Siyaset Bilimine Giriş – Ali Öztekin

AYRIM III
SİYASAL SİSTEM
D.EASTON’UN SİYASAL SİSTEM ANALİZİ
   <>lerin <<Çıktı>>lara Dönüşmesi
Çıktı niteliği taşıyan siyasal karar, sisteme giren talebe kaynakları kullanmak suretiyle verilen bir cevaptır.
   Geri Tepme (Feed-Back)
Geri tepmeyi, sisteme eski çıktıların oluşturduğu yeni girdiler olarak tanımlayabiliriz.
AYRIM IV
SİYASAL DAVRANIŞ
SİYASAL KATILMA
Gençlerin daha fazla uç siyasal eğilimlere ilgi göstermesine karşılık yaşlılar merkeze doğru kaymaktadır.
  KATILMA TÜRLERİ
Siyasal katılmayı biçim ve türlerine göre ;
Aktif ve pasif katılma,
Açık-gizli katılma,
Zorunlu-bağımsız katılma,
Sürekli katılma ve süreksiz katılma
Siyasal sisteme veren ve alan katılma
Açıklayıcı-araçsal katılma
Sözlü-sözsüz katılma
Sosyal-sosyal olmayan katılma
SİYASAL DAVRANIŞLARIN OLUŞUMU, BELİRLENMESİ VE DEĞİŞİMİ
Bütünleşme ve farklılaşma;
   BÜTÜNLEŞME
Ulusal kahraman, ulusal anıtlara bağlanmak
Kurumlara bağlanmak
AYRIM V
SİYASAL GELİŞME
I. SİYASAL GELİŞME ÇABALARININ ÖNEMİ
1960’ların başlarında alan çalışmaları ile davranış incelemelerinin birleşmesiyle siyasal gelişme sorunu daha ayrıntılı ve karşılaştırmalı araştırmalara konu olmuştur.
<>, <>, <>
II. SİYASAL GELİŞMENİN TANIMI
   Değişim Olgusu
Sosyal bir olgudur. Zaman içinde gözlenebilen geçici olmayan, belirli bir toplumun örgütünü ve işleyişini yapısal olarak etkileyen ve o toplumun geleceğe yönelik akışını değiştiren başkalaşım.
III. SİYASAL GELİŞMENİN BOYUTLARI
Siyasal gelişme ;
Geniş halk kitlelerinin
Vatandaşlık kültürünün
   Ulus-Devlet Kuruluşu
Siyasal gelişmenin en önemli aşaması olarak “ulus-devlet” kuruluşu kabul edilmelidir.
Ulus-devlet bütünleşmesi sınırlı bir dönemi, karismatik dönem zaman içinde sınırlı olup amacına ulaşmak ve ulaşınca elde edilen sonucu kurumsallaştırmak
Ulu-devletlerin kurulması aynı zamanda, geleneksel devletten çağdaş merkezi devletlere geçişi simgeler.
   Devletin Bürokratlaşması
Bürokratik örgütün özellikleri:
 
   YASAL VE USSAL MEŞRUİYET
Yasal ve ussal meşruiyetin temelini halkın oyu oluşturmaktadır.
   Siyasi Kültür ve Siyasal Gelişme
   SİYASAL KÜLTÜR TİPLERİ, SİYASAL YAPI, SİYASAL GELİŞME
Bireylerin gelir gurubu ya da sınıf değiştirmeleri sosyal hareketlilik örnekleridir.
   Siyasal Katılma ve Siyasal Gelişme
   SİYASAL KATILMANIN ÖRGÜTLENMESİ
R.Michels, sendika ve partilerin siyasetlerinin saptanmasında gerçek söz sahibi olanlar bu kuruluşların üyeleri olmayıp çok dar bir çerçevede kalan seçkin yöneticilerdir.
Michels bunu <>
IV. S,YASAL GELİŞME TİPOLOJİLERİ
   Edward Shil’sin tipolojisi
Siyasal demokrasiler, vesayet altında demokrasiler, modern totaliteler ve geleneksel oligarşilerdir.
   VESAYET ALTINDAKİ DEMOKRASİLER
Model olarak siyasal demokrasileri örnek almış rejimler biçimler olarak siyasal demokrasilere benzemekle beraber, gerçekte otoriter rejimlerden kalma durumun unsurların tam olarak bağımsızlaşmasına olanak tanımamasıdır.
   MODERNLEŞTİRİCİ OLİGARŞİLER
Anayasal kurallar tamamen iktidarda bulunan sivil ya da asker olan yöneticilere bağlıdır.
Geleneksel toplumla geçiş toplumu arasında yer alan tek partili bir çok az gelişmiş ülke, siyasal  sisteminde rastlanmaktadır.
   TOTALİTER OLİGARŞİLER
Totaliter tanımlamasına, tek parti diktatoryasına dayalı ve meşruluğunu bir ideoloji aracılığı ile gerçekleştiren sosyal sistemlerdir.
   GELENEKSEL OLİGARŞİLER
Monarşi rejimleriyle yönetilen, siyasal kuralları anayasa yerine geleneklere dayanan ve iktidara akrabalık yoluyla gelinen siyasal sistemler.
   Organski’nin Tipolojisi
Organski, toplumların gelişmesinde dört aşama; ilkel birleşme, sanayileşme, refah ve bolluk
İlkel birleşme aşaması: Sanayileşme öncesi yetkiler atomize durumda olup merkez ile çevre arasında dağılmıştır.
Otoriter katılımcı kültür yerine, tabi olma kültürünü devam ettirme.
Sanayileşme aşaması: Ekonomik modernleşmedir. Sermaye birikimi, köylülerin işçi… Sanayileşme sorunlarının bütününe uygun çözümler getiren üç politik sistem: Burjuva hükümet, Stalin rejimi, faşist rejim.
Refah aşaması: Dağıtım sorunlarının varlığı,sosyal güvenlik politikası. Üç ayrı çözüm: Batı demokrasisi, Stalin sonrası komünizm, nazi devleti.
Bolluk aşaması: Teknolojik değişmeler.
  Gabriel Almond-Bringham Poweli Tipolojisi
Almond ve Powelli; ilkel sistemler, geleneksel sistemler, çağdaş sistemler.
  David Apter’in Önerdiği Model
   HAREKETE GEÇİRİCİ SİSTEM
Harekete geçirici sistemin örgütlenme gücüdür.
   ORTAKLIK SİSTEMİ
Ortak değerler yaratarak, müzakere, karşılıklı ödünle birleşikliğe yönelme yolu yeğlenmektedir.
Yumuşak federatif bir yapı.
   MODERN OTOKRASİ SİSTEMLERİ
Temelinde geleneksel değerler ve din vardır.
V. GENEL BİR SÜREÇ: MODERNLEŞME:
Değişme, sanayileşme, bağımsızlaşma, etkili olma ve birliğini sağlama. Modernleşme süreci.
    Geleneksel Toplum
Tarım toplumları… “birey” önemsizdir. Devlet genelde otokratiktir.. soylular arasında en önde giden bir aile varsa, rejim krallığa dönüşür.
    Geçiş Toplumu
Kent uygarlığında geçiş, ticaret ve endüstrinin gelişmesi böyle bir geçişin başlangıcı olmuştur.
Geçiş toplumu geleneksel ve modern öğelerin bir birleşimidir.
    Modern Toplum
Modernleşme belli başlı dört aşamadan; ulus-devlet; ulaşım haberleşmenin bütünleşmesi; kentleşme, sanayileşme, rasyonelleşme, demokratlaşma.
Tüm ülkelerde sanayileşmenin ilk aşamaları demokratik koşullarda değil, oligarşik yönetim altında geçilmiştir.
Modern toplumda aşağıdaki özellikler;nüfusun kentlerde toplanması, makineleşme, sosyal sorunların çözülmesi, haberleşmenin genişlemesi.
Modernleşmenin bir yanı olarak siyasal gelişmenin itici gücü büyük ölçüde, <> çerçevesinde sosyal adalet ilkesine dayalı olarak dengeli bir milli gelir bölüşümünü içeren bireyleri katılımcı kılan ekonomik gelişmedir.
AYRIM VI
İDEOLOJİ
<>
Napolyon’un ideologlar ve ortaya koydukları ürünler hakkındaki aşağılayıcı görüşünden kaynaklanan <> egemen oldu.
I. İDEOLOJİ KAVRAMI VE NİTELİKLERİ
   İdeoloji Kavramı
Manheim; ideoloji, toplumdaki egemen sınıfın iktidarını meşrulaştırmak üzere kabul ettirmeğe çalıştırdığı inançlar sistemidir.
Marx, ekonomik unsura (üretim, malların dağılımı, üretim ilişkileri gibi) dayanan değişme ve geleceğe yönelik yeni diaelektrik materyalizmi gelişmiştir.
   İdeolojinin Nitelikleri
Liberal bir rejimde ideolojiler çoğalır ve yarışmaya girer; aksine, rejim otoriter ise ideolojilerin açıkça ortaya çıkması olanaksız olduğundan gizli dernekler biçiminde örgütlenerek gizlilik taşımakta ve böylece sosyal temelin darlığı nedeniyle dogmatizme itilmektedir.
İktidar, ideolojiye dayanarak sosyolojik meşruluk yönünden toplum içinde dayandığı tabanı genişletme amacına yöneliktir.
II. İDEOLOJİNİN KAYNAKLARI VE İŞLEVLERİ
   İdeolojinin Kaynakları
En önemli dışsal gerilim yaratma kaynağı kültürel değişmedir.
   İdeolojinin İşlevleri
Katılma işlevi
Doğrulama İşlevi
Örtme işlevi : Marksistlere göre ideoloji egemen sınıfın çıkarlarını büyük kelimeler arkasında gizlemeğe olanak vermektedir.
Yol gösterme işlevi
Hissetme işlevi: İdeolojiye bağlılık, dine inanmaya benzemekte ve inanç görünümü kazanmaktadır.
III. AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER VE İDEOLOJİ
Ulus-devlet aşamasına vardırma, toplum içinde ulusal bir birlik sağlama yönlerinden ideolojinin güçlü yapıştırıcı niteliği vardır.
IV. ÇAĞDAŞ İDEOLOJİ TİPLERİ
Hızlı sosyal değişim dönemlerinde ortaya çıkan ideolojilerin yeniden oluşan insan ilişkilerine anlam ve yön verebilmesi amacıyla ideologlar, bu ilişkileri sistemli bir bütün biçiminde açıklama ve etkileme görevini yüklenirler.
İdeolojiler, sosyal güçlerin evrimine paralel olarak dönüşüm geçirmiş ve geçirmektedir. <> eki bunun belirgin  göstergesidir.
Liberalizm ve Türevleri
Sanayi devrimi , özgürlük, eşitlik ve kardeşlik, ekonomik alanda mallarda serbest rekabetin üstünlüğünü savunmuştur.
<>
1929 yılındaki <>den sonra, <> yerine ekonomiye müdahale. İleri sanayileşmiş devletlerde genellikle neo-liberalizm hakimidir.
Sosyalizm ve Türevleri
Ortodoks marksizm çoğulcu demokrasilerin işçilerin yararına işlemeyeceğini savunarak çoğulculuğu reddeder ve siyasal demokrasi olanaklarından ancak teknik nedenlerle yararlanılacağını kabul etmektedir.
Trokçi <>
Ulusçuluk ve Türevleri
Faşist ideolojiler az sayıda ilke yanında, kitlelerin coşkulu duygusal, katılımına ve eylemine ağırık verirler.
Radikal ulusçuluk, az gelişmiş ülkelerin.
Dinler
Dinler esas olarak yeni bir düzen kurucu ideolojiler değil direnme ideolojileridir. Marksizme göre <>
Hıristiyan aleminde Luthetyen ve Calvinist reformların doğmakta olan liberal ideoloji üzerinde etkili oluşu.
Atatürkçülük
Jön Türk ile pozitivizm, sürekli bir devrimcilik
ATATÜKKÇLÜĞÜN OLUŞTUĞU ORTAM
Jön Türk batıcılığı ile Ziya Gökalp milliyetçiliğini ele alıp bunları geliştirmiş ve bir sentezini yapmıştır.
ATATÜRKÇÜLÜĞÜN ÖZÜ VE ÖZELLİKLERİ
Atatürkçü milliyetçi anlayışı belli bir tarihi dönem ve yerde, belli bir kültür ortaklığına sahip topluluğa indirgenmektedir.
DEMOKRASİ VE ATATÜRKÇÜLÜK
Cumhuriyetçi diktatörlükler bu bakımdan geçicidirler ve klasik demokrasiye ulaşıncaya kadar devam ederler.
AYRIM VIII
ULUSLAR ARASI İLİŞKİLER
Uluslar arası ilişkiler tanımı gereği uluslar arasında cereyan eden ekonomik, kültürel ve politik ilişkilerden oluşmaktadır.
I- ULUSLAR ARASI İLİŞKİLER KAVRAMI
Uluslararası Ortam
Uluslar arası politik sistemin bünyesi içinde fiili planda eşit, egemen ve bağımsız deyimi, ulusal güçlerin farklı olması nedeniyle, nispilik kazanmaktadır.
Devletlere iradesini kabul ettirecek, uluslar üstü bir örgüt henüz kurulmamıştır.
Uluslar arası ortamın ikinci bir niteliği, devletlerce önceden kabul edilmiş yasalara sahip olmasıdır.
Uluslararası hukukun varlığı tamamıyla devletlerin özgür rızalarına, kabullenmelerine dayanmaktadır.
Uluslar arası İlişkiler Kavramının Anlamı
Uluslar arası hukuk normalif niteliklidir.
II. ULUSLARARASI  İLİŞKİLERİN AKTÖRLERİ
Uluslararası İlişkilerin aktörleri, devletler, uluslar arası örgütler ile Uluslaraşırı güçler, birey.
Devletler
DEVLETLERİN OLUŞTURDUĞU KULÜPLER
Askeri açıdan <>
Sosyo-ekonomik açıdan üretim biçimiyle <> , <>
Gelişme düzeyi açısından <> ile <>
Politik açıdan Süper güç olan devletler, taraf tutan devletler, hukuken tarafsız devletler
Uluslararası Örgütler
ULUSAR ARASI ÖRGÜT KAVRAMI
İlk uluslararası örgütlere XIX. Yüzyılın başlarında ulaşımın tamamıyla teknik alanlarında rastlanmaktadır.
II. Dünya Savaşından sonra uluslararası örgütlerin aşırı derecede arttığı görülmektedir.
Bileşimlerine göre uluslar arası örgütler, evrensel ve bölgesel örgütler
İşlevlerine göre bazı uluslar arası örgütlerin bütün sorunlarla ilgilenme, bazıları uzmanlaşmış bir yetkiyle donatılmıştır.
Yetkilerine göre uluslar arası örgütleri devletlerarası örgütler ve süpranasyonel (uluslarüstü) örgütler
Devletlerden oluşan <> uluslar arası topluluk yanında uluslar arası örgütlerin oluşturduğu <> topluluk yer almaktadır.
Uluslar Aşırı (Transnasyonal) Güçler
DEVLETSEL OLMAYAN ÖRGÜTLER
Devletsel olmayan örgütlerin, kamuoyunun oluşması yönünden etkili…
Bireyin Rolü
Devlet şefleri ve hükümet sorumluları kişilikleriyle uluslar arası ilişkileri etkileyebildiğinden politik aktör niteliği kazanmaktadır.
III. ULUSLAR ARASI SİSTEMLER
Uluslar arası ilişkilerin temel özelliklerini üç nokta
Uluslar arası topluluğun <> bir görünümü uluslar arası politika devamlı bir yarışma ve güç mücadelesi
Topluluğu oluşturan devletler eşit değildir.
Uluslar üstü bir otoritenin yokluğu, egemen devletleri gerektiğinde amaçlarına ulaşabilmek için <> hususunda serbest bırakmıştır.
Kuvvetler Dengesi İlkesi
KUVVETLER DENGESİ İLKESİNİN GELİŞİMİ
XX ci yüzyıla kadar kuvvetler dengesini simgeleyen <>
Geleneksel diplomasi esas itibarı ile kuvvetler dengesi ilkesine dayanmıştır.
Denge İlkesinin İki Modeli: Çok Kutuplu ve İki Kutuplu Sistem
ÇOK KUTUPLU ULUSLAR ARASI SİSTEM
Yarışma veya rakip olma aynı düzeydeki birçok devlet arasında cereyan etmektedir.
İkiden fazla aktör, rakip devletlerin çokluğu arasında varolan güç dengesiyle uluslar arası oyun ılımlı kuvvetler ilişkisi havasında oynanmaktadır.
İkinci Dünya Savaşı öncesi Uluslar arası İlişkiler Nesyonal Sosyalist Almanya, İngiltere, Fransa, faşist İtalya, Japonya, S.S.B.C. ve A.B.D.’den oluşan sistem kuvvet odaklarının çokluğu sayesinde belirli bir süre dengeyi sağlamış çok kutuplu bir sistemdi.
<> bir devletin dışsal davranışlarını etkileyebilme özelliğine sahiptir.
Stanley Hoffmann <<ılımlı sistemler>> <>
M. Kaplan altı model;
Kuvvet dengesi modeli (klasik güç dengesi)
Esnek iki kutuplar
Katı iki kutup modeli
Bir süper gücün hakimiyetini gerektiren üniversal model
Devletler üstü bir otoriteye bıraktıkları hiyerarşik uluslar arası model
Tek veto modeli
İKİ KUTUPLU ULUSLAR ARASI SİSTEM
İki kutuplu uluslar arası sistem içindeki süper güç, yandaş veya uydu devletler, tarafsız devletler olmak üzere üç kategori aktör uluslar arası oyunu yönetmektedir.
Soğuk savaş modelinin üç önemli niteliği:
Gerçek barış ile gerçek savaş niteliklerini bünyesinde barındıran
A.B.D. ile S.S.B.C. arasında savaş sonrası Avrupa ve Asya’daki boşluğu doldurmak için yapılan mücadelelerden
Silahların kitlesel yok edici niteliği savaşı önleyici bir rol oynamaktadır. Karşılıklı <>
Denge İlkesinin Karşıtı: Tek Kutuplu Model
Tek kutuplu model <> veya <> nitelik taşıyan <>a dayanmaktadır. Evrensel bir görevi gerçekleştirme duygusu.
A.B.D.’nin emperyalist olmadığını sadece büyüklük politikası uyguladığını, hukuki veya politik anlamda bir imparatorluk kurmayı amaçlamadan çıkarları gerektirdiğinde dünyanın her, yerine müdahale edebilme biçiminde özetlenebilir.
Günümüz Uluslar arası Sistemi
Askeri iki kutupluluğun politik çok kutupluluğun önleyemediği vurgulanarak politik iki kutupluluğun son bulduğu görüşü.
Günümüz uluslar arası sistemi, askeri iki kutuplu görünümün yanında politik çok kutuplu bir görünüm sahiptir.
IV. ULUSLAR ARASI GÜNCEL SORUN: İKNA ETME ve SİLAHLANMANIN DENETİMİ
Korku İle Barış: İkna Etme Stratejisi
İKNA ETME STRATEJİSİ
Diğer koşulları aynı kalmak kaydı ile bir ülkenin sahası ne kadar geniş ekonomik altyapısı ve nüfusu ne kadar fazla ülke yüzeyine dağılmış ise yok olma olasılığı o kadar azdır, aksine bir ülkenin sahası küçük, nüfusu ve sanayi ülke düzeyinde toplanmış bir durumda ise vurulmaya karşı duyarlılığı o derece fazladır.
Birinci vurucu güç: yok edilebilme tehlikesi karşısında kullanımında ihtiyatlı olmak. İkinci vurucu güç: üstlerinin kısmi vurmazlığı, seyyalite ve çokluk niteliğine dayanan misilleme gücü olup ilk darbeden sonra varlığını devam ettirebilmektir. (A.B.D., Rusya Federasyonu gibi…)
A.B.D. Stratejisi dörtlü bir aşama, kitlesel yok etme doktrinine, <> doktrinine, <> doktrini yerini Schlesinger doktrinine. A.B.D. yeterince dokunulmazlığı olan nükleer silahlara sahip olmalıdır.
1980 Başkan Carter <> şehirler yerine daha çok hedefler.
YAPILAN ANLAŞMALAR
Antartika bölgesini dışlatan 1 Aralık 1956 Washington anlaşmasıdır. 17 Ocak 1967 tarihli anlaşma, atmosfer dışı uzayın kullanımında her türlü nükleer silahları ve askerileştirmeyi yasaklamaktadır.
11 Şubat 1971 anlaşması okyanuslara, denizlerin altına, kıyıların 12 mil ötesindeki bölgelerde nükleer veya kimyasal yok edici nitelikli diğer silahların yerleştirilmesini yasaklamaktadır.
(SALT) (Nixon-Brejnev)
26 Mayıs 1972 yılında Moskova’da imzalanan SALT I anlaşması anti-balistik misiller sisteminin (A.B.M.) sınırlanmasını öngörmektedir.
Haziran 1983’te Nükleer Savaşın önlenmesi anlaşması ile SALT II görüşmelerini düzenleyecek temel ilkeler bildirisi.
Başkan Carter yönetimi 1977 yılında tavanı indirmek için girişimde bulunduysa da S.S.B.C. indirimi kabul etmedi. Carter-Brejnev, 18 Haziran 1979da SALT II Anlaşmasının Kongrece onaylanmasını, S.S.B.C.’nin Afganistan’ı işgal olayı engelledi.

Comments

facebook'ta yorum yazın

fikrin nedir?