SİYASET SOSYOLOJİSİ Maurice Duverger

SİYASET SOSYOLOJİSİ

Maurice Duverger

GİRİŞ

Sosyolojik Yöntem

“Sosyoloji” terimi 1839’da Auguste Comte tarafından Pozitif Felsefe Dersleri’nin IV. Cildinde toplum bilimi ifade etmek için ortaya atıldı.
  • Bilim olarak sosyoloji
Sosyolojinin gelişimi, toplumsal olayların da doğa bilimlerinin kullanıldığı yöntemlerle incelenebileceği temel düşüncesine bağlıdır. Comte’un toplumsal olayları “birer nesne gibi” ele almak gerektiğini söyleyen Durkheim’ın…
İstatistik bir gerekçilik olarak anlaşılmaktadır.
  • Sosyolojide bilimsel araştırmanın zorlukları
Sosyolojide bir öngörmek ve üzerinde etkili olmak üzere betimlemeye ve açıklamaya çalıştığı olayların gözlemine dayanır.
Sosyoloji ise bir bilim olarak daha yeni olduğu için sağduyu aldatmacalarının direnci hala çok daha güçlüdür.
Psikolojide olduğu gibi sosyoloji de sağduyunun sakıncası, gözlemcinin gözlemlenilen bütün bir üyesi olmasından ötürü çok yüksektir.
“Deney doğaya yönetilen bir sorudan başka bir şey değildir. Ve ölçme de alınan cevabın bir özetidir.
  • Sosyoloji ve ideoloji
İlkin bilimsel kuram, bir değer yargısı içermez. Oysa ideolojide bir değer sistemi vardır. İkinci olarak bilimsel kuram her şeyden önce bilimin daha önceden gözlemlediği ve kanıtladığı olgulara dayanır. Oysa ideoloji ilke olarak bu olguları da içermekle birlikte bunları aşar çoğunlukla öznel bir takım izlenimlere, yüzeysel gözlemlere ve kısmi yorumlara dayanır.
Kuram kurmak için çok sayıda izlenim, sezgi ve sağduyu verisine başvurmak zorunlu olduğundan, kavramlar ister istemez bir ideoloji niteliğine bürünür.

Sosyoloji ve Siyaset

Her şey kısmen siyasaldır ve hiçbir şey tümüyle siyasi değildir. S,yasal sosyoloji devlet bilimidir, kimi göreyse iktidar bilimidir.
  • Siyasal sosyoloji devlet birimi midir?
Toplumsal gelişme ise, onlara göre esas olarak üretim güçleri ve mülkiyet işleri tarafından belirlenir.
  • Siyasal sosyoloji iktidar bilimi midir?
Siyasal sosyoloji, yalnız ulusal toplumda değil, fakat tüm toplumlarda ve insan guruplarında ortaya çıkan, iktidar yönetim, otorite ve emretmenin bilimidir.

TOPLUMSAL BÜTÜNLER


TOPLULUKLAR

Toplumsal bütünlerin birinci yönü yani, belli bir dayanışma ile bir araya gelen insanlardan oluşması.
Global Toplumlar Ve Guruplar
ABD’de “kültür” kavramı, global toplumla az çok özdeş bir kavram olarak kullanılmaktadır.
GLOBAL TOPLUM
Guruplar içinde ortaya çıkan iktidar, global toplumdaki iktidara bağımlı olmak durumundadır.
  • Tarihsel global toplum modelleri
Marx ve çözmezlerine göre, toplumların gelişme ve dönüşme tabanını üretim biçimleri belirler. Üretim biçimlerini ise, üretim güçlerinin gelişmesi ile bunların yarattığı üretim ilişkilerinin bir birleşimi oluşturur.
Global toplumun ilk biçimi kabiledir. Aile bağlılıkları burada büyük önem taşır. Üretim teknikleri ilkedir verim düşüktür. İş bölümü sınırlıdır. Mülkiyet ortaktır. Toplumsal sınıf yoktur.
İlkçağ kenti kabul edilen ikinci bir global toplum biçimidir. Yunan ve Roma kentleri esas alınarak iş bölümü daha ileridir ve sanatlar ticaretin gelişmesine yol açar.
Ordunun gelişmesi, kentin bir başka temel özelliğidir. Marx’a göre daha kabile aşamasında ortaya çıkıp, “ailede gizli” (latent) olarak bulunan “kölelik” kentin çok önemli bir öğesi olur.
Kentlerin gelişmesi, üretim araçlarının özel mülkiyetinin gelişmesine yol açar. Üretim araçlarına artık nüfusun bir bölümü tarafından el konurken, diğer bir bölümü de (köleler) ondan yoksun kalacaktır. Biri sömüren, diğeri sömürülen ve birbirlerine karşı savaş halinde olan sınıfların.
Üçüncü bir global toplum tipi ortaya çıkmıştır. Liberal-kapitalist devleti. Başlıca üretim araçlarına sahip olan burjuvazi egemen sınıf hakline gelir ve aşağı bir durumda tutulan kalabalık bir işçi sınıfını çalıştırır. Kar elde etmek en yüce değerdir.
Kapitalistlerin elinde bulunan ekonomik güç onlara, seçimleri, temsilcileri, bakanlar, haber araçlarını denetleme olanağı verir.
Ulus-devletin ikinci bir biçimi sosyalist devletler, üçüncü bir biçimi faşist devletler ve dördüncü bir biçimi de büyük bir çeşitlilik gösterebileni gelişmekte olan devletler oluşturur.
  • Günümüz global toplum tipleri
Yaşadığımız çağda, global toplumların temel tipini ulus-devlet oluşturmakta devam eder.
Çok uluslu şirket onlar için, ülkelerinden daha çok, global toplum niteliği kazanmıştır.
Bütün devletlerde ve hatta en gelişmiş olanlarında, ulusal bütün içinde erimeyi reddeden, onun değer sistemini kabul etmeyen, ona karşı bir karşıt-kültür geliştiren ve kendileri dışında yurttaşlarla etkileşimlerini en düşük düzeyde tutmaya çalışan, aykırı guruplar da vardır.batılı rejimlerle (kapitalist ve liberal) komünist rejimler (sosyalist ve otoriter) ve otoriter kapitalist rejimler (burada da faşizmin türleri, askeri diktatörlükler ve arkaik krallıklar arasında alt ayrımlara gidilere) birbirlerinden ayrılabilir.
Max Weber’e göre devlet meşru yaptırım (cebir) tekelini elinde bulundurur.
GRUPLAR
  • Gurupların çeşitliliği: Birincil guruplar ve ara guruplar
Guruplar o kadar çok sayıda ve çeşitlidir ki bunların geçerli bir topolojisini gerçekleştirmek zordur. Bu açıdan en büyük çabayı Geoorges Gurvitch harcamış ve 150 de 15 kıstas çevresinde gruplaşan, aralarında kesişmeler de bulunan altmış üç temel bölüm içeren bir genel grup sınıflama şeması görmekteyiz. Sınıflama “içeriktir”. “çap”, “süre”, “tempo”, “dağınıklık derecesi”, oluşum dayanağı”, katılma biçimi”, “dışa yansıma derecesi”, “işlevler”, “yönelim”, “etkilenme biçimi”, “gruplaşmalar arası uyuşma derecesi”, “baskı biçimi”, “örgüte biçim veren ilke”, “birlik derecesine”
  • Toplumsallık biçimleri
Durkheim, benzerliğe dayanan bir dayanışma üzerine kuruşmuş gruplarla, iş bölümüne dayanan bir dayanışma üzerine kurulmuş olanları birbirlerinden ayırır. Birinci tipe mekanik dayanışma adını verir. İş bölümü, bir gurupta, uğraşları birbirini tamamlayan üyelerin, karşılıklı bağımlılığına dayanan ussal bir dayanışmayla sonuçlanır.
Topluluk benzerlik yoluyla dayanışma üzerine kurulmuş bir toplumsal gruptur. Topumsa iş bölümü dayanışmasına dayanan bir toplumsal gruptur.
ÜLKE
Sosyologa göre ise, topluluk bir insan bütünü olarak tanımlanamaz, bir etkileşim sistemi olarak tanımlanabilir.
MADDİ ÖĞE OLARAK ÜLKE
Hipokrat ve Heredot’u izleten Aristo’nun formüllere döktüğü ve yüzyıllarca sonra Bodin ve Montesquieu’nun savunduğu ünlü iklim kuramları.
Gevşetici olduğundan köleliğe yol açacak, soğuk iklimse dirençleştirici olduğundan demokrasiyi teşvik edecektir.
Teknik ilerleme ile coğrafi eşitsizlikler azaltılır ama ortadan kakmazlar.
İlk büyük uygarlıkların, son derece elverişli coğrafi koşullara bağlı olarak geliştirdiklerini göstermektedir. Çağ için çok yüksek olan tarımsal bir verimlilik ise, beden işçiliğinden kurtulmuş bir sanatka, teknisyen ve idareci sınıfını geçindiren bir artık elde edilmesini mümkün kılar.
Ataerkli (patriyalkal) aile, yerleşik tarımın gelişmesine paralel olarak ortaya çıkmakta, buna karşılık kabileler, daha toplumcu bir yaşantıya yol açan toplayıcılık ile uğraşmaktadırlar.
Siyasette büyük önemi olan kentsel olaysa, coğrafya ile toplumsal yaşantı arasındaki ilişkilerin ne kadar karmaşık olduğunu gösteren iyi bir örnektir.
Siyasi sosyolojinin en önemli ekolojik olayını, ekonomik gelişmeye ilişkin coğrafi koşullardaki eşitsizliğin meydana getirdiği görülmektedir.
İklim ve bitki örtüsünden gelen bu etkiler, sanayileşmiş toplumlarda ikinci planda kalmaktadırlar.
  • Nüfus ve Ülke
Demograflara göre nüfuz belli maddi özellikleriyle tanımlanan bir bireyler topluluğudur. Durkheim’in geliştirdiği benzeme yoluyla dayanışma.
Demografik basınç, nüfus büyüklüğünün ülke büyüklüğüne olan oranı olarak tanımlanabilir; ülke , nüfusa oranla ne kadar küçük ise, demografik basınçta o kadar şiddetli olacaktır. Nüfus artışı ya da azalışı, onun belli bir düzene eriştiği düzeyden, çok daha fazla ilgi çekmiştir. Yüzyıllardır ortaya atılmış kurumların hemen hepsi, nüfus artmasına karşıdırlar. Aristı ve Eflatun daha o dönemde aşırı nüfus artışının, toplumsal çalkantılara neden açtığını düşünmüşlerdi. Montaigne, demokratik savaş kuramı ile devrimler kuramını, savaşları “cumhuriyetten akıtılan kan”.
1930’larda Avrupa da Almanya’nın, Asya’da, Japonya’nın nüfus fazlasına sahip oldukları besbelliydi.
Belli bir toprak parçasının üzerinde işlenebilir doğal kaynakların sınırsız olmadığı ve bu kaynakların ülkenin nüfusu belli bir düzeyin üzerine çıktığında yetersiz kalacağı yönünde bir inanca dayanmaktadır. Nüfus basıncı kuramı bir kıtlık kuramıdır. Demografik olmaktan çok ekonomiktir.
Bugün de sanayileşmiş ulusların az gelişmiş ülkelerdeki demografik artış karşısında duydukları endişe – ki bu artış gerçektir- sayıları gün geçtikçe azalan zengin halkların günün birinde nüfusları hızla artan fakir halklar tarafından çevrelenip yok olup gideceği korkusuna dayanmaktadır.
ORTAK TASARIM OLARAK ÜLKE
  • Ülke tasarımlarının çokluğu
Omurgalılarda hep gurup olarak bir ülkeye sahip olduğu gibi,, her hayvan yada aile de bireysel olarak bir toprak parçasına sahiptir. Sosyolojide hiçbir şey, tam anlamıyla doğal değildir, her şey kültüreldir.
  • Siyaset ve ülke tasarımı
Ülkeye ilişkin ortan tasarımlar, siyasal amaçlara ulaşmak için insanları seferber etmeye yarayan, mitler arasında önemli bir yer tutar.
Krallık miti, giderek önemlerini yitirmekte olan feodal beyler üzerinde egemenlik kurabilmekte yardımcı olmuştur, ulus-devlete. Bu mitin üstünlüğü doğrudan çağın, soydan geçirme ve süzeren ve vasalları piramid şeklinde birleştirilen hiyerarşik nitelikteki kişisel bağlara büyük bir yer veren, kültürel ortamın bir ürünü olmasıdır.
Yurtseverlik mitleri, daha çok savunmaya dönüktür ve fetihlere oldukça kapalıdır.
Hiçbir ülkenin tarihsel sınırı yoktur. Bunu ancak az yada çok başarılı bir propaganda yardımıyla yöneticiler var etmeye çalışır. Tarihsel denilen sınırı, ülkenin tarih boyunca sahip olduğu, çoğu zaman da pek çok sayıdaki sınıfları arasından seçerler. Keza bir adanın tümü üzerinde yerleşmiş olan uluslar dışında kalan tüm ülkeler için, doğal denen sınıflar kadar doğallıktan uzak bir şey düşünülemez.

Comments

facebook'ta yorum yazın

fikrin nedir?