SİYASAL DÜŞÜNCELER VE YÖNETİMLER (Ayferi Göze)

<![CDATA[

ORTAÇAĞIN TOPLUM YAPISI VE ORTAÇAĞDA SİYASİ DÜŞÜNCE
1. Ortaçağın toplum yapısı
Barbar istilaları bir taraftan, ticaret yollarının kesilmesi diğer taraftan kara Avrupası ülkelerinde yeni yapılaşmalara yol açmıştır.
Ortaçağın sosyal, siyasal, ekonomik ve hukuki düzenini belirleyen sistem Feodalitedir.
            Feodalitenin Ekonomik ve Sosyal Yapısı
Kapalı tarım ekonomisi, barbar istilaları diye anılan Norman ve Macar istilaları.
Feodal düzende sosyal yapıyı belirleyen özellik ise kişilerin toplarla olan ilişkileridir.
Toprağa sahip olan kişi aynı zamanda siyasal iktidar sahibidir.
Senyör toprakları üstünde çalışacak bu muhtaç insanlara topraklarını hizmet karşılığı kiralamış sayıyordu.
Senyör toprakları üzerinde adli, mali, idari, yetkilere sahipti.
Özgür insanlar arasında da görülen hizmetlerin karşılığı toprak üzerinde sözleşme ile tanınan bir hak olarak ödenmektedir.
            Ortaçağ Toplum yapısında gelişmeler
Ortaçağ toplum yapısı bilindiği gibi soylu –serf- rahip üçlüsüne dayanıyordu.
Piyasada tedavüldeki paranın çoğalması fiyat artışını ve hayat pahalılığını doğurmuş soylular zarar görüyor.
2. Ortaçağda Siyasal Düşünce
            Ortaçağda siyasal düşünce ve kaynakları
Platon’un görüşlerini benimseyen ve Neoplatonizm akımını Aristotales’in eserleri. Romalı stoacı hukukçuların, ortaçağ siyasal düşüncelerini etkileyen önemli kaynak Hıristiyan dini olmuştur.
            Hıristiyanlığın devlete yaklaşımı ise şöyledir: Hıristiyan siyasal güç karşısında bağımsız bir güç olabilme mücadelesi “Sezar’ın hakkını Sezar’a, Tanrı’nın hakkını Tanrı’ya verin” her iki iktidarın farklı alanlara hükmettiklerini.
Papalığın üstünlüğünü savunanlar kilise dini gücü doğrudan kendisi kullanır, siyasal gücüde krallar aracılığı ile kullanır. Siyasal iktidarın üstünlüğünü iktidar toplumuna aittir.
Bağımsız iki ayrı iktidar görüşünü savunanlara siyasal iktidarı kullananlar sadece ve sadece tanrıya karşı sorumludurlar. Karalın üstünde Tanrıdan başka bir güç yoktur.
Ortaçağ, görüldüğü gibi iktidar mücadelesi ile geçecektir.
            Saint Thomas D’Aquin (Aquino Thomas, Kutsal Thomas yada Thomas Aquin)
St.Thomas, Aristotales’in görüşlerini Hıristiyan dinini ilkeleri ile uzlaştırmak istemiştir.
                       Yasa tanımlaması ve yasa çeşitlemesi
İnsanın tutum ve davranışlarının kuralı ve ölçüsü ise akıldan başka bir şey değildir. Yasa aklın bir emri kuralı olur.
Ölümsüz ve doğal yasalardan insan yapısı pozitif yasalar yer alır.
                       Toplum, yönetim biçimleri ve Meşru iktidar
St. Thomas’in iktidarların ve bu arada siyasal iktidarında kaynağını Tanrıya bağlar. Monarşi en iyisidir.
            Mülkiyet
Mülkiyet hakkı insanın yeryüzündeki amacını gerçekleştirebilmesi için sorumludur.
İbn-i Haldun sosyolojinin öncüsü…
                       İnsani sosyal yaşam ve çeşitleri
İnsanları toplum halinde yaşamaya iten nedenlerden biri ekonomiktir. İkinci neden ise güvenlik ihtiyacıdır.
Toplumda düzenleyici otoriteye ihtiyaç vardır.
                       İklimin insanlar üzerindeki etkisi
Ilımal iklimde kalabalık yerleşim merkezleri göze çarpar, uygarlık gelişmiştir
            “İbn-i Haldun” aynı zamana da Montequieu’nün öncüsüdür.
            İbn-i Haldun’un tarihçiliği ve öykücülük ve geçmişten haber toplayış “aktarmacılık” biçiminden kurtarıp olayların nedenlerini araştıran tarih felsefesini başlatan düşünür olduğu herkes tarafından kabul edilir. Laik bir devlet ve siyaset teorisi öngörmüştür.
MODERNÇAĞDA SİYASAL DÜŞÜNCE
I. XV ve XVI. Yüzyıllar
XVI. yüzyılın ilk yıllarında gelişen rönesansla birlikte eski Yunan ve Roma düşüncesine dönülerek, yeni coğrafi keşifler. Matbaanın keşfi.
            Nikolo Machiabelli, ulusal birlik, ulusal devlet
Nikolo Machiabelli XVI. Yüzyıl başlarında İtalya’da ulusal birliği savunan, merkezi güçlü bir devlet kurulmasını amaçlayan bir düşünür. “Titus, Livus’ün ilk on bölümü üzerine söylevler” ,“Prens” Atlı
            “Titus Livus ilk on bölümü üzerine söylevler” Eserlerindeki görüşleri
Monarşi, aristokrasi ve halk yönetimi, olmak üzere üç yönetim biçimi vardır. Bu yönetimlerin bozulması da üç kötü yönetim biçimini zorbalık, oligarşi ve demogarjiyi doğurur. En iyisi sağlam ve devamlı bir yönetim için karma yönetimine gitmektir.
            Prensde Aranan Özellikler
Mücadelenin iki yolu olduğunu söyler Machiavelli, biri yasalar çevresinde kalarak yapılan mücadele diğeri kuvvetle yapılan mücadeledir. Amaç, araçları meşru kılacaktır.
            İtalyan Birliğinin Kurulması
Machiavelli devleti laik temellere oturtur. Eseri “Utopia” hiçbir yerde olmayan anlamına gelir “utopia” XV-XVI. Yüzyıllarında İngiliz toplumunun sosyal, ekonomik ve siyasal yaşamını aksettiren ve eleştiren bir bölümle başlar. Utopiada özel mülkiyet yoktu, utopiada para yoktur iş sözleşmeleri yapılmaz. Toplumda herkes çalışacağı için günde altı saat çalışmayla utopiada toplum hayatının temeli ailedir. Utopiada en pis ve en basit işleri yapan kölelerde olacaktır. Din adamları, rahipler de seçimle görev başına gelirler. Utopiada yasa sayısı çok azdır. Düşmanlarını içten delerler.
            Reform Hareketi ve Reformatörler
Reformatörler Roma Kilisesinin baskısına karşı kişinin düşlünce inanç ve vicdan özgürlüğünü geçici bir süre içinde de olsa savunmuşlar ve kişiyi kurulu din düzenini yıkmak için savaşmaya çağırmışlardır. Reformatörlerden sonra, Protestan düşünürler zorba yönetimlere karşı direnme görüşünü işleyeceklerdir.
            Jehan Bodin Egemen Devlet – merkezi devlet
 Devlet bir çok ailenin ve onlara ortak malların egemen güç tarafından yönetimidir.
Egemenlik süreklidir. Egemenlik mutlaktır. Egemenlik yapmak, yasaları değiştirmek iktidarıdır. Bodin’in bu egemenlik anlatışı feodaliteyi bertaraf ederek Fransız monarşisinin esas temel yapısını oluşturur. Egemenlik kavramı feodal zinciri parçalıyor ve ulusal birliği ve bağımsızlığı simgeliyordu. Karma yönetim biçimini de reddediyordu. Egemenlik parçalanmaz bölünmez bir bütün. Bodin feodal düzenden mutlak merkezi monarşiler dönemine geçişi simgeleyen bir düşünürdür.
            Mutlak Monarşiler
XVII. yüzyılda mutlakıyet feodal yapının dağınık, bölünmüş, parçalanmış siyasal iktidar anlayışına karşı birleştirici, bütünleştirici, tekelci güçlü bir iktidar anlayışı getirmektedir. XVII. Yüzyıl ekonomide merkantilizmin geliştiği yüzyıldır. Merkantilizm bir ülkenin zenginliğini, yol gücünü o ülkenin sahip olduğu altın ve gümüş gibi kıymetli madenler stokuna bağlar.
Sosyal ve siyasal sözleşme teorisini savunanlar Tanrısal hukuk görüşünün, devlet iktidarının kökünü Tanrıya bağlıyan teorinin yerini alacak bir teori ortaya koymuşlardır. Sosyal-siyasal sözleşme teorisinde ise iktidarın kaynağı toplumdur. Siyasal iktidarın kökü kaynağı sözleşmelerdir. Yöneticilere, emretme gücünü, üstün iktidarı, egemenliği veren sözleşmedir. İktidarın kaynağı tanrı değildir insanların kendi iradeleridir. J. Locke ise liberal yönetim anlayışını yine sosyal sözleşmeyle açıklamıştır. Grotius XVII. Yüzyılda doğan hukuku laik temel üzerine kuran düşünürdür.
Doğal hukuk insan akına dayanır.
İktidarın kaynağı siyasal sözleşmedir.
            Thomas Hobbes, Rasyonel Bireyci Mutlakıyet
                       Leviathan- Ejder Kimdir?
Hobbes, Leviathan’da insanı inceleyerek başlar. İnsanı diğer canlılardan ayıran özelliklerinden biri akıl ve muhakemesidir. Bilimsel merakıdır. Dini inançlara sahip olmasıdır.
İnsanlar arasındaki mücadeleyi Hobbes üç neden bağlar: rekabet, güvensizlik, herkesten üstün olma tutkusu.
Bu savaş herkesin herkesle herkesin herkese karşı savaşıdır.
Herkesin herkesle savaş halinde olduğu bir ortamda yasa yoktur.
Hobbes, doğal yasanın kurallarını on dokuz ilkede toplar.
İnsanlara boyun eğdirici gözle görülen, elle tutulan, korkutan, cezalandıran ve karşı konamayan bir gücün, bir otoritenin varlığı da zorunludur.
                       Egemen gücün oluşturulması
Bu sözleşme ile herkes her şey üzerinde sahip olduğu mutlak nitelikte doğal hakkını bir kişiye yada bir meclise sözleşmeye terk ederek  siyasal toplumu kurmuş olur.
Hukukun tek bir kaynağı vardır, o da egemen gücün iradesidir.
Egemen gücün güvenlik ile ilgili görevini yerine getirmesi halinde ve yalnızca bu halde toplumun egemen güce itaat borcu sona erer.
                       Devlet biçimleri
Totaliter devlet sistemim Hobbes totaliter devletin teorisini yapmıştır ve XX nci yüzyılda uygulamada görülen totaliter devletler –faşist, nasyonal-sosyalist devletler- Hobbeus’un Leviathan’ını anımsatmaktadır.
Kilise de devletin emrinde ve hizmetindedir. Devlet insanların yarattıkları “ölümlü tanrıdır”.
Hobbes mutlakıyetçi bir düşünürdür ve onun Leviathan’ı bu açıdan bu totaliter devleti aksettir. Liberalizmin iki büyük temel ilkesini reddeder. Bu ilkeler, kişinin devlete karşı ileri sürebileceği kahlar olduğu ilkesi ve kuvvetler ayrılığıdır.
Totaliter devlette, devlet gerçek ve kolektif bir varlıktır, breyi alır onu yoğurur, istediği biçimi verir ve sosyal organizmanın amacına hizmet edecek duruma sokar.
Hobbes ısrarla devletin doğal bir gerçek olmadığını, sadece hukuki bir varlık olduğunu.
Modern totaliter devletler bir doktrine, bir inanca dayanır –komünizm, faşizm, nasyonal-sosyalizm- devlet bu doktrinden meşrutiyetini elde eder, ilkelerini ve siyasal amaçlarını bu doktrine dayandır. Totaliter devleti devley ve toplum ayrımını reddettiği gibi, kişinin özel toplumsal hayat ayrımını da reddeder.
Jacques-Bénigne Bossuet. Teokratik Mutlakiyet
            Yönetimler
Monarşi en yaygın, en eski yönetim biçimidir. Çünkü baba otoritesinden kaynaklanır.
            Kral ve uyrukların karşılıklı hak ve görevleri

<

div class=”GvdeMetniGirintisi21″>İyi bir yurttaşın kral]
]>

Comments

facebook'ta yorum yazın

fikrin nedir?