Küresel Bunalım (Ahmet Davutoğlu)

KÜRESEL BUNALIMIN FELSEFİ VE STRATEJİK BOYUTLARI

Demokrasilerin önünde pürüzler var”, diyor. Bu pürüzlerden biri Çin ise daha belalısı İslam, diyor Huntigton.

Sarsılan Özgüven

Özgürlük ve güvenlik sorunu.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi

11 EYLÜL VE YENİ DÜZEN ARAYIŞLARININ FELSEFİ AÇMAZLARI

Modernite, önce dinin sonunu ilan etti; sonra 50’li yılların sonunda ideolojinin sonunu ilan etti ve şimdide tarihin sonunu.

Tarihin Sonu tezi birçok şey yanında, bizatihi dinsel bir tez midir?

“Evangelist”

Tarihin sonuna gelinebilmesi için güvenlik ve özgürlük problemlerinin çözülmesi lazım.

Rasyonel mekanizmaların kullanılmasıyla, güvenlik alanı genişlemek şöyle dursun, daha da daralmaya başlamıştır.

Modernite makineye böyle baktı. Makine benim yerime çalışacaktı bende özgürlük elde edecektim. Makinelar bu sefer insanı körleştirmeye başladı.

Amerika’nın Çıkmazı

11 Eylül’den sonra düzenlenecek harekatın adını “Infinite Justice” (Sonsuz Adalet) koydular; sonra hemen bundan vazgeçerek “Enduring Freedom (Devamlı Özgürlük) diye değiştirdiler.

Küresellik ve Değer Algısı

Amerika’yı da aynı şey bekliyor: ya yeni bir felsefi açılıma gidecek ya da despotlaşacak.

KÜRESEL BUNALIM, BATI VE ABD

Yeni Stratejik Arayışlar

Üç safha: birinci safha psikolojik safhadır. Temel hedefi intikam beklentisini ceza beklentisini karşılamak.

Hala ben güçlüyüm her suçluyu bulup cezalandırırım. Destek bulmak kolaydır da.

Afganistan operasyonu başlarsa, onun süresi de bir veya birkaç ay olabilir.

İkinci safha; stratejik safha başladığında,koalisyon çatlar.Almanlar da yaptı, Fransızlar da yapıyor Çinliler de.

Körfez savaşında Avrupa Birliğinin Irak’a dönük ilişkilerini sürdürmesi nedeniyle bozuldu.

Amerika bu yeni düzenin kurallarını oturtmaya çalışacak. Diğerleri de o kuralların kendilerine uygun olmayan yönlerini törpülemeye gayret edecekler. Çin açısından; “Madem bu dünya meselesidir, o halde bu BM üzerinden halledilmelidir.”

Har an savaş halinde olduğuma göre ve aynı zamanda güçlüysem, kuralları da her an ben koyabilirim.

Amerika’nın Sınavı

Dünya ticaretinin seyrettiği 18 tane büyük boğaz var. 9 tanesi birinci derecede önemli. Bu boğazın 8 tanesi (İstanbul Boğazı, Çanakkale Boğazı, Süveyş Kanalı, Malaka, Hürmüs Hunda ve Lombok geçitleri, Babü’l Mendeb Boğazı, Cebel-i Tarık) İslam coğrafyası denilen bir coğrafyanın içinde, bir tanesi de (Panama) dışında yer alıyor.

KÜRESEL BUNALIM VE TÜRKİYE

Türkiye’yi bir yüzyıl sonra anlamlı bir şekilde anlamak veya anlamlı bir sıfatla tanımlamak gerekirse ben derin sıfatını tercih ederim. Halbuki derin bize hep olumsuz çağrışımlar yapan bir sıfattır. Türküye derinliğine bir tarihe ve derinliğine bir coğrafyaya sahip.

NATO-Türkiye İlişkileri

Balkanlar tarihte her zaman periferi olmuştur. Ya Roma’nın , ya Bizans’ın periferisi. Balkanların tarihte merkez olduğu yegane dönem, Sırp, Boşnak kökenlilerin, tarihte dünyayı idare ettikleri yegane dönem, Osmanlı dönemidir.

Eskiden merkez olan bir ülke şu an çevre olmayı psikolojik olarak kabul etmiyor.

Bizim modernleşme tecrübemiz bürokrasi üzerinden olur.

Türkiye, Japonya ve Amerika’nın izolasyon politikası gibi, bir dönem içine kapanıp “önce içteki meseleleri düzenleyeyim, birtakım işleri tekrar rayına oturtayım, sonra dışarı açılırım” gibi mülahaza ile hareket edemez.

Kalıcı stratejiler, İngiltere, Amerika ve Osmanlı tecrübesinde olduğu gibi, tehdide göre değil, vizyona göre ayarlanmalıdır. Bu vizyonda insanlara aksiyon katar.

ÖZGÜRLÜK ARAYIŞI VE KÜRESELLEŞME

Her büyük savaştan sonra bir yeni dünya düzeni kurma çabası başlar. Otuz yıl savaşlarının ardından Vestfalya Kongresi ile yeni bir dünya düzeni, Napolyon Savaşlarından sonra Viyana Kongresi, I. Dünya Savaşından sonra Cemiyet-i Akvam’ın oluşması, II. Dünya Savaşından sonra Birleşmiş Milletler hep bir dünya düzeni.

Soğuk Savaş’ın bitişinden bu yana nerede bunalım varsa donduruldu.

İnsanoğlunun temel arayışı ontolojin güvenlik ve özgürlük arayışıdır.

Soğuk Savaştan sonra üzerinde ittifak edilen bir değerler sistemi oluşturamamanın sancılarını çekiyor.

ABD’nin temel ikilemi, uluslar arası hukuk ile reel-politik arasındaki gerilimi anlayabilme noktasında ortaya çıkıyor. ABD’yi II. Dünya Savaşından sonra tarih sahnesine büyük bir güç olarak çıkaran temel unsur, İngiliz ve Fransız sömürgeciliği yerine, uluslar arası hukuk ve onun getirdiği kurumsallaşmaydı.

Afganistan, Batı dışında, sistemik unsurlar dışında nükleer güce sahip üç büyük devlete komşu: Pakistan, Hindistan ve Çin.

11 EYLÜL VE TÜRKİYE’NİN STRATEJİK DERİNLİĞİ

Stratejik Zaman Ve Mekan Algısı

Kırım Savaşından bu yana Türkiye’nin Batı’ya yakın bir uluslararası ilişkiler pozisyonu var.

Türkiye Hazırlıksız Yakalandı

Karlofça’dan beri sürekli gerileyen bir sınır ve sürekli küçülen bir devlet psikolojisi bize yerleşmiştir:

İstikrar ve statik konjonktür arayışları

Türk diplomasisi statükoyu koruma konusunda çok başarılıdır.

Ateşkesleri yapıldı, ama anlaşmaları daha yapılmadı Soğuk Savaşın.

ECO’yla Asya’ya doğru genişledik, İran’la, Pakistan’la işbirliğine yöneldik, Karadeniz Ekonomik İşbirliği’yle Rusya’ya doğru yöneldik. ECO’dan Rusya rahatsız oldu, KEİ’den İran rahatsız oldu ve birbirini nötralize etti.

Türkiye’nin Misyonu

Türkiye’nin Asya’da derinliğinin olduğuna inanmazsak, hiçbir Avrupalı Türkiye’nin yüzüne doğru dürüst bakamaz.

Türkiye kapandığı zaman içinde bölünmeye başlar.

Medeniyetler Buluşması ve Türkiye’nin Rolü

Filistin, Irak, Çeçenistan’da yaşayanlar
sadece İslam dünyasının iç problemlerinden değil, uluslar arası düzenlerdeki belirsizliklerden kaynaklanıyor.

11 Eylül sonrası; psikolojik safha, stratejik safha, düzenleyici safha…

Amerikanın Ortadoğu’da hangi ülkelerde olumsuz ilişkileri varsa, Avrupa’nın o ülkelerde yoğun bir yatırımı var.

Doğu’nun erdemini, Batı’nın rasyonelitesini, Güney’in eşitsizlik karşısındaki adalet arayışını, Kuzey’inde ekonomik üretkenlik ve verimliliğini bir senteze kavuşturabilse –ki bunu yapabilecek birikimi var- önümüz büyük ölçüde açılır.

KÜRESELLEŞME BİR YAPI VE FORM DEĞİŞİMİDİR

Küreselleşme, sathi ve pragmatik gittikçe kolaylaşan ulaşım ve iletişim imkanlarının getirdiği ilişkiler ağının yoğunlaşmasını kastetmektedir.

Küreselleşmenin üç ana boyutundan bahsetmek mümkündür:

1. Teknolojik araçların yaygınlaşması

2. Hayat tarzının standardizasyonu

3. tekelci bir evrenselleşme

Endüstri Devrimi, üretimin tekelleşmesi ve tüketimin yaygınlaştırmasını ön plana alıyordu, iletişim devrimi ise yapısı gereği üretim şemalarında milli sınırları aşmayı tüketim kalıpları açısından ise tam bir standardizasyon öngörmektedir.

Küreselleşme özelde modernizm ile, genelde batı medeniyetlerinin girdiği bir kriz süreci içinde ortaya çıkmıştır.

DOĞU/BATI: BİR MEDENİYET MUHASEBESİ

Fukuyama “düzen”i vurguluyordu, Huntington “kaos”u.

Batı medeniyeti iki hedef için dışarı açıldı; ya kaynakları aktarmak ve sömürmek, yada oraları tümüyle tasfiye edip oraya yerleşmek gayesiyle. Birinci yol Hindistan’da, Endonezya’da olan şey. Yani halk orada olsun ama biz kaynaklarını sömürelim. İkinci yol ise özellikle Amerika’da oluştu. Yani, varolan yerli ahaliyi tasfiye edelim, gidip biz orya yerleşelim. Varolan ahaliyle ortak bir dünyayı paylaşarak varolma çabası yok.

Batı medeniyetlerin oluşumunda, Âri unsur, Yunan felsefesi, Yahudi ahlakı ve teolojisi, Roma hukuku bir arada bulunmuştur.

Batı medeniyeti geliştirdiği eğitim paradigmasıyla, oluşturduğu literatürle insanlık tarihini kendi tarihi ile özdeşleştirmiş durumda. Bu otomatik olarak Çinli’ye, Müslüman’a, Hintli’ye “siz tarihte yoksunuz” demek.

BUNALIMLAR YENİ AÇILIMLARA DÖNÜŞEBİLİR

Batı’nın Son Yüzyılı

Batı dışındaki medeniyetlerde tüm medeniyet parametreleri hemen hemen din etrafında oluştuğu için bu alanlarda bir canlanma yaşandı.

Osmanlı’nın düzen anlayışı kültürel çoğulculuğa dayalı bir düzen anlayışı idi. Sömürgecilikte ise yerel kültürlerin tasfiyesi söz konusu idi.

20. Yüzyıldaki sömürgeleşme içe dönük bir nüfus hareketini beraberinde getirdi.

Fukuyama’nın tarihinin sona erdiği şekildeki tezini tenkidimiz, yaşanan sürecin tarihin sonu değil kapsamlı bir medeniyet dönüşümü olduğu temel tezine dayanıyordu.

Bosna ile de o tezin ömrü bitti.

Küresel Bunalım/Ahmet Davutoğlu/ Küre Yayınları

Comments

facebook'ta yorum yazın

fikrin nedir?