Siyaset Sosyolojisi – Maurice Duverger 4

SİSTEM MODELLERİ

Formel dediğimiz modeller, deneyimden daha uzaktırlar ve daha yoğun olarak kurasal bir uslamaya bağlı kalırlar, kuramsal dediğimiz modeller ise her şeyden önce deneyime dayanırlar ve bunlarda fenomenleştirme hem daha az gelişmiştir hem de daha az kuralsaldır.

  • Formülleştirme Dereceleri

Kuramlaştırma, olgusal düzeyde incelenen sistemlerden hareket ederek, soyut bir şema kurmaktır; formelleştime, aksiyomlara

Kuramlaştırma olgusal bir düzeyde incelenen sistemlerden hareket ederek soyut bir şema kurmaktır; formalleştirme, aksiyomlara dayanarak kuralsal bir sistem kurmaktır. Benzetmeci yaklaşımsa, bir sistemi başka bir alandan alınan bir görüntüyle anlatmaktan, göstermekten ibarettir; bir açıklama getirmekten çok, örneklerle aydınlatmaya yardım eder bir sistemi.

Her zaman bilinçli şekilde olmasa da, organcı yaklaşım çağdaş sosyolojide çok önemli yer tutar.

“Tüm bilimlerini kaçınılmaz olarak uydukları ve hiyerarşideki yerlerine göre, birbirlerinin peşi sıra geçtikleri, dört aşamalı gelişme yasaları vardır. Dört aşama sırasıyla, betilsel, tümevarımsal, tümdengelimsel ve betilsel aşamalardır.

  • Formelleştirmenin Sınırları

Formel sosyolojik modellerle yönetilen son bir eleştiri de, nesnel bir görüntü ardında, bunların aslında bir ideoloji gizledikleri eleştirisidir.

Formelleştirme bir kamuflaj ideolojisidir; sosyologların afyonudur.

Formel model örnekleri

  • Kısmi modeller

Amerikan P.P.B.S. (Planing, Programing, Budgeting System) ya da olanlama, programlama, bütçeleme sistemidir. Bu model 1961’de Savunma Bakanlığı tarafından geliştirilmiştir.

Downs’un hükümet bir vergi siyaseti seçer, kamu harcamalarının en son biriminin kaybettireceği oydan fazlasını kazandırsın.

  • Global Siyasal Sistem Modelleri

Easton’a göre batı demokrasilerinde talep indirgemesini sağlayan başlıca yapılar siyasi partilerdir.

Geri-tepkime sistemi olarak tasarlanan siyasal sistemin etkinliği, Deutsch’a göre, dört öğeye bağlıdır. Birincisi sistemin aldığı bilgi yüküdür. İkinci öğe, cevabın gecikmesidir. Kararlar arasında geçen zamandır. Üçüncü öğe; düzeltici işlemlerle sağlanılan kazançtır. Dördüncü öğeye ise fark adı verilmektedir.

  • Talcott Parsons’un Genel Modeli

Parsons, iktidarı otoriteden ayırır. Otorite, iktidarın biriktiği yerdir, paranın biriktiği yer olan kasa ya da banka hesapları gibi.

Kurumsal Modeleler

  • Klasik Marksist Model

Marksist model ilk, Heraklit’in “her şey değişir” özdeyişini benimsemiştir. Aristo mantığı durgundur, Hegel mantığı ise devinmeyi içermektedir.

Marksistlere göre toplumsal sistemin tabanını “üretim güçleri” oluşturur.

  • Klasik Marksist Modele Getirilen Düzeltmeler

Komünist Manifestosu, günümüze dek gelen insanlık tarihinin, sınıf çatışmaları tarihi olduğunu ileri sürer. Marx’ın tüm endişesi, siyasal yaşantının belirtilerini, ekonomik temellerine bağlamaktır.

Engels bu gelişmeyi esefle karşılamakta.

Sivil toplumun gelişmesinde özel bir rol oynar, aydınlar. Gramsci’ye göre aydınlar, sivil toplumun örgütleyici öğesidir. Egemen sınıfa bağlı olan bu aydınlara Gramsci “örgütsel” (ya da organik) aydınlar adını verir.

  • Marksist olmayan genel modeller

XX. y.yılda Marksizmin etkisiyle, toplumların gelişmesinde, ekonomik koşulların oynadığı rolün bilincine varıldı. Marx’ın maddi gerçeklerden türeterek, Hegelci pramiti ayakları üzerinde doğrulması gibi batılılar da, toplumların evriminin insan aklının ilerlemesiyle değil, tekniğin ilerlemesiyle belirlendiğini kabul ederek, kendi pramidlerini ayakları üzerinde doğrultacaklardı.

Genel bir Kuramsal Model Taslağı

  • Siyasal Aygıtların ve İdeolojilerin Özerkliği

Akenaton: M.Ö. 14. y.yılda, Mısır’da, büyük bir din devrimine girişen firavun. Girişimi, tarihte görülen ilk, tek tanrıcı dini benimseme niteliğinde görülür.

SİYASAL SİSTEMLER

Gelişme Dışı Kanlan Toplumların Sistemleri

“Gelişme dışı kalan” diye adlandırdığımız toplumların ortak yanı, ekonomik büyümenin, bu toplumların başlıca amacı olmamasıdır.

  • Sistemlerin Öğeleri

Çoğu zaman topluma kabul törenlerinde söylenilen, sözü geleneklerle iletip, toplumsal sistemin dayanaklarını birleştiren ve açıklayan simgesel öykülere, mit denmektedir.

Merkezi devletli toplumların sistemleri, devletleri parçalı toplumların geçiş halindeki sistemleri…

Freud’a göre siyasal otorite, akrabalığa dayanmayan bir otorite olup, babanın katledilmesiyle ortaya çıkmaktaydı.

Tarihsel Toplumların Sistemleri

  • Kentler ve İmparatorluklar

İmparatorluk, fetih üzerine kurulan ve hükümeti bir orduya dayanan bir devlettir. İmparatorluklar, askeri diktatörlüklerin bir türünü meydana getirir.imparatorluk, başka ulusları fetheden ulusun egemenliği altından kurulan çok uluslu bir devlette uygulanan kişisel bir diktatörlüktür.

  • Feodalite ve Karalılar

Derebeylik ve krallık sistemlerinin ortak yan, siyasal iktidarın burada soydan devir üzerine kurulmuş olmasıdır.

Ancak, imparatorluk kavramı askeri fetihe bağlı olduğu ölçüde, iktidarın temelini soydan devir değil, fetih oluşturur.

Fieflerin soyundan devredilir hale gelmesi derebeylik sisteminin çekirdiğini oluşturur.

Tanrısal kral, kutsal kral anlayışı eski çağın doğu krallılarında geçerli olan anlayıştır ve oraya da büyük olasılıkla Mısırdan gelmiştir.

Gelişmekte Olan Toplum Sistemleri

  • Az gelişmiş Toplumların Sistem Tipleri

Az gelişmiş toplum sistemlerinin hemen hepsi otoriterdir.

XIX. y.yıl Avrupa toplumları, kinliği kanıtlamış olan, siyasal liberalizmle, ekonomik sömürü karması yol izlemişlerdi.

İkinci bir kalkınma modeli komünizmdir.

Üçüncü bir modele de Brezilya modeli adını verebiliriz. Bu, XIX y.yıl Avrupa kalkınma modelini andırmaktadır.

Gelişmiş Toplumların Sistemleri

Gelişmiş ülkelerin en belli başlı özeliği kırsal ve kentse kesim; yani birincisi geleneksel, ikincisi modern olan iki nüfus kategorisi arasındaki farkın giderek azalmasıdır.

  • Batı Sistemi

1780’le 1880 arasında, sanayi devrimi. Bu üretim araçlarına sahip olan ve bunları daha fazla kazanç elde etmek için uğraşını genişletmek ve yenilemekte kullanılan kişi, yani kapitalist girişimciydi.

Böyle bir üretim biçimi doğal olarak, iki aykırı sınıf yaratıyordu. Marksistlerin “burjuvazi” dedikleri sınıftı; ötekisi ise Marksistlerin “proletarya” ya da “işçi sınıfı” diyecekleri, yaşamak için emek güçlerinden başka şeyleri olmayan ve bunu birincilere kiralamak zorunda bulunanlardan oluşan sınıftı.eski krallık rejimlerinin yıkılmasına yol açan temel sınıf çatışması, Marksistlerin öngördüğü ezenlerle, ezilenleri karşı karşıya getiren sınıf, yani bir tarafa ücretlilere dayanan burjuvalarla, öbür tarafta köylülere dayanan soylular arasındaki sınıf çatışmasıdır.

A.B.D.’de çoğulculuk sınırlıdır; çünkü birkaç marjinal grup bir yana bırakılırsa, halkın tümü, gerek siyasal, gerek ekonomik yönüyle liberal ideolojiyi benimser ve hem kapitalizmi hem de demokrasiyi, yani batılı Janus’un bu iki yüzünü desteklemeye hazırdır.

Bizans’ı devam ettiren Ortodoks kilisesinin, orta Avrupa’da, bu dünyaya ait olanla öbür dünyaya ait olan birbirine karıştıran bir devlet dini alışkanlığı yarattığı görüşündedirler.

Comments

facebook'ta yorum yazın

fikrin nedir?