f (taslak) 1

Düşüncelerle yürüyordu. Üzerindeki atmışlardan kalma modele sahip manto vücuduna yapışmış, ona dolanarak geçen rüzgarın vücuduna serpilmesine engel oluyordu. İki elide cebindeydi. Gözlerini kısa aralarla açıp kapıyor, on dakikada bir geçen taksilerin selektörlerinden etkilenmiş olarak görüş yetisini kaybediyordu.

Her insan gibi karanlıkta düşünceleriyle baş başaydı. Bir insan olarak elbette ben bu düşüceler hakkında yorum yapabilirim ama bu kesin bir yargıya varacağımı belirtmez. Adımları hızlıydı. Adımlar hızlandığında düşünceler de daha hızlı gelip geçiyordu insanın aklından. Hızlı yürüdüğünüzde yere sağlam basmanız gerekir ve üzerinde bu adımların güvenirliği vardı. Pardösüsünün eteklerini hafif rüzgarla flört eden kendi rüzgarı uçuruyordu. Her iki parçası ayrı yönlere açılmış tamamıyla savulmak için zaman kolluyorlardı.

Aklındaki düşünceler… tamamıyla gizli, tamamıyla ona sağdık. Ama adımları ve yüzündeki ifadeden söyleyebilirim ki birer nar tanelerinden ibaret, küçük ve çok. Şimdi ise onları birer birer yontmaya çalışıyor. Ellerindeki kırmızılığa aldırmadan…

Derin bir rüzgar esti. Diğerlerinden farklı. Sanki amacı insanları üşütmekti ve bir kişide de olmuş olsa bunu başarmıştı. Ellerini cebinden çıkardı pardösüsünün yakasını hafifçe kaldırdı. Bir tutam saçı ensesi ve pardösünün yakasıyla arasında sıkışık kalmıştı. Rahatsız olduğunu hisseti ama nedendir bilinmez aklına gelen bir düşünce ile saçlarını düzeltmedi. Tekrar ellerini cebine soktu ve adımlarını hızlandırdı.

Arnavut kaldırımlı sokakta yürüyordu. Sokak trafiğe kapalı olduğu için yola da küçük taşlar döşenmişti ama nedense kaldırımla arasındaki pot farkı sıfırlanmamıştı. Islak sokakta, sokak lambalarının sarımtırak ışığında sarı ve kahverenginin renklerine bürünen taşlar, sanki toz bulutu şeklinde havaya doğru yükseliyor ve bütün sokağı gökyüzüyle birlikte nostaljik bir fotoğraf karesi haline getiriyordu. Bu huzur veren sokağın tek korkutucu yanı sessizliği ve yaklaşık elli metre ötedeki ışığı yanıp sönen sokak lambasıydı. Sanki yirmi adımdan sonra bu huzurlu sokak kendinin Hickok’un gizemli kareleri arasına bırakacaktı kendini. Bir ürperti kapladı içini, bu kez rüzgarın olayla hiçbir ilgisi yoktu. Adımlarını daha da hızlandırdı, tüylerinin onu sıkı sıkı saran kazağı ve pardösüsünün altından hareketlendiğini, dikleştiğini hissetti. Bunu fırsat bilen rüzgar onu biraz daha sıkı sarmaladı. Biraz daha titredi. Dirsekleriyle kendini daha sıkı sardı. Yutkundu. Saçları hafifçe uçuşmaya başladı. Sanki şu sokak lambasına yaklaştıkça iklim değişiyordu. Gözlerini sıkıca yumdu. İki saniye sonra açtı. Yerdeki su birikintisinde kendi çarpık yansımasını gördü. İrkildi. Adımlarını daha da hızlandırdı, koşmaya daha yakındı şimdi…

Comments

facebook'ta yorum yazın

fikrin nedir?