bağlamalıyım, elimi, kolum, ayaklarımı. üzerime düşen görevlerden kaçmak için. her şeyi nasılda boş verdim. ne kadar vurdum duymaz besledim vücudumu. doyum yoksunu parfümlerle boyandım. hem mutluluk, hem özlem kokarken, içimde büyüttüğüm kinin doğuşunu yansıttım bedenimde.  
şimdi ise tek başımayım. yaklaştıkça ittiğim insanlar, akabinde kendime lanet yağdırışlarım. 
kimse için üzülemem, kimse için kendimi yollara serpemem bundan sonra. sadece beklediklerim mi ellerimde, peki ya umut ettiklerim? hepsi benim, hepsi küçük hüsnü kuruntularımdan ibaret. biliyorum. düşünmediğim sürece, varlığınız yokluğunuzdan farksız. kim olursanız olun yada her ne olursanız, tek bir gözyaşına yad etmeden sizi, sessizce uğurlayacağım.
belki gözyaşlarınız alacak hanesine bir kez daha eklenecek. bekli diğer diyarlarda yakama yapışıp hiddetle sebebini soracaksınız ama sonuç diğerlerinden farkız olacak ellerimde.
ey şeytan sana mı yakın sözlerim, noktayı koyduğum yerde. sitemler dostluk ifadesi mi senin için? ne kadar karışığım. kulağıma dolduğum laflar, küpe ettiğim cümleler. ne kadar da ağırsınız, kendimi taşıyamazken.

Comments

facebook'ta yorum yazın

” üzerine 2 düşünce

  1. noreply@blogger.com (Ferhanca)

    insan kendinin değerini çok mu zor fark edyiyor?
    iki gündür gelip gidip bu yazıyı okuyorum:))

    Cevapla
  2. noreply@blogger.com (Ferhanca)

    insan kendinin değerini çok mu zor fark edyiyor?
    iki gündür gelip gidip bu yazıyı okuyorum:))

    Cevapla

fikrin nedir?