SİYASİ TARİH 1918-1994 Oral SANDER

Ortadoğu Savaşları

Altı Gün Savaşı (1967)

Nasır, 22 Mayıs 1967’de Tiran Boğazı’nı İsrail Gemilerine kapattı. Moşe Dayan Savunma Bakanı oldu. Arap devletlerinin askeri kuvvetlerinin bire üç oranında İsrail kuvvetlerine üstün olduğunu ve her an bir işgalin. 5 Haziranda İsrail hava kuvvetleri Mısır’ın hava üslerine saldırıda bulundular. Hava üstünlüğünü kesin bir şekilde eline geçiren İsrail’in Sina. 9 Haziran’da İsrail Kuvvetleri Golan tepelerine saldırdılar. İsrail birlikleri Ürdün askerlerini Batı Şeria ve Kudüs’ten geriye atmaya başlamışlardı.

İsrail, hükümetinin değişiyle “öncekinden daha iyi savunulabilecek sınırlara sahip olmuştu.”

1967 Arap-İsrail savaşının ABD açısından en önemli sonucu, Ortadoğu’da uğradığı büyük prestij kaybıdır. Sovyet silah yardımının bir başka sonucu, Arap devletlerinin İsrail’e karşı tutumunu sertleştirmeleridir. “ödün, görüşme, ve barış yok.”

Ekim Savaşı (1973)

Stratejik toprak parçasıyla Kudüs diplomasi yoluyla geri alınamıyordu.

Enver Sedat geniş ölçekli bir Arap karşı saldırısı planlamaya başladı. Sovyetler Birliği, Mısır ve Suriye’ye saldırı silahları vermemekle birlikte, 1967 yılında yitirilen savaş malzemesini sağlamakta ve askeri strateji konusunda Arap askerilerini eğitmekteydi.

Glolan Tepeleri ve Sina Yarımadasında İsrail birlikleri geri çekilmeye zorlandı. İsrail,, kendisine aşırı güvenin ve Arap askerlerini hor görmesinin sezasını çekmekteydi.

İsrail dördüncü zaferini kazanmıştı ama maddi ve manevi açıdan kayıpları büyüktü. İsrail2in bir başka savaş riskini göze almadan, işgal ettiği bölgelerde uzun süre kalamayacağı açıkça ortadaydı. Zamanın Ortadoğu’da görevini yapamıyor olmasıydı. Sürekli barışın, ancak eşitlik ve hakkaniyet üzerine kurulabileceğidir. İsrail belki stratejik bakımdan güvenli sınırlara ama güvenilir olmayan bir nüfusa sahip olmuştu.

Lübnan İç Savaşı

Kökeni

Lübnan, 1970’lerin ortalarında taraflarını Hıristiyan sağcılar ve Müslüman solcular, Suriye birlikleri, İsrail ve BM Barış Gücü’nün oluşturduğu bir iç savaş içine girdi.

Ulus-devlet görünümünde değildir.

Lübnan’ın etnik yapısında ülkede konuşulan Arap dili ve Arap kültürü ile Hıristiyan batı Kültürü, dinsel yapısında ise Hıristiyanlıkla Müslümanlık çatışmaktadır.

Ailelere bölünmüş yapısı, ülkenin siyasal yaşantısına, kişisel özelliğini sokmuştur.

İç Savaşın Başlaması

1943 yılında tam bağımsız oluğundan buyana siyasal istikrarını geleneksel olarak bir Hıristiyan başkan ve Müslüman başbakan seçerek sürdürüyordu. Arap-İsrail savaşını sonucu evsiz ve yurtsuz kalan 400.000 Filistinli Arap nüfusunun Lübnan’da kurdukları mülteci kampları, Lübnan’ın zaten hassas olan etnik dengesini bozdu. Barışı sağlamak için Suriye birlikleri ile BM Barış Gücü Lübnan Sahnesine girdi. 1975 yılında sağcı Hıristiyanlar, solcu Müslümanlar ve Filistin gerillaları arasında bir iç savaş çıktı. 1976 yılının nisan ayında ABD ile İsrail’in de onayıyla 30.000 Suriye askeri çatışmaları durdurmak amacıyla Lübnan’a girdi. 1978 yılının mart ayında İsrail Lübnan’ın güney bölgesini işgal ederek buradaki Filistin kamplarına ağır zarar verdi ve Haziran ayında bölgeye BM Barış Gücü gelince geri çekildi.

1982 Haziranında İsrail, Filistinlileri bölgeden çıkarmak için Lübnan’ın güneyine girdi. Ve İsrail’in verdiği. Saldırılara hedef olan Uluslararası Barış Gücü, 1984 yılında ülkeden çekildiyse de İsrail askeri varlığını sürdürdü.

22 mayıs 1991 tarihinde Sıriye ile Lübnan arasında imzalanan bir antlaşmayla Suriye, 1943 yılında bağımsızlığını kazanmasından sonra ilk defa Lübnan’ı ayrı ve bağımsız bir devlet olarak tanıdı.

Mısır-İsrail Uzlaşması

Washington’da 1978 Eylülünde imzalanan Camp David çerçeve antlaşması temelinde, Mısır ile İsrail yine Washington’da, ABD’nin sürekli çabası ve iki tarafa da görülmemiş miktarda ekonomik yardım söz konusu karşılığında, 26 Mart 1979’da bir Barış Antlaşması imzaladılar. 1948 yılından beri sürmekte olan savaş durumuna son verdiler.

Mısır’a karşı geniş bir siyasal ekonomik boyluya girilmişti.

Mısır’a karşı uygulanacak politikayı saptamak ve ortak hareket etmek üzere, Arap Birliği devletleri 27 Mart 1979’da Bağdat’ta toplandılar. Mısır, İsrail ile uzlaşmasından sonra savaş yükünü omuzlarından atmış, ABD’den ekonomik yardım almaya başlamışsa da Arap dünyasında tam bir yalnızlığa sürükleniş ve Filistin davasına ihanetle suçlanmıştır.

Filistin Kurtuluş Örgütü ve Tarihsel Gelişimi

FKÖ yedi önemli anlaşmadan ya da bunalımdan geçerek bugünkü biçimini almıştır.

Filistin’in bağımsızlık mücadelesi, Arap devletleri yürütüyordu. El Fetih, 1956 tarihli Süveyş savaşını izleyen yıllarda kuruldu. El Fetih’in tutumunu temelinden değiştirdi., silahlı halk savaşına başvurdu. 1958 yılında Mısır ile Suriye arasında kurulmuş olan Birleşik Arap Cumhuriyetinin, 1961 yılında dağılması ve 1962 yılında Cezayir Kurtuluş Savaşı’nın başarıya ulaşması önemli.

El Fetih’in ilk komando saldırıları 1964 yılının. El Fetih, siyasal bir kadronun oluşmasından önce silahlı mücadeleye girişmeyi ve bu yolla kitleleri harekete geçirip Filistin birliğini sağlamayı planladı. 1967 savaşı, Filistin’in Kurtuluş Hareketlerini de parçaladı. Birçok ideolojik gurubun birleşmesiyle “Filistin’in Kurtuluşu İçin Halk Cephesi” kuruldu.

1968 yılında Suriye kendi Filistin örgütünü, yani Saika’yı, Suriye’nin bu örgütü, direniş örgütleri içinde en büyüğü ve en önemlisi oldu. El Fetih ise özellikle Ürdün’de asıl etkili örgüt.

Karameh direnişi, Filistin kurtuluş hareketindeki en önemli güç merkezini açıkça ortaya çıkardı.. el fetih en geniş ve etkili gerilla gurubuydu. FKÖ 1964 yılında Filistin halkının meşru temsilcisi olarak kuruldu ama gerçekte Nasır’ın Filistin hareketi içindeki aracı durumundaydı.

El Fetih, FKÖ’nün denetimini eline geçirdi ve Yasser Arafat’ı Yürütme Komitesi Başkanlığına getirdi. El Fetih’in tüm Filistin hareketini FKÖ altında birleştirmeye çalışması, öteki gurupların özerklik istekleriyle karşılaştı.

1970 yılının başlarında Ürdün’de çıkan anlaşmazlık, çeşitli Filistin grupları arasında birlik kurulması gereğini hissettirdi.

Filistinli gerillalar üs olarak sürekli Lübnan’da kalmaya başladılar.

El Fetih ise zamanla Batı Yakası ve Gazze’de bir Filistin devletinin kurulması gibi siyasal seçenekler aramaya başladı.

BM Genel Kurulu 22 Kasım 1974’te FKÖ’yü 4,5 milyon Filistinlinin tek meşru temsilcisi olarak tanıdı. FKÖ’nin merkezi de Tunus’a taşındı. 1987’de Cezayir’de toplanan Filistin Ulusal Konseyi’nde FKÖ’nün birliği yeniden sağlandı. Yasser Arafat 1989 Nisanında Filistin Devletinin Başkanlığına seçildi.

1991 yılında ABD’nin Ortadoğu’da askeri ve siyasal etkinliğini arttırdığı görülür. Rabin İsmail’e Arap komşular arasında barış ve uzlaşmadan söz etmeye başladı. 1993 Eylülünde FKÖ İsrail’in bölgedeki varlığını kabul ederken, İsrail de FKÖ ve onun lider Yasser Arafat’ı Filistin halkının gerçek temsilcisi olarak tanıdı. 13 eylülde Gezze şeridi ve Batı Yakası’ndaki Eriha kentinde özerk Filistin yönetimi kurulması karara bağlandı. 25 Temmuz 1994’te ise Washington’da Kral Hüseyin ile İsrail başbakanı Yitzak Rabin iki ülke arasında 46 yıldan beri süren savaş durumunu ortadan kaldıran antlaşma.

İran Gelişmeleri, Devrim ve Savaş

İran İç Gelişmeleri

Dr. Musaddık’ın düşürülmesinden sonra, Şah Pehlevi’nin otoriter yönetimi altında, İran uluslararası ilişkilerde önemli bir rol oynamaya başladı. 1968 yılında İngiltere bölgeden çekilmesinden sonra Şah, İran’ı bölgenin başat askeri gücü haline getirmeye çalıştı.

Şah’a Karşı Muhalefet

İran Ulusal Haberalma ve Güvenlik Örgütü (SAVAK) tarafından acımasız bir baslı altında tutulan. Tüm bu gruplar değişik ideolojilerine rağmen, önce Irak ve sonra Paris’te sürgün hayatı yaşayan Ayetullah Humeyni’nin örgütlediği Müslüman gelenekçi, hareketi içinde birleşmişlerdi. ‘Ayetullahların’ fakir halktı, mali kaynağını da İran, Pazar esnafı (bazaar) sağlamaktaydı. Silahlı kuvvetler tarafsızlıklarını ilan ederek.

Şah’ın Tedbirleri ve Eylemin Genişlemesi

1978 Kasım sonu ile Aralık aylarında, Şah karşıtı gösteriler, hükümet ile karşıtı güçler arasındaki çatışmalar ve sürgündeki Hümeyni’nin direktifleriyle ülke çapında grevler şiddetlendi.

Bahtiyar Hükümeti ve Şah’ın İran’dan Ayrılması.

Humeyni 13 ocak’ta “yasal olmayan” hükümetin terine geçici bir “Devrimci İslam Konseyi”nin kurulduğunu açıklamıştı.

İran İslam Cumhuriyeti

Hümeyni’nin 1 Şubat 1979 tarihinde Fransa’daki sürgün yaşamından Tarhan’a döndü ve üç milyon İranlı tarafından karşılandı. Bahtiyar Hükümetinin Dışişleri Bakanı, 6 Şubatta İran’ın CENT’dan ayrılıp kendi çıkarlarını koruyacağını ve bağımsız bir dış politika izleyeceğini açıklamıştı.

İran’da iki güç merkezi ortaya çıktı. Kum kenti olan İslam Devrimci Konseyi ile Dr. Bazargan’ın başkanlığındaki hükümet.

İran’da 30-31 Mart’ta yapılan referandumla İran İslam Cumhuriyeti kuruldu.

Dış İlişkiler

İran hükümeti, 18 Şubat’ta İsrail ile diplomatik ilişkilerini kesti ve FKÖ önderi Yasser Arafat aynı gün Tahran’da coşkuyla karşılanarak burada bir FKÖ bürosu açıldı. ABD, İran ile ilişkilerini 7 Nisan’da kesti. 21 ocak 1981 tarihinde ABD’nin ülkede el konulmuş bulunan İran mali değerlerinin serbest bırakılması karşılığında rehinelerin salıverilmeleriyle sona erdi.

22 Eylül 1980’de Şatt-ül-Arap suyolu üzerindeki anlaşmazlık yüzünden İran ve Irak arasından silahlı çatışma başladı. Yıpratma savaşı, 1988’e dek sürdü.

İran-Irak Savaşı

Bağdat’taki Saddam Hüseyin rejiminin endişesi, yeni İran hükümetin, Irak’taki Şii çoğunluğunu Suni yöneticilere karşı kırşkırtması. Irak, İran’daki Arap bölgesi olan Kuzistan’a özerklik verilmesi iddialarını savunmaya başlamıştı. Orak, 16 Eylül’ Şatt-ül Arap antlaşmasını feshettiğini açıklamıştı.

Ekonomi ve insan gücü önem kazandı.

Körfez savaşının tırmanması ve dünya barışına tehdit oluşturması, çatışmaya ABD’nin karışmasıyla oldu. Açık denizlerin serbestliği Amerikan dış politikasının temeli. Batı dünyası Körfez petrolüne bağımlıdır.

1987 yılında Körfez’e donanma gönderdi.

Sovyetler Birliğinin Afganistan’ı İşgali

Taraki Yöneyimi ve Muhalefet

Afganistan’da 1973 yılında Kral Muhammed Davud Zahir Şah, başbakan Muhammed Davud tarafından düşürüldü. 1978 Nisanında Albay Abdülkadir’in komutasında Sovyet yapısı tank ve savaş uçakları kullanan Afgan ordusu Başkan Davud’u devirdi. Nur Muhammed Taraki Devlet Başkanlığına getirildi.

Afganistan hızla Sovyet etkisi altına girmeye başladı.

Karmal Yönetimi ve Sovyet İşgali

Aralık 1979’da Doğu Avrupa’da sömürgesinde bulunan Babrak Karmal bir Sovyet uçağıyla Kabil’e geldi ve Sovyet desteğiyle Amin’in yerine Başkan oldu.

Sovyet birlikleri tüm önemli noktaları işgal etmiş bulunuyor ve bu işgal birliklerine karşı Müslüman gerillaların etkileri de giderek artıyordu.

Sovyetler Birliği, Afgan Hükümeti’nin daveti üzerine, Başkana yardım etmek için ülkeye askerlerini soktuğunu açıklamaktaydı. Sovyet askerleri, Afgan Hükümetinin komünist uygulamalarına karşı kutsal savaş açan Müslüman gerillalara karşı savaşmakta olan Afgan silahlı kuvvetlerine yardımda bulunmak üzere Afganistan’ı işgal etmişlerdi.

Uluslararası Etkileri

Afganistan’ın işgalinden sonra, ABD yalnız 1979 haziran ayında imzalanan SALT II Antlaşması’nın Senato’da onaylanmasını ertelemekle kalmış, aynı zamanda Sovyetlere karşı tarım ürünleri ambargosu da dahil uluslararası tedbirler alınması için çaba göstermeye başlamıştı.

İslam dünyasında şiddetle kınandı.

Sovyetlerin Çekilmesi ve İç Savaş

On yıl süren Müslüman gerillaları yenilgiye uğratan Sovyet Birliği, 1988 sonunda Afganistan’dan çekileceğini açıkladı.

Gerilla gurupları arasında bir ortak görüşün sağlanmaması ve bunların din ve kabile çizgileriyle birbirlerinden ayırmalarıydı.

1992. Gerilla kuvvetleri Kabil’de 28 Nisan’da iktidarı eline geçirerek 14 yıllık Sovyet destekli yönetimi devirdiler.

Comments

facebook'ta yorum yazın

fikrin nedir?