Dünyanın Merkezine Yolculuk – Journey to the Center of the Earth (3D sinema deneyimleri yahut bir cumartesi özeti)

Cuma akşamı piyangodan cumartesi mesaisi çıkması ile bozulan moralimi toparlamak için taktım 3D film izlemeye. Arkadaşlarında kanına girerek daha önceleri hep hayal kırıklığına uğradığım bir 3D deneyimlerine bir yensini katmak için sıvadık paçaları. Öncelikle bir boğaz turu attıktan sonra Serdar bizi garip bir yerlerden geçirterek, Pruva* diye bir yere götürdü. Güzel bir manzara eşliğinde, karnımızı doyurduktan sonra (ben toktum meyve yeyip bir şeyler içtim) İstinye Park‘a doğru Real 3D keyfi yaşamak için yokla çıktık. Gideceğimiz film orada gösterimdeydi daha önce zaten internetten bakmıştık. Gişeye yaklaştık film için bilet sorduk matine başlayalı 20 dakika olduğu için haliyle bizi içeriye almadılar. Aliah’tan sormuşuz ki gişedeki görevliye cevap verdi. “Sinemamız 3D ama filmin bize gelen kopyası 3D değil”. Hayda dedik ve bilet almaktan vazgeçtik. 3 boyutlu filmleri zaten hep izliyoruz. ne işimiz olur amacım gözlüklerimizi takıp film izlemek. 3D gözlüğü dedim de hep aklıma “Geleceğe Dönüş”teki şu 3D gözlük takan eleman gelir.Eh haliyle bende yürümemi değiştirdim ona benzettim kedimi ama gözlük yok ortada üstüne üstlük film de yok…
Hadi dedik Kanyon‘a gidiyoruz. Atladık gittik. 22.:00 seansı var hemde 3D lakin yer yok, e izleyeceğiz ya inat ettik 00:15 seansına aldık biletleri. Sonra başladı bekleyiş…
Nihayet film vakti geldi. yediğimden değil XL mısır cipsi elimde merakla içeri girmeyi bekliyorum ama hala gözlük mözlük yok ortalıkta. Nihayet gözlüklerde geldi içeride girdik ve film başladı… Bundan sonrası anlatılacak cümlelerin dışında görmek lazım her şey etrafınızda dönüyor hatta alt yazılar sanki tavanda asılıymış gibi. Toplar üzerinize geliyor, dinozorlar sizi ısırmaya çalışıyor bir ton tecrübe. Kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim. Imax‘ın geliştirmiş olduğu Read3D sistemi gerçekten harika. Görüntü kalitesi çok güzel başta her şey canlı sanki HD film izliyormuşsunuz gibi evinizde. Ama odanın içinde. Neyse anlaymaya gerek yok izlemek lazım.

Gelelim filimize. Başrollerinde Brendan Fraser, Josh Hutcherson, Anita Briem‘in rol aldığı filmin yönetmeni Twisted, Peter Pan, Pearl Harbor, Men in Black gibi filmleirn visual effects supervisorlüğünü yapmış Eric Brevig. 90 dakika süren film byunca kesinlikle sıkılmıyorsunuz. Sanki bir eğlence parkında oradan oraya savruluyormuş edasıyla kendinizden geçiyorsunuz. 50’lerin sadece eğlence amaçlı olan filmlerini hatırlatan, filmin tek amacı 90 dakikayı zevkli bir hale getirmek ki bunu başarıyor da. Ancak şu bir gerçek ki film iki boyutlu izlendiğinde ne kadar zevk verir bu tartışılabilir bir durum. Birazda filmi film yapan o yaratıkları gözümüzün içine sokan 3D teknolojisi. Film bir DVD kalıbına girerse ne hal alır bunu Allah bilir elbette.
Filmin konusu işe şöyle: Film Jules Verne‘in aynı adlı kitabına dayanmakta. Trevor Anderson mesleğinde epek alışıla gelmiş olamayan bir bilim adamıdır. Kardeşi Max volkanik araştırmalar için gittiği yerden 10 sene olmuş dönmemiştir. Trevor bir gün kardeşi Max’tan kalan bir kutuyu yeğeni Sean verirken içinde Vern’in kitabını ve kitabın içinde de bir takım notlar bulur. Bu doğrultuda meraklanan Trevor, Sean’i de yanına alarak İzlanda’ya volkanik bir araştırma için kitapta adı yazılı olan bir adamı bulmaya gider ancak adamı bulmaz, karşılaştığı adamın kızı dağ rehberi Anita’dır. Onunla birlikte dağa araştırmaya çıkarlar. Bu saatten sonra macera başlar ve Vern odaklı bir kaçışı yaşamaya başlarız.

3D meselesine geri dönersek önümüze ki hafta gösterime girecek olan Dark Knight -Kara Şövalye (neden bu isim verildi kırk yıllık Batman’a anlamış değilim.) bu klasmanda yol alıyor kimdi 3D olduktan sonra iki boyut izlenmez değil mi?

* Gitmek isteyenler için adresi vereyim. Yahya Kemal Mah. No:36/2 Rumelihisarı. 0 212 287 1582 web: www.pruvahisar.com (ben açamadım ama deneyin isterseniz.)

Comments

facebook'ta yorum yazın

fikrin nedir?