ve her şeyi erteleyerek başlıyorum güne…

Photo by Annie Spratt on Unsplash

Bu konuda çokta yalnız değilim değil mi? Herkes gibiyim yani… Bir başkasından farkım yok. Peki ya neden böyle? Neden gidemiyorum ya da neden kalamıyorum?

“Neden” hayatımdaki en büyük sorun?

Bazen korkuyorum. Düşünmekten, yapmaktan, yürümekten, konuşmaktan… Kendim olamadığım bir şey mi var içimde? Beni ben olmaktan alı koyan. Tabular, komşular, atıp tutan akrabalar…

Ne yapmalıyım ne olmalıyım? Bir duvar, bir yol, daha iyiyi nefes alan yıllara meydan okumaya çalışan bir ağaç. Onu da kazıyor, söküyor zarar veriyoruz ya. Tüm olan biteni kabullenecek, girdiği şeyin şeklin alacak bir su birikintisi? İstedikleri bu mu? Ya da benim istediğim?

Continue reading “ve her şeyi erteleyerek başlıyorum güne…”

Kendini Kaybetme Sanatı

Fotoğraf: Resül Efe

O kadar çok tutuyorum ki kendimi. Yemek yerken, kitap okurken, dinlerken, söylerken, konuşurken.. Bir kişi de çıkıp “Kendini Kaybetme Sanatı’ diye kitap yapmıyor.

Yırtınmaya ya da kovalama ya? Kşm kalıplıyor beni? Benimle aynı düşünenler mi? Yoksa parayı saha çok sevenler? Ben olmanın özgürlüğü varken, biz olmaya itilmek niye? Amaç belli…

Sadece bir insanı kontrol etmek… Uyalım mı?

Umarım bugün uyandığıma değer!

Photo by Jon Tyson on Unsplash

Her sabah aynı cümle ile başlıyorum güne. Belki herkes gibi, belki de sadece
bana özgü… Ve her sabahın akşamı devamını getiremeden, bir cevap veremeden
kapıyorum gözlerimi. Sonra “iyi ki sonuna soru işareti koymamışım”
diye dua ediyorum.

Bir soruyu cevaplayamamak ne kadar da zor!

Continue reading “Umarım bugün uyandığıma değer!”

ve giderken bir daha, yerine koyabildiklerim.

Photo by Clem Onojeghuo on Unsplash

Son bir kez ceplerimi yokladım. Telefonum, cüzdanım, sigaram. Kapıyı çekmeden önce, elimde anahtarlarım. Her şey tamamdı. Hatta cebimde yerinde bir türlü durmayan bozukluklar fazlalıktı bile. Yine de bir şeyler eksikti. Ve bozukluklar bunun kanıtıydı. Bir yokluğun üzerini örtmek için vardılar onlar.

Son bir kez evi dolandım. Kapalı perdelerin dikişleri arasından sızan güneş ışığında. Artık her neyi unuttuysam yaklaştığımda bile sıcak sinyalini vermiyordu bana. Çıkmalıydım. Süslenmememe rağmen bir saattir evden çıkamamıştım.

Continue reading “ve giderken bir daha, yerine koyabildiklerim.”