Siyasi Tarih 1918-1994 Oral Sandler

LOKARNO DÖNEMİ (1925-1930)
Yani barış dönemi iki temel sorunun çözülmesiyle ortaya çıktı. 250 milyon dolardan başlamak üzere giderek artan oranlarda yıllık ödemeler. Almanya’ya 200 milyon dolarlık bir kredi açılacaktı. Fransa’nın işgali altına düşen Ruhr bölgesi tamamen boşaltılacak.
Almanya’nın 1922 yılında, Almanya, Fransa, Belçika be İngiltere arasında savaşa girişmeme önerisidir. Fransa tarafından reddedilmişti. 16 Ekim 1925’te Lokarno’da şu antlaşmalar imzalandı:
(i)                      Alman-Fransız ve Alman-Belçika sınırlarını, yani Almanya’nın batı sınırlarını Ren bölgesinin silahtan arındırıldığını güvence altına alan antlaşma. Almanya doğu sınırları konusunda aynı güvenceyi vermedi. İngiltere, Almanya’nın Belçika ve Fransa’ya saldırması durumunda, askeri yardım yapacaktı. Ancak Çekoslovakya ve Polonya’ya bir saldırı olduğu takdirde benzer bir güvence vermedi.
(ii)                     Hakemlik atlaşmaları
(iii)                   Fransa ile karşılıklı güvence antlaşmaları. Fransa ile Almanya’nın ilişkileri normalleştirdi. Versailles düzeninin iflası demekti.
Hitler’in dikkatli gözlemlerinden kaçmayacak ve dış politikasında, Polonya ya da Çekoslovakya’ya saldırdığı takdirde İngiltere’nin harekete geçmeyeceği varsayımından yola çıkacaktır. Almanya’ya doğu sınırları konusunda çekingen davranmayabileceği rahatlığını verdi.
Milletler Cemiyeti
Wilson’un 14 Noktasında anlatımını bulan ilkelerin, yeni kurulacak olan uluslararası düzenin temel olacağını, MC’nin de “açık diplomasi” yoluyla “dış politikanın demokratik denetimi” dönemini açacağını umdular.
Fransa ile MC’yi Almanya’ya karşı kurulacak güvenlik sisteminin temel direği, İngiltere ise Almanya’yı da içerecek bir uzlaşma sistemi olarak görüyordu.
Almanya’nın Ren bölgesinin işgali, savaştan sonra kurulan güvenlik sisteminin sonunu vurguladı. Büyük küçük her devlet, yeniden askeri gücüne, diplomasisine ve güvenliği için ittifaklara dayanmaya başladı. Kısa Lokarno döneminden sonra anarşi uluslar arası sisteme yeniden egemen oldu.
MC için öldürücü darbe, İtalya’nın Habeşistan’ı işgalidir. Uzakdoğu’da saldırgan Japonya ile Almanya ve İtalya üyelikten çekildiler. . Finlandiya’yı işgal eden Sovyetler Birliği’ni  yeni girdiği örgütten çıkardı.
Silahsızlanma ve Savaşın Yasaklanması
Deniz Silahlarında Sınırlandırma
1922 yılında Washington’da toplanan Deniz Silahlarının Sınırlandırılması Konferansı, Uzakdoğu’da büyük bir güç olarak ortaya çıkan Japonya ile bölgenin üstün gücü ABD arasındaki rekabetin sonucu olarak ortaya çıkmış. İmzalanan antlaşmada Pasifik’teki topraklarına saygı göstermeyi karşılıklı olarak  taahhüt etmişler. Çin’in toprakları bütünlüğünü ve Çin toprakları üzerinde “fırsat eşitliği”
Antlaşma “capital ships” önemli olan İngiltere’nin deniz üstünlüğünü, şimdi ilk kez bir başka devletle, ABD ile paylaşmasıydı.
Briand-Kellogg Paktı
Fransız Dışişleri Bakanı, ABD İle Fransa arasındaki ilişkilerde savaşı kanun dışı ilan eden karşılıklı bir yükümlülükte bulunmasını önerdi. Kellogg ise, daha gerçekçi davranarak, “savaşı ulusal politikanın bir aleti olmaktan çıkarma yükümlülüğünün” çok tarafı anlaşmalarla sağlanması önerisinde bulundu. 1928 Ağustosunda ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Polonya, Belçika, Çekoslovakya arasında imzalandı. Bu pakta daha sonra Türkiye dahil başka devletlerde katılacaktır.
Sovyet Dış Politikası
Sovyet dış politikasını genel olarak iki geniş döneme ayırmak olanaklıdır. Göreli Güçsüzlük Dönemi, ideolojik amaçları nesnel yetkinliklerinin çok üstündedir. Yeteneklerin Artması Dönem

i

Para ve sermaye, ticaret diplomatik tanınma. “tarafsızlık ve saldırmazlık politikası”
Politikanın ilk başarısı, Almanya ile Rapallo Antlaşması’dır. 1928 yılında “Litvonov Protokolü”.
YIKILMA DÖNEMİ (1930-1939)
Ekonomik Çöküntü
Savaşa doğru sürüklenmesi, 1919-2931 yılları arasında etkisini göstermiş olan büyük ekonomik çöküntüyle başlar. Kapitalist ekonomik sistem, parçalarından birinde ortaya çıkan bozukluğun öteki parçalara da bulaştığı, birbirine bağımlı ve nazik bir bütün haline gelmişti.
Bunalım, hisse senetleri borsasında başladı. Ekonomik Vanlılığı ABD’nin krediyi kesmesiyle yıkıldı. En çok borçlu olan Almanya bunalımdan en çok darbe yiyen ülke oldu.
1931 Haziranında “Hoover Moratoryumu” Almanya’da Hitler.
Hitler ve Dış Politikası
İktidara Geçiş
30 Ocak 1933’te yaşlı devlet başkanı Hindenburg’un önerisiyle, çoğunluğa sahip olmasa bile Reichstag’ın en güçlü partisi durumunda bulunan Nasyonal Sosyalistlerin önderi Hitler Şansölye oldu.
1920 yılındaki Kapp Darbesi genel grevle, Hitler’in 1923 darbe girişimi de ordunun müdahalesiyle başarısız olmuştu.  Hitler 30 Ocak 1933 tarihine kadar anayasayı ,lhah eden bir havranışta bulunmuş değildir.
Tutucular ise Nazileri kullanarak politikalarına daha geniş bir destek toplamak istediler ancak tam tersine Hitler onları kullandı.
Yeni seçimler, Nazi Partisi dışında bütün partileri kapattı, siyasal faaliyetleri yasakladı, 1934 Ağustosunda Hindenburg’un ölümü üzerine, hükümet başkanlığının yanında devlet başkanlığını da alarak, Almanya’nın “Führer”i haline geldi.
Görüşleri
Ari ırkının üstünlüğü. Almanya’da ekonomik bunalımın etkisiyle fakirleşen giderek toplumun dışına itilen ve benliğini eski güçlü Almanya’da arayan orta ve aşağı sınıf insanı ile gençler, Nazilerin saflarında büyük bir amaç birliği, etkili bir “hoş geldin” buldular.
Kilise ve orduyla Nazi partisi arasındaki ilişkiler hiçbir zaman pürüzsüz olmamıştır.
“Saf” Alman ırkının Yahudiler, Slavlar be öteki “düşük” ırklardan temizlenmesiyle.
Hitler’in genel “programının” beş noktayı siyasal denetim ele geçirilip. Versailles düzenlemesi ortadan kaldırılarak. Sovyetler Birliği yok edilecek. Kuzey Afrika’da büyük bir sömürge İmparatorluğu. Alman kuşağının ABD ile dünya üstünlüğü için mücadele edeceğini.
Hitler Napolyon’dan sonra Avrupa’nın en geniş ufuklu önderidir.
Dış Politikasının Anahtarları
Hitler’in uyguladığı dış politika üç aşamalıdır. Almanya’nın Versailles Barış Antlaşması’nın kısıtlamalarından kurtarılması. “bir ulus, bir devlet” Lebensraum, yani “hayat sahası”
Hitler dış politikasının ilk iki aşamasını gerçekleştirirken büyük bir direnmeyle karşılaşmamış. Çekoslovakya’nın tümünü işgal edince, bu devlete karşı etkin tedbirler alınmaya çalışılacaktır.
Hitler’e Dışarıdan İlk Tepkiler
1935’te Fransa ile Sovyetler Birliği arasında bir ittifak. 1934 yılında Almanya’nın Avusturya’yı ilhak teşebbüsü. Mussolini İtalya’sı, Avusturya-İtalya sınırındaki  stratejik Brenner geçidine 200.000 kişilik bir ordu yığdı. Plebisit sonucunda Saar Bölgesin Alman toprakları içine katılması, zengin endüstri bölgesi, ilerde güçlenmesine temel hazırlanıyordu. İngiltere, Fransa ve İtalya Alman revizyonizmine karşı olarak bir cephe kurma kararını aldılar. 1935 Nisanında üç devlet arasında Stresa Antlaşmaları imzalandı. Avusturyanın bağımsızlık ve toprak bütünlüğü garanti ediliyordu.
“Salam taktiği” Almanya’nın ilk iki aşamanın gerçekleşmesinden aldığı yeni güçle “hayat sahası” politikasını başlatabildi. Bu konuda kendisine İngiltere yardımcı da olacaktır.
İngiltere’nin Yatıştırma Politikası
Yatıştırma Felsefesi
İngiltere, karmaşık ittifaklar sisteminin, Avrupa barışının 1914’te bozulmasının temel nedeni olarak değerlendirildi. 1938 ilkbaharına gelindiğinde, Fransa’ya Almanya’nın Çekoslovakya’ya ait bulunan Südetler Bölgesi’ni işgal etmesi durumunda bile bu devlete karşı savaşa girmeyeceğini bildirdi. Münih Konferansı’nda da bölge Almanya’ya verildi.
İngiliz Başbakanı Neville Chamberlain, “yatıştırma politikasının” (appeasement policy) simgesi haline gelmiştir. Doğuda bazı Alman bölgeleri Polonya’ya bırakılmıştı. İşi önemli bir yanı bu uygulamanın Wilson ilkeleriyle bağdaşmamasıydı. Almanya, 1936’da Ren bölgesini silahlandırırken 1938 yılında Avusturya’yı ilhak ederken ve Çekoslovakya’nın Almanca konuşulan Südetler bölgesinin kendisine verilmesini isterken, Chamberlain’e göre milletler ve kendi geleceğini belirleme (self determination) ilkelerinden hareket etmekteydi.
İngiliz-Alman Deniz Silahları Antlaşması
Alman deniz gücünü İngiltere’ninkinin %35’inin üzerine çıkarmamayı kabul etti. Buna karşılık, İngiltere Almanya’nın denizaltı yapmasına rıza gösterdi.
1935 yılından sonra Avrupa’da artık bir Versailles sistemi yoktur.
İtalya’nın Habeşistan’ı İşgali
Nedenleri
Temel neden demografidir. Hızla gelişmekte olan ekonomisine hammadde kaynakları bulmak çabasıdır. Milliyetçi ekonomik politika.
İtalya’nın işgali 5 Ekim 1935’te. MC Konseyi, İtalya’yı saldırgan ülke ilan ederek üye devletlerden İtalya’ya karşı zorlama tedbirleri uygulamalarını istedi.
Sonuçları
İtalya’nın Habeşistan’ın işgalinin en önemli sonucu, Almanya’nın Ren bölgesine askerlerini sokmasıdır. Hitler, bu davranışlarına gerekçe olarak, Milletler Cemiyetinin etkin bir yol oynayamadığını Almanya’nın kendi güvenliğini kendisinin alması gerektiğini.
İngiltere’nin Akdeniz’de İtalya’nın başka girişimlerine karşı tedbirler aramaya başlamasıdır.
(çatışan taraflara uygulanan silah ambargosu da genellikle saldırganın yararına işleyecektir.)
Akdeniz Paktı ortaya çıkmıştır.
İtalya ile Almanya’nın yakınlaşmaları ve Berlin-Roma Mihveri’ni kurmalarıdır.
Avusturya’nın geleceği konusu iki ülke arasında sürtüşmelere yol açmaktaydı. Berlin-Roma-Tokyo üçgeni.
İspanya İç Savaşı
Birinci Dünya Savaşı’nın provası nasıl Bosna-Hersek’te yapılmışsa, İkinci Dünya Savaşı’nın provası İspanya’da ortaya çıktı.
1936 Temmuzunda Fas’taki birliklerinin komutanı olan General Franco, askeri bir isyanla İspanya’ya geçti. Halk Cephesi hükümetine karşı ağcı ve kralcı bir ayaklanmadır.
İsyan hareketi, İspanya’da olduğu kadar Berlin ve Roma’da da planlanmış. Franco’nun iktidarı ele geçirmesi, ilk bakışta, Fransa ve İngiltere gibi Batı Avrupa devletlerinin çıkarlarına aykırı görünüyordu.
Karışmazlık Komitesi’nin aldığı bu karara, tahmin edileceği gibi, İngiltere ile Fransa uymuş, ama Almanya ile İtalya uymamıştır. General Franco, 1939 yılında İspanya’ya tam anlamıyla egemen olmuştur.
Almanya’nın Avusturya’yı İlhakı (Anschluβ)
Almanya’nın 1938 yılının Martında Avusturya’yı ilhakı Almanya’nın dış politikasının ikinci aşamasına, yani “bir ulus, bir devlet” politikasına geçtiğini.
Versailles’ın bu açık ihlaline Avrupa devletlerinden etkili bir tepki gelmedi. İngiltere 1935 yılından bu yana “yatıştırma politikası”  izlemekteydi. Sürekli hükümet bunalımları Fransa’yı dış politika’da “hareketsiz” bir duruma sokmuştu.
Böylece bağımsız ve bağımsızlığı çeşitli Avrupa devletleri tarafından güvence altına alınmış bulunan bir devlet haritadan silindi.
Çekoslovakya’nın Parçalanması
Münih Düzenlemesi
Hitler, Mussolini, Fransa Başbakanı, Daladier ve Chamberl

ain’in katıldıkları Münih Konferansı 29 Eylül 1938’de toplandı. Südetler Bölgesinin dört aşamada Almanya’ya verilmesi kararlaştırdı.

Çekoslovak yöneticileri bu durumu ve İngiltere ile Fransa’nın sözlerine sadık kalmalarını unutmayacaktır. Güvenliklerini Sovyetler Birliği ile ittifakta aradılar.
1939 Martında gerçek niyetlerin ne olduğunu açıkça gösterdi ve çeşitli bahanelerle ordusunu Prag üzerine gönderdi.
Münih Düzenlemesinin Değerlendirilmesi
Yine tarihten sağlam olmayan, yeni bir çatışmanın eskisine benzeyeceği gibi analojiler çıkarıp edilgenliğine sürüklenmemek gerektiğidir.
Alman hayranlığı ya da Rus düşmanlığı gibi ulusçu önyargıların bir ülkenin dış politikasında verilecek kararları etkilememesi gerektiğidir.
Sonuçları
Almanya’nın önce Südetler Bölgesini ilhakının ve daha sonra Çekoslovakya’yı parçalayıp işgal etmesinin çok önemli sonuçları oldu. Sovyetler Birliği’nin İngiltere ve Fransa’ya güveninin kalmamasıdır. İngiltere ve Fransa ile işbirliği önerisi reddedilmişti. İngiltere ve Fransa, Sovyetler Birliğini bir Avrupa değil Asya devleti olarak gördüklerini ortaya koyuyordu; Münih düzenlemesinin en derin anlamı budur. Bugün Avrupa devletlerinin Rusya Federasyonu’na karşı uyguladıkları politika genelde bu tarihsel kalıba uymaktadır.
Alman İktisat Bakanı Münih’ten sonra Balkan devletlerine bir gezi yapınca, Chamberlain, Almanya’nın bu bölgede üstünlük kurmasını normal karşıladıklarını söylemişti. Hitler’in doğuya doğru harekete geçmesi olasılığını sezmiş olmalılar.
Batılıların Almanya’ya karşı yumuşak tutumlarını temelinden değiştiren gelişme 16 Mart 1939 tarihinde ortaya çıktı. Almanya, Macaristan’ın Karpat-Ukrayna bölgesini ilhakını kabul etti. Anlamı şu olabilirdi: Hitler, Sovyetler Birliği ile uğraşmayacak ve belki de önce batı yönüne harekete geçecekti! Chamberlain Nazi gelişmesine karşı etkili bir politika taraftarı olmuş. Sovyetler Birliği ise, İngiltere, Fransa, Sovyetler Birliği, Polonya, Romanya ve Türkiye arasında derhal bir konferans toplanmasını ve Almanya’ya karşı ortak bir tutum takınmasını önerdi. Bu tedbir İngiltere tarafından reddedildi. 23 Ağustos 1939’da Sovyetler Birliği ile bir saldırmazlık paktı imzalayacak olan Hitler, Polonya’nın işgaline başlayacak ve böylece İkinci Dünya Savaşı çıkacaktır.
Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı
Çekoslovakya bunalımının yarattığı hava içinde Mussolini Arnavutluk’u işgal etmişti. İtalya Almanya’ya 22 Mayıs 1939’da bir ittifak imzalamıştı. “Çelik Paktı”. İngiltere, artık yükümlülüklerini ciddiye aldığını Almanya’ya göstermek ve Almanya ile İtalya’nın gelecek genişleme girişimlerine göz yummayacağını ortaya koymak için 31 Mart’ta Polonya ve daha sonra Romanya ile Yunanistan’a askeir güvence verdi.
İngiltere’nin Doğu Avrupa devletlerine askeri güvencelerden sonra, İngiltere, Fransa ve Sovyetler Birliği arasında Almanya’ya karşı ortak cephe için görüşmeler başladı. Uluslar arası ilişkilere şimdi ideolojinin de sıkı bir biçimde girdiği bu ortamda, İngiltere ile Fransa Sovyet askeri gücüne güvenmiyor ve yakın bir iş birliğinden endişe duyuyorlardı. Sovyetler Birliği ise zaman istiyordu, çünkü Almanya’nın Sovyetlere saldırısını olanaklar ölçüsünde erteleyerek ve bu süre içinde silahlanarak güçlenmek işine geliyordu. Sovyetler Birliği Polonya sınırları içine askerlerini yerleştirmek isterken, stratejik açıdan pekte haksız sayılmazdı.
23 Ağustos’ta Moskova’da Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı imzalandı. Polonya’nın işgaliyle birlikte İkinci Dünya Savaşı başlayacaktır.

Comments

facebook'ta yorum yazın

fikrin nedir?