinmesini odada beklerken,  abuk meyvelerden biraz atıştırdım. Bu arada elektriklerin 30 saniyede bir gelip gitmesi de çok garipti.  Sanırım sorun vardı. Gerçi o kablolamaları,  o arkları görünce herşey normal. Aydınlandığımıza şükür. 

Nihayetinde de şemsiye altında yemeğe çıktık baktık olacak gibi değil.  Karnımız tok,  keyfimiz yerinde şu an. Deniz ürünlerinden uzaklaşmadan yerel bir şeyler yedik.  Lezzetliydi. 

Sabah adaya gitmek için çok erken kalkacağız o yüzden uyku zamanı. 

Şehirde dolanan koca koca fareleri saymazsak sevimli birde misafirimiz vardı.  Yavru bir kedi.  Ama o hayvansı fareler umarım kediciğe birşey yapmamışlardır. 

Bu arada otelimiz resort tek katlı ufak hepsi yere bahçeye bakan tipten. Bı nevi doğa ile başbaşayız gibi.