Slumdog Millionaire

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki film boyunca bu senaryoyu Darren Aranofsky harmanlasaydı gözlerimizin önüne nasıl bir görsellik çıkardı diye düşünmeden edemedim. Requiem For A Dream‘daki o göz alıcı yarışma atmosferiyle gerçeğe dönüş arasında nasıl bağlantı kurmuştu izleyen bilir. Slumdog Millionaire’de bana Requiem!i hatırlatmadı değil… Ama bu sefer kamera arkasında Danny Boyle var.

Vikas Swarup‘ın romanından Miss Pettigrew Lives for a Day‘ın başarılı senaristi Simon Beaufoy yine senaryoyu yazarken harikalar yaratmış. Elbette film büyük övgüleri hak ediyor ama bu film sadece bir Hint filmi olsaydı acaba bu kadar tutar mıydı? Tabi bu başka bir soru.
Filme şöyle uzaktan baktığımda elbette olumsuzluklar gözüme çarpmıyor değil.
Bir Hintli olarak çocuğun kendi kültürüne yabancı düşmesi, genel çoğunluğun tanrısı olan Hint tanrısını, eşitsizliğin bir sembolü olarak göstermesi, Hindu halkına ve tanrısına yapılan bir haksızlık gibi geldi bana. Bir diğer aklıma takılan şey ise dünya medeniyetinin beşiği sayılan Hindistan’da genellikle insanların, hatta Hindistan kanalında yayınlanan bir yarışma programının bile İngilizce olması. Oysa Hintçe konuşulan sahnelerde ne zevkle izliyordum filmi. Ama doğru ya İngilizce evrensel bir dil, bunu her yere yayıp öğretmeliyiz… Birde dikkatimi çeken nokta Jamal’e gelen tüm sorular, hayatında yaşadıklarıyla paralel geliyordu. Yani Jamal’in kısacık hayatından karışık değilde sıralı sorulara rastlıyorduk.
Aslında hikayeye baktığımızda bize çokta uzak olmayan karakter ve konuyla karşılaşıyoruz. Şöyle Türk Filmi dağarcığımızı bir kurcalasak bu filme benzer onlarca film bulabiliriz. Yani film konu bakımından bizi pek sarsmıyor. İşte burada asıl ortaya çıkan nokta, senaryo ve yönetim. Simon Beaufoy gerçekten başarılı bir senaryo çıkartmış ortaya. Hani her ne kadar etik olarak bazı noktaları eleştirsem de bir senaryo olarak ele alındığında açığı olmayan, sağlam senaryolardan birisi. Zaten Trainspotting‘den sonra “nerede senin böyle filmlerin deyip belemeye çekildiğim Danny Boyle’nin artık beklentileri karşılayacağı bir filmle geriye dönme zamanı çoktan gelip geçmişti bile…
Son dönemlerdeki filmlerle kıyasladığımızda Millionaire farklı bir tat bırakıyor ağızda. Yenilesi,gülümsenilesi… Filmdeki çoğu zaman o kötü ve sert ortama rağmen rahatsız olmuyorsunuz. Başlamış ve bilmiş arasında… belkide ortada hiçbir şey yok…
Filmde en sevdiğim diyaloglardan biri de çocukların Tac Mahali ilk defa görüp gösterdikleri tepkiler. “Burası cennet mi?” ve akabinde gelen o şatafatlı anlatımlı tur rehberi… Bir diğer bölüm ise çocuğun iki turistleri, gezdirirken geri döndüklerinde arabayı soyulmuş bir vaziyette buldukları sahnedeki replikler. “Siz gerçek Hindistan’ı görmek istemiştiniz, işte bu gerçek Hindistan!” “O zaman şimdi sen de gerçek Amerika’yla tanış…” deyip çocuğa para uzatmaları. İçten içe bir Amerikan eleştirisi olmuş…
Film kaderden bahsediyor bu yüzden filmde de bazı mantık hataları aramak gereksiz. Çünkü kader dersiniz ve çekip gidersiniz. Bu konunun üzeride fazla durmayacağım…
Alında ben Danny Boyle’den ikinci Trainspotting’i (porno) beklerken bu filmin aynı ihtişamla gelmesi biraz hayal kırıcı oldu. Ama o filmle de Oscar alacağını düşünmüyordum açıkçası… Birazda filmi izerken filmin neresine Oscar verildi diye düşünmeden edemedim. Yani filmde Amerikan milliyetçiliği, yada savunuculuğu göremedim. Son on yılın ödül almış en iyi filmlerine bakarsak bunu görebiliriz aslında. Bu durumda beni bu ödül şaşırttı diyebilirim. Ama Banny Boyle şu filmle bunu hak ediyordu o da başka bir mesele…
Oyunculuk hakkında söylenecek bir şey yok. Tüm oyuncular hakkıyla yerine getirmişler görevlerini. Hele o çocukların oyunculuğu bir harika. Müzikler ise dinlediğim en iyi müzikler arasında yer almakta, görselliğe yakışır bir durumda… Birde finaldeki dans Hint filmlerine saygı duruşunda bulunmuş…
Kısacası son dönemlerin en iyi filmi olan Millionaire hak ettiği yeri bulmuş. İzlenmesi ve arşivlenmesi gerekenler arasında…
Oyuncular
Linkler

Comments

facebook'ta yorum yazın

Slumdog Millionaire” üzerine bir düşünce

  1. Sophie

    Dün izleyebildim sonunda.Harika bir film gerçekten.tavsiye eden herkese başta size tabi ki cok cok teşekkür ederim.İyi ki izlemelisin demişsiniz.Böyle güzel filmler cok nadir oluyor,bence sabırla beklemek gerek bu yüzden.oyunculuklar,müziklerin uyumu hepsi müthiş ve final dansı da.bu filme ”evettir ” diyebiliriz 🙂

    Cevapla

fikrin nedir?