ne gündü ama. gözlerim açılmaktan bi haber, ağzımdan akan salyalar pantolonumda beş santimetre çapında bir ıslaklık oluşturmuş bile. kendimi ayıplayarak tuvalete giriyorum. bütün utancımı içime gömerek el kurutma makinesinde kurutmaya başlıyorum. aslında oturduğum yerde insanlara su döktüğümü söyleyebilirdim ancak şimdi tuvaletten çıkarken ne söylersem söyleyeyim insanlar üzerime işediğimi düşünmeden edemeyecek.

geceleri kabuslar görüyorum. yıllardır izlediğim korku filmlerinin ürünleri yavaş yavaş çıkıyor demek ki ortaya. çoğunu hatırlamıyorum. çoğu karanlıkta sadece seslerden ibaret. bazen bir ürpertiyle uyandığımı bazen ise ter içinde yataktan kalktığımı…

uzun zamandan sonra ilk defa dün suratımı kestim… derin ve uzun soluklu bir kesikti. Peçete anlamsız kırmızılıklarla doldu. Elimi kesiğin üzerinden her çektiğimde kan çenemden aşağıya süzülüyordu. Sildiğim kan suratıma yayılarak kurumaya başlamış. Üç gün önce kavanoza koyduğum sümüklü böcek geldi aklıma. Çantayı yanımda boşu boşuna taşıyorum. Üç gündür havasızlıktan kokmaya başlamış sümüklü böceği unuttuğuma göre artık çantaya hiç gerek yok. Nasıl olsa artık kaleme kağıda da gerek yok. Bu kez kavanozu açmadım. Çünkü hayvanların kapalı kaldıklarında nasıl koku yayabileceklerini önceden tecrübe etmiştim. Kavanozla birlikte çöpe attım. Eğer bir yarasam olsaydı belki de bu böcek onun için iyi bir ziyafet olabilecekti….

hala kanıyor. Durmayacak… beni öldürecek… belki…

Comments

facebook'ta yorum yazın

fikrin nedir?