gün nasıl geçti…

herkesin dilinde olan meşhur bir lafımız vardır şirkette: “akşam olsa da yatsak!” ve şimdi akşam oldu bilgisayarın saati 17:05’i, masa telefonumun saati 17:08’i, cep telefonumun saati ise 17:06’yı göstermekte -tabii ben bunları yazarken birer dakika atladılar-.
gün özeti yazmayı düşünürken Depeche Mode çalıyordu ne güzel. Şimdi ise şu satırları yazarken bir yandan da Devaran Çağlar Dünya Tatlısı çalmakta. Ne karışık bir liste ki bu da ayrı bir mesele. Devran’ın da dediği gibi kimim var…

Neyse şu an şarkı değişti (Nightwish-Two For Tragedy). Bugün pek iş çıkmadı şirkette boş olan vaktimin tamamını uzun zmaandır ziyaret etmediğim blogk sitelerini gezerek yeni blog siteleri bularak doldurdum. Sağolsun haftasonu mayışıklığından mıdır, bayram tatilinin rehavetinden midir bilinmez kimsecikten de ses çıkmıyordu…

Dün gece annem aradı. Sanıyorum en son konuşmamızda ona bayramda gelemeyeceğimi söylemiştim. o da bana “tamam oğlum ben sana et gönderirim” demişti. Akabinde amcamla konuşmuştum o da”uçakla gelsene” dedi. paramın olmadığını bahane ettim ve de tatilin az olup zamanım olmadığını (behene değil bunlar gerçekk). Neyse sanırım onunla uzaşmıştık. Ancak annem yengemle konuştuğunu ucakla geleceğimi amcamla oyle konuştuğumuzu söylemiş. Bakınız efendim kulaktan dolma laflar nasıl değişikliğe uğruyor. Neyse ki sanırım sorunu hallettik neden gelemeyeceğimi, defalarca söyledikten sonra… Bu arada annemin arama saati de 23:54. Kendisi uyumuş uyanmışta. Sanırım beni de kendisi gibi sanıyor… Sanırım bu bayram meselesini atlattım…

Bir ara ilgim olmayan bir arıza için Gonca’nın yanına çıktım. Abisi askere gitmiş. Allah kavuştursun diyorum onada.

Saat 17:40 biraz atıştırdım. Karnım acıkmış. Şirkette pek kimse kalmadı mesai bittiği için. Ama ben dokuza kadar burdayım. Mesai olayı… Sanırım şimdilik bu kadar artık sıkıldıkça yazarım yine…

Ey sevgili günlük diyeyim de ayıp olmasın…

Comments

facebook'ta yorum yazın

fikrin nedir?