SİYASİ TARİH İLK ÇAĞLARDAN 1918’E Oral SANDER

3. Dünya Dengesinin Sarsılması: Globalleşmeye Geçiş (1700-1850)

Avrupa’da ortaçağın düzeni Rönesans be reform hareketleriyle yıkılmış bulunuyordu. “Eski Rejim” 19. yy.daki endüstri ve demokrasi devrimleriyse modern yada çağdaş dünyayı doğurmuştur.

Globalleşme Sürecinin Önemli Özellikleri ve “Ulus-Devlet”in Güçlenmesi:

Önemli özelliklerinden biri, enerji kaynağı durumunda olan Avrupa şiddeti ve kibiridir. Avrupalının atılganlığı ve acımasızlığı gelişmiş askeri teknolojiyle birleştiğinde, Atlantik kıyı devletlerinin önce denizlere ve sonra karalara egemen olması işten bile değildi. Avrupa savaşkalığı tüm uluslar arası sistemin başat özelliği haline geldi.

İkinci çarpıcı özelliği, denizlerin ve denizciliğin kazandığı önemdir.

Üçüncü özelliği, örgütlemeyi, hükümet sistemi.

Bu güçlü hükümetleri kursa kursa, yeni “ulus devlet” kurabilirdi. Avrupa insanı için uluslar arası politika, monarklar ve prensler değil, ölümsüz “devletler” arasındaki bir alışveriş olmalıydı. Dininde birleştirici rolünün kalmadığı 18 ve 19. yy.larda, kişiler devletin üstünlüğü ve dokunulmazlığına” büyük bir inançla saldırdılar. 15. yy.a kadar Avrupa insanı “dindar” 19. yy.a gelindiğinde artık tümü “yurtsever”

18. Yüzyılın Büyük Savaşları ve Paris Barışı (1763)

“Batı’nın yükselişi”, Yedi Yıl Savaşları sonunda imzalanan Paris Barış Anlaşması’nda açıkça görülmektedir. İngiltere ilk kez dünya gücü olarak tanındı ve Fransa ile yüz yıllık mücadelesi İngiltere lehine sonuçlandı.

Otuz Yıl Savaşlarından Sonra, Avrupa devletleri arasındaki rekabet dini mücadeleye değil, kurulu ulus devletler arasında güç dengesini sağlama temeline oturdu. 18. yy. savaşları yıkıcılığı azaltıldı. Savaş alanlarını sınırlandırıldı. Gelişen ekonomiye zarar vermemek düşüncesiyle, ordular ekonomik bakımdan üretici olmayan kesimden oluşuyordu.

1748 tarihli Aixla-Chapelle barışı ile Prusya ile öte yanda hala büyük bir devlet olan Avusturya, sınırları tam belli olmayan ve “Almanya” denen bölgede iki önemli güç olarak ortaya çıktılar. Tarihte bu duruma “Alman İkiliği” (German Dualism) denecektir.

Hindistan İngiliz İmparatorluğu’nun ekonomik sisteminin en önemli parçası ve Hindistan’a giden deniz yolu ve bu yolun kıyı bölgeleri de “can damarları” haline geldi.

Devrimler Dönemi (1776-1848)

13. yy.da İngiltere’de başlayan anayasal süreç, Avrupa Kıtasının geriye kalan bölümlerinde değişik formlar aldıktan sonra, koca bir okyanus aşarak, Kuzey Amerika Kıtasına ulaştı. Bağımsızlık özgürlük ve eşitlik gibi üç kavram Amerikan Devrimi ile Yani Kıta’nın kuzeydoğu köşesindeki 13 Koloni’de iyice yerleşti.

AMERİKAN DEVRİMİ

Kuzey Amerika’daki İngiliz Üstünlüğü

İngiltere Hollanda’yı denizlerde ili kez yendi ve 1667’de Hollandalıları Kuzey Amerika’dan attı. Merkantilist kurama göre, güçlü bir devlet olmanın yolu Amerika’daki gibi koloniler elde etmekten geçmekteydi.

Kuzey Amerika Halkının Ayırıcı Özellikleri

Kuzey Amerika kolonileri feodal ve mutlakıyetçi bir biçimde değil, liberal bir temele dayanılarak sömürge hale getirilmişlerdi. Kuzey Amerika’ya göç edenler, bu kıtanın güneyine göç edenleri gibi, altın ve elmas olarak zengin olup, ülkelerine dönmek hırsıyla değil, dinsel baskıdan, işsizlik ve yoksulluktan kurtulmak kendilerine özgürce yaşayacakları yeni bir ortam yaratmak umuduyla göç etmişlerdi. Temelli yerleşmek düşüncesiyle göç ettiklerinden, ailelerini de yanlarına alarak yeni topraklara gelmişler, Kuzey Amerika kökenli insanlarla karışmak gereğini duymamışlardır. Bu durum bütünlüklerini korumada son derece önemli bir etken olmuştur (Kuzey Amerika’dakinin aksine Güney Amerika’da birbirlerinden ayrı melez ırklar ortaya çıkmıştır).

İkinci olarak, İngiltere be öteki Avrupa ülkelerindekinin aksine, kolonilerde aristokrasi yoktu ve monarşinin gücü hem uzakta hem de etkisizdi.

Üçüncü olarak çeşitli kolonilerde birbirinden çok değişik dinlerin varlığı daha başlangıcından kabul edilmişti ve hiçbir siyasal birim ya da kişi, tüm İngiltere Kuzey Amerikası’na tekbir dini zorla kabul ettirmeyi aklından bile geçirmedi. 13 koloninin çok değişik çevrelerden gelen insanları birleştiren, kader birliği yaptıran üç unsur, daha doğrusu “öfke” vardı. Fransa’nın yarattığı askeri ve ekonomik baskıya karşı öfkeydi. Kızılderililere karşı duyulan öfkedir. İngiliz sömürgeciliğine karşı öfkeleri ise Amerika’nın bağımsızlık savaşına yola açacaktır.

ABD’nin Bağımsızlığı ve Sonuçları

1774 te başlayan Amerika Bağımsızlık hareketi, Fransa’nın da cömert yardımıyla 1776 yılında resmen bağımsızlık ilanına vardı. İngiltere 1782 yılında ABD’nin bağımsızlığını tanıdı. 1867 yılında hemen hemen bugünkü sınırlarına ulaşmıştır. ABD İmparatorluk ve Hıristiyanlık kabuğunu kıran bir Batı Avrupa uygarlığıydı.

Fransa, Amerikan bağımsızlık mücadelesine girerken büyük ekonomik yük altına girmişti. Bunun doğurduğu ekonomik sıkındı 1789 Fransız Devriminin en önemli nedenidir.

Bu anayasalar ve Bağımsızlık Bildirgesi, çevirilerek 4778 yılında basılacak ve Avrupa’nın hemen hemen tüm entelektüel çevrelerinde hararetli tartışmalara konu olacaktır. Düşünürler artık model ülke olarak İngiltere’den çok ABD’yi alacaklardır.

Jean Jaques Rousseau’nun Toplum Sözleşmesi’nin uygulanması gibi görünüyordu.

İç Savaş ve Sonrası

1861-1865 yıllarında kuzey ve güney eyaletleri arasında büyük bir iç savaş ve parçalanma tehlikesi. Savaşın nedenlerinden biri insancıl duygulardır. Zencilerin hala tutsak. Abraham Lincoln liberal çevrelerinde büyük bir “anakronizm”. Bir başka nedeni zenci köleliğinin ekonomik yönünde. Afrika insanları, güneyin geniş pamuk tarlalarında çalıştırılıyorlardı. Ekonomisi büyük ölçüde endüstriye dayanan kuzey eyaletleri ile köleliğin yasaklanmasıyla serbest kalacak ve kuzeye göç edecek zencilerle bol ve dolayısıyla ucuz elemeği sağlamayı amaçlıyorlardı.

Lincholn’ün başkanlığı sırasında, kuzey eyaletleri, köleliğe son vermektense birlikten ayrılmayı yeğleyen güney eyaletlerine savaş açtılar. 1865 te kuzey eyaletlerinin savaşı kazanmasıyla kölelik yasaklandı ve ABD’de kuzey ve güney diye ikiye bölünmekten kurtuldu.

ABD, kısa bir süre içinde ve üç aşamadan geçerek ekonomik olgunluğa erişti. Sonuç olarak 20. yy.a girildiğinde ağır sanayi kurulmuştu.

1867’de Rusya’dan Alaska’nın satın alınması dışında sömürge kazancı olmadı ispanya’nın Amerika’dan atılması görüşü güç kazandı.

İspanya’nın Amerika’dan atılması görüşü güç kazandı.

BÜYÜK FRANSIZ DEVRİMİ

Devrim Öncesi Ortamı

18. yy.ın ikinci yarısı ile 19. yy.ın büyük çaplı olaylarının tümü “liberalizm” akımı tarafından biçimlenmiş. Liberal nitelikteki Fransız Devrimi’nin iyici güçleri, zaman zaman köylüleri de yanına alan bu arta sınıf ve onların önündeki Amerikan Devrimi örneğidir.

Fransız Devrimi’nin kökeni de monarşinin aşırılılarında aranabilir. Dolayısıyla Fransız Devrimi’ne hareketi soylular vermiştir.

Devrimin Fransa’da başlamasının nedenlerinden biri de, bu devletin yüzyıllar boyunca monarşi tarafından sağlanan siyasi birliğidir. Fransızlar, 18. yy.da adına “Fransa” denen bir siyasal birimin üyesi oldukları duygusuna sahiptirler.

Halklar Bildirisi ve Anayasa

Orta sınıf, monarşiye karşı savaş açtı ve ana hatlarıyla şu isteklerde bulundu. İstekler ,syanın burjuva niteliğini ortaya koyuyordu.

Zamanın tarihçisi, “İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi, eski rejimin ölüm fermanıdır”.

Devrimden sonra Savaşa ve Terör Yönetimine

Amerikan ve Fransız devrimlerinin doktrinleri, rahatlıkla Avrupa’nın her yerine ihracat edebilecek evrensel bir felsefe biçiminde gelişti. Zaman, yer, ırk ya da ulus farkı gözetmeksizin, insanların temel hak ve özgürlüklerinden söz etmekteydi. Soylular, devrime karşı bir cins “kutsal savaş”. Avrupa artık sınır tanımayan bir bölünmeyle karşı karşıyaydı.

Yenilgilerin yarattığı panik bir takım önlemler alınmasına yol açtı. Fransa’da “Ulusal Konvansiyon”

Fransa’nın dış tehditlere karşı birleşmesinde devrimci Girondin’lerin Danton Carnot’un payları vardı. Daha radikal devrimci bir kanat olan ve iktidarı daha demokratik bir temele oturtup, muhaliflere karşı şiddet, uygulayarak destek kazanan Jakobenler ve bunun unutulmaz önderi Robespierre geçti.

Robespierre gibi aşırı Konvansiyon önderleri içeride üç yıl tam “terör rejimi” kurdular. Terör dönemi boyunca idam edilenlerin %8’inin soylu, 14’ünün burjuva, 6 sının din adamı ve %70’inin köylü ve işçi kökenli olması, konvansiyon rejiminin niteliğini açıkça ortaya koymaktır. “İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi” üzerinde kurulan “demokratik cumhuriyet” iç ve dış koşulların etkisiyle terör yönetimine dönüştü.

Ulusal Konvansiyon’un terör yönetimi, 1795’te yıkıldı be Fransa 1799 yılına kadar sürecek olan Anayasal Cumhuriyet ya da Direktuvar yönetimine girdi.

Savaşın Değişen Niteliği ve Napolyon Bonapart

Yurttaş-Ordu

18. yy. ve öncelerinin, subayların soylu, erlerinin de çapulcu olduğu orduları yerine Fransız Devrimi ile birlikte, subayları yetişmiş profesyonel asker, erleri de liberalizm, yani yönetilenin hükümetine sahip çıkmasının ve böylece doğan ulus bilincinin ürünü olan, “yurttaşlar”dan oluşan ordular Avrupa sahnesine çıktı. İkinci ordunun, soylulardan arınmasıyla, hareketliliği ve hızı arttı. Üçüncü savaş ekonomisi gereği. “kitle savaşı”nın tohumları atıldı.

Yeni Bir Sezar

Direktuvar yönetimini yıkarak, kendisinin büyük yetkilerle başında bulunduğu bir “Üç Konsül” yönetimi kurdu. Fransa kaderini tümüyle Napolyon’un ellerine bırakmış. Napolyon’a göre, Roma’ya bağlı din, ortalama yurttaşı “uslu” tutacak mükemmel bir kurumdu.

Konsüllük yönetimi ile Fransa’da devrim de bitmişti. Fransa, “köylü demokrasisi” ile “burjuva cenneti”nin ilginç bir bileşimi olmuştu. 1804 yılında bir plesibitle Konsüllük İmparatorluğuna dönüştü.

Napolyon Savaşları

Tüm Avrupa kıtasına siyasal birlik sağlamaya en çok yaklaşan ve hatta bu konuda başarılı olan Napolyon ‘dur. 1792’de Napolyon’dan önce başlayan Veraset Savaşlarından sonra bir başka “dünya savaşı” olarak değerlendirmek mümkündür.

Papa’nın da desteğiyle kendisini Sezar değil, Şarlman gibi görmeye başlayacaktır.

Napolyon’un bu Avrupa’da tek güç halin gelme yönündeki faaliyetlerine karşı Avusturya, Prusya, Rusya ve Kıta’da b,r devletin üstün duruma geçip güç dengesini bozmasını İngiltere, aralarında bir dizi koalisyonu kurarak mücadeleye girişmemişleridir. İngiltere bu sisteme deniz ablukasıyla yanıt vermiş ve kıta ile her türlü ticareti yasakladığı gibi, başka kıtalarla ticareti de engellemeye çalışmıştır. Her iki dünyada da İngiltere, Almanya’ya karşı bu yoka mücadele edecektir.

El altında İngiltere ile iş yapmayı yeğlediler. Rus Çarı Alexander’ın ablukaya dayanamayıp Kıta Sistemi’nden çekilmesi, Napolyon için sonun başlangıcı oldu.

VİYANA KONGRESİ

Cezalandırma Yerine Denge

Metternich ve dolayısıyla Viyana Kongresi’nin meşruiyet iddiası ise şuydu: Mevcut devletlerin sınırları kutsaldır, dokunulmaz ve her devlet bu kutsal sınırlarının içinde istediği gibi hareket etmekte ve istediği rejimi kurmakta serbesttir.

Viyana Düzenlemeleri

Sayıları 39’a indirilen ve Avusturya ile Prusya’yı da içeren Alman Devletleri, gevşek bir germen Konfederasyonu biçiminde örgütlendi.

Genel Değerlendirme

Sistem bir bakıma Rusya’nın vereceği güvenceye Yakındoğu’da kurulmuş bulunan statükoya saygı göstermesine dayanıyordu. Viyana’nın mimarı Metternich’in hiçbir ulusçuluğa en ufak sempatisi yoktu. Avusturya otokrasisi tüm 19. yy. boyunca ulusçuluk ve liberalizmin en güçlü düşmanıydı. Metternich’i sonunda yenmeyi başaran da Avrupa sahnesinde giderek çok önemli bir güç haline gelen ulusçuluk ve liberalizm oldu.

Matternich sistemi son derece güçlü bir akıma da sürekli ters düşmekteydi. Böyle bir ulusçuluğu ezmeye çalışması ileride görüleceği gibi I. Dünya Savaşı’nın ani nedenlerinden biri olacaktır.

1830 ve 1848 DEVRİMLERİ

Ekonomik ve Toplumsal Ortam

1798 Fransız Devrimi2nin doğrudan olan liberal ve milliyetçi düşünceler, Napolyon’un öteki Avrupa devletleriyle savaşları ve işgalleri ile hemen hemen tüm Avrupa’ya taşınmıştır.

Hemen hemen her Avrupa ülkesinde, mevcut rejimlerin yetersizliğine karşı, bir yandan işveren öte yandan işçinin hoşnutsuzluğu bir dizi devrime yol açtı.

Yöneticiler iki tehlike ortasında kaldılar: orta sınıf ve işçi sınıfı. Genel olarak orta sınıfa ödün vererek, onların desteğini sağlamak yoluna gittiler.

Avrupa’da 1848 Devrimleri

Ulusçuluk

Bilinçli toplumların kendi geleceklerini kendilerinin saptaması anlamındaki ulusçuluk.

1848 ayaklanmalarının Avrupa çapına en önemli siyasal başarısı, Mtternich’in ve onun simgelediği “eski düzen”in alaşağı edilmesidir. Doğu Avrupa açısından önemli ekonomik ve toplumsal sonuç ise, feodalizmin büyük ölçüde ortadan kaldırılmasıdır.

Alman Ulusçuluğu

Alman Ulusal birliğini gerçekleştirecek olan Prusya’da ordu tek bir “Almanya” özlemi duyuyor be Fransızlardan nefret ediyordu.

“Almanya”da ulusçuluk, Napolyon sisteminin zorla evrenselleştirme çabasına bir tepki olarak doğdu. Almanların hareketi Fransa-karşıtı, Napolyon’da bir otokrat olduğuna göre, otokrasi-karşıtı nitelik kazandı.

Öteki Ayaklanmalar

Her ulus, doğuştan hakkı olan isteklerini gerçekleştirmede özgür olmalı ve bu konuda hiçbir sınır tanınmamalıdır.

Genel Değerlendirme

Bastille’de liberalizm, Viyana’da ulusçuluk başarı kazandı.

Amerika ve Fransa’daki devrim, globalleşme sürecini hızlandırdı.

Amerika ve Fransa’daki devrim, geleneksel hükümetin temelini sarstı.

Comments

facebook'ta yorum yazın

fikrin nedir?