pazar. pekte güzel olmayan bir gün. dün gece sevdiğim bir arkadaşımın istanbul’u terkediş partisine gittim. etrafta tanımadığım onlarca insan. herkes kendi grubuyla… iş arkadaşları bir masada, okul arkadaşları başka bir masada ve biz film ekibinden olanlar bir başka masada… dört kişiyiz. arkadaşı tanıyan iki kişi, diğer getirdiklerimiz ise muhtemelen sıkılmamak için getirdiklerimizden. yoo sadece süs olsun diye değil sevdiğimiz kişiler. dördüncü kişiyi yeni tanıdık. uzun dönem kanadada kalmış türkçesi de biraz bozuk. sonuçta bizim için problem değil.
ilk gidenlerdeniz. sadece bir kişi var. oturuyoruz sonra bir çift geliyor tanışıyoruz, bu tanıştığımız ilk ve son kişi. daha sonra kalabalıklaşan ortamda iş arkadaşları gruplaşıyor. hatta bir bayanin bir diğerine “aa seni hiç böyle görmemiştim” dediğini duyuyorum. yeni arkadaşımız yandan “beyaz gömlekliler” takımı diyor onlar için kanada’da böyle diyorlarmış. evet, onay veriyorum. oturacak yer olmasına rağmen ayakta muhabbet ediyorlar. ofis maceraları, ilişkiler dedikodular, farklı görünmeye çalışmalar… insan fazla para kazanmaya başlayınca yapmacık mı oluyor ne? herkesin arasında bir samimiyetsizlik. grup içersindeki bayanların sıksık benim bile girebileceğim büyüklükteki çantalarının içersinden parfümlerini çıkartıp sıktıklarını gördüm, amaç nedir? koca grupta doğalmış gibi gözükmeye çalışanların arasında tek doğal bizdik galiba. okul ekibi daha iyiydi sanki, ama çoğu olgun gözükmeye çalışıyordu. daha sonra 3 kişiye düşecek olan grubumuzdaki muhabbet onların oluşturduğu 10 kişilik gruptan daha hararetli, akıcı, dur durak bilmiyordu. ki onlar sıksık tam üzeirmde olan televizyona bakıp susuyorlardı. öncelikle türk standartlarına göre uzun boylu bir hatun arkasını dönerek bize oturuyor, sonra bizi yandan görecek şekilde sandalyeyi çeviriyor. hatta hatunun olmayan göbeğine bakıp (omamasına rağmen üç kattı) kendi tek kat ama şişkin göbeğimizle övünüyorduk. biizm muhhabbetimiz neydi? ne yoktu. şu kanaladı arkadaşın kanada ve türkiye seks maceraları, türkiyedeki eğitim ve kültür seviyelerinin kıyaslanması, ardından gelen felsefi dinsek tartışımlar, kısacası, din, siyaset, felsefe, sanat, seks. en çok seks muhabbetleirnde insanların dinlemeye çalıştıklarına şahit oldum. bu arada 4 erkek konuşlanmış değiliz masada bilginize yani ortada dönen abaza muhabbeti değil… velhasılsıkıldık, zaten serviste iyi değildi. şahsım adına değerlendirme yapmam gerekirse bir kaç kız kestim, Depeche Mode Enjoy The Silence‘da biraz kafa salladım (insanlar yine baktı) kendimle çelişkilere düştüm. arkadaşım “kız arkadaşım olmaması (sevgilim de olabilir) en çok taksime çıkınca koyuyor demesine onun(?) adına hak verdim.
12 de annem aramış son zamanlarda turkselle nedense hiç ulaşılamıyor yine kim aramışdan mesaj geldi. bende ne oldu acaba diye merakla aradım. döndüğümde yan grubumuzu oluşturan iş arkadaşı grubu ayrılmıs yerine iki kız oturmuş muhabbet ediyorulardı. esmer olanının sıksık baktığını hissettim yo hissetmedim aslında bende bakarken gözlerimiz kesişiyordu, korkudan olsa gerek gözleirmi ben kaçırıyordum. nasada yine ana konu seks, bende arada Sade’ın varisi olarak açıklamalar yapıyorum… şu kanadalı 1,5 aydır sevişmemiş ne kötü birşey. neyse yan masadaki kızlar da erkeklerden konuşuyor. bakıyor ben bakıyorum o bakıyor ben bakıyorum. sonra kalkıp gidiyoruz. yürüken diğer masalarda duyduğum muhabbetler kafamda yankılanıyor. yol üzerinde iki kız bie erkek durmuş içleirnden siyah giyimli olan bir kız “barda bi çocuk vardı çok hoşlandım çok şeker ben gidiyorum” diyordu. biraz önde iki çift erkekler önden bayanlarda bir metra arkadan yürüyorlardı. bayanların biraz sarhoş oldukalrı belli birbirlerine sarılmış eğlenerek gidiyorlar. ilk gördüğünüzde ikisi yalnız sanabilirsiniz çünkü adamlar baya bir alakasız. sanırım bu adamlar bu kızları kaldıramıyorlar, yada bardan kaldırdılar ikinci şık çürüyor birden kaldırsalar daha alakalı olurlardı. yok bizim erkekler çok delikanlı.. bende mi yapıyorum öyle acaba… yapayım be…
eve vardım… insanları nedense hatırlayamıyorum, hafızam çok kötü. gereksiz bir şeyi gözteirn keisnlikle unutmam ama insanları hatırlayamıyorum… belkide sürekli kaçarak baktığım için. eve gittiğimde facebooktan kimler vardı diye bakmaya çalışıyorum ama kimseyi hatırlamıyorum. saat üç ve uyku vakti. 12,30’da birden uyanıyorum. şimdi çamaşır asıp içinci parti çamaşırı yıkamam lazım. yaşasın pazar, evi kim temizleyecek?
bunları neen yazdım hiç bir fikrim yok…
lanet olsun…
bu arada bir film önerisi: the air i breathe

Comments

facebook'ta yorum yazın

fikrin nedir?