Telefonum sinir bozucu bir sesle çalmaya başladığından sabahın beş buçuğunu gösteriyordu. Beş dakika sonra diğer telefon çalmaya başlayacak, ve ben her sesi duyduğumda “hatırlat” tuşuna bastığımda onar dakika arayla tekrar çalmaya başlayacaktı, ta ki ben saat altı sıfır beşi gösterip, alarmın “iptal” tuşuna basıp telefonları komple susturup kalkana kadar. Bundan sonraki dört günde aynı şeyler yaşanacaktı. İki gün yine ayrı aynılık ve pazartesiden itibaren yine aynı şeyler. Yaklaşık beş aydır süregelen sabahlar bundan ibaretti. Ya da devam eden hayatım.
Her şeyi bir zamana programlamıştım. Herhangi bir şeyde bir dakika kaybım bile süregelecek dalgalanmalar dizisinde sapmaya sebep oluyordu. Düzenli bir insan olduğumu söyleyemem ancak insanlarla yüz yüze gelebileceğim durumlarda onlarla yüz yüze gelmemek için katı bir düzeni tercih ederim. Altı buçukta evin kapısını adımdan kilitliyordum. Sinir bozucu günün ilk adımları ardından, apartman kapısından çıkacağım zaman posta kutumdan sarkan sarı bir zarf gördüm. Alelacele çantama sıkıştırıp servise binmek üzere caddeye koşturdum.

Comments

facebook'ta yorum yazın

fikrin nedir?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.