t1-7 (Taslak) (bu bölümü çıkardım)

1986 akşamı. Güneş henüz batmaya başlamış. Esen hafif rüzgar, yeni dökülmeye başlamış ağaç yapraklarını küçük daireler şeklinde döndürerek kendince eğlenceli bir oyun oynama çabasına girişmiş. Ben ise evin balkonundan karşıdaki elektrik direğine çıkmış adamı izlemekle meşgulüm. Benim gibi diğer çocuklar da balkonda. Sokakta bir sessizlik hakim. Akşam üstlerinin verdiği huzur. Burası küçük bir sokak. Çoğu kez sessizlik ve sakinlik isteyenlerin toplandığı bir yer. Zaten şehir olarak yüz ölçümü büyük olduğundan, dağınık yerleşimi sebebiyle, böyle küçük, az evli sokakları bulmak mümkün. Aslında şehrin geneline bakıldığında az evli de değil. Sadece belli noktalarda yapılan yapılaşmadan kaynaklanan bir kalabalık.

Adam emniyet kemerini iyice direğe dolayarak son kancasını da kemerine taktı. Biraz daha yukarı ya tırmanarak, sokak aydınlatması için kullanılan florasan lambalarının koruma kapağına uzanmaya çalıştı ancak beceremedi. Biraz daha yukarı çıktı. Sol eliyle bu kez kapağa ulaşabiliyordu. Koruma kapağını kaldırdı. Çeşitli malzemelerinde asılı olduğu, kemerin bir köşesine tutuşturdu. Florasan koruma kapağı şimdi aşağıya doğru sallanıyordu. Florasanlardan birini çıkardı ve ardından çıkmakta kısa boylu adama uzattı. Daha sonra polis tutanaklarından öğrendiğime göre bu adamın adı Davut’tu. Diğer florasanıda istedi kısa boylu adam. Yukarıda kemerle asılı adam diğer florasanı da çıkarttı ona uzattı.
Hala büyük bir sessizlik hakimdi. Herkes pür dikkat direkte olan biteni izliyordu. Birden içeriden annemin sesini duydum. Yemeğe gelmemi söylüyordu. Başımı kapıdan içeriye doğru çevirip cevap vereceğim anda babamı gördüm.
“Babam geliyor, o gelene kadar gelirim.” dedim.
Babam bana el salladı bende ona, kısa boylu adamın yere inmesine az kalmıştı. Babam çevik bir hareketle direğin dibine gitti.
“Dur, dur sen inme ben uzatayım.” dedi heyecanlı bir sesle. Adam öncelikle elindeki bozuk florasanları babama verdi. Babam onları alarak yere koydu. Hemen yanındaki yirmili florasan kutusundan iki florasan çıkarttı, koruma kutularını da yırtarak kısa boylu adama verdi. Adam florasanları güzelce tuttuğundan emin olduğunda direğe tırmanmaya başladı.

Mutfaktan kokular geliyordu. Sanıyorum kuru fasülyeydi. Çünkü o zamanlar en sevdiğim yemeklerden biriydi. Şimdi ise özel günler haricinde kendime bu yemeği yapmıyorum. Rüzgar hafifçe şiddesini arttırmıştı. Burnuma gelen kokular ne kadar hızlı geliyorsa o kadar çabukta gidiyordu ve uzaklardan gelenbalık kokusu. Midemin kazınmaya başladığını hissettim. Öyle ki o küçük midem kokuları almadan önce gıkını bile çıkarmazken, şimdi derin bir kazıntının içindeydi. Evet şimdi bir fili bile yiyebilirdim. Bir yanım bir an önce yemeğe başlamamı söylerken bir yanım da şu nadir gördüğüm florasan değiştirme olayına sonuna dek bakmamı söylüyordu. Elbette babam da evdeki florasanları değiştiriyordu ama, bu yerden çok yüksekte ve sanki bir dağa tırmanır gibi yapılmış tırmanışın zevkiyle gözümde ayrı bir yerdeydi.

Adam florasanları takmış, koruma kapağını yerleştirmeye çalışıyordu. Kısa boylu adam direkten inmiş yerdeki malzemelerini üstü açık pikap arabaya topluyordu ve gidip gelirken direğin altında duran babamla konuşuyordu. Birden bire “Allah” diye bir ses sokağın sessizliğini bozdu. Uzun boylu adam yere düşmüştü. Tam da babamın üzerine. Ne yapacağımı şaşırmış halde öylece kalmıştım. Gözlerimde bir yanma hissetmeye başladım. Bu arada kısa boylu adam “polis”, “dışarı çıkın” diye bağırarak uzun boylu adamı babamın üzerinden kaldırdı. Ağzımdan çıkan sadece, “anne” kelimesi olmuştu.

Not: pek içim ısınmadı bu bölüme aynı fikir de mi olacağız diye yayınlamak istedim…

Comments

facebook'ta yorum yazın

t1-7 (Taslak) (bu bölümü çıkardım)” üzerine 3 düşünce

  1. noreply@blogger.com (Ruyayla)

    İlk başlardaki o florasan değiştiren adamı baban sandım :)bi dahaki bölümde ne olacağını merakla bekliyorum …

    Cevapla
  2. noreply@blogger.com (NaKHaR)

    kesinlikle hızlı karar verilmiş, yoğunlaşmamışsın diğerleri gibi… direğe dayanmış gelen arabayı üstünde boxer la seni görmemesi için dua ederek bekliyordun…

    direğe baktığında babanı görmüştün… etrafta in cin top oynuyordu… geceydi, karanlıktı ve evinde elektrikler kesikti…

    burda tepende sokak lambasını değiştirn bir adam var… baban ileriden geliyor sokak kalabalık, çocuklar balkonlarda… tahminen gündüz vakti çünkü sokak lambası gece yaydığı ısıdan değiştirilemez duruma gelir, yanmıyorsa da gece değiştirilmesi mantığa uygun değil…

    içine sinmemesi zaten yansımış yazına ve hikayenin gidişatıyla mantıklı bir bağlantı kuramadım ben kendi adıma… ???
    bence düzenleyip tekrar girilmeli bu yazı taslak olarak geri almalı ve yeniden düzeltip yayınlanmalı 🙂

    Cevapla
  3. noreply@blogger.com (kişisel depresyon anları)

    aslında karar uzun zaman önce verilmişti ama yazım esnasında pek odaklanamadım. cümleler iteleyerek çıktı. Florasanlar yanmıyordu.
    neyse sanırım 7. bölüm üzerinde biraz uğraşmam lazım. Ya da 7 yi atlayıp 8'e geçmeli…

    Cevapla

fikrin nedir?