Bakjwi – Thirst

Nihayet yazma fırsatı bulduğum filmlerden birisi de Bakjwi. Yönetmen koltuğunda ise büyük isim Chan-wook Park oturmakta. Ancak yönetmenden etkilenip bir hevesle filme atlamayın beklentilerinizin altında kalabilir.

Film sizi kıvrandırıyor. Rahatsız edici düşünceler, görüntüler mevcut ancak başınızı bir an bile olsa sağa sola çevirip akan görüntülerden alamıyosunuz. Filmi bir kategoriye koymakta zorlanıyorsunuz. İlginç bir vampir filmi diyebilirsiniz, aşk, korku, gerilim, komedi filmi de… Aslında karşımıza çıkardığı şeylerden biri, gücün kim olursa olsun nasıl değiştireceği…

Sang-hyeon kilisede görevli bir katolik rahiptir. Ancak dine bağlılığı biraz aşırıya kaçmış, vücuduna işkence ederek günah çıkarmaktadır. Hayata gelmesini, yaşamasını bir lütuftan çok işkence olarak görmektedir. Bu sebeple kiliseye bağlı bir araştırma hastanesinde pek bilinmeyen bir hastalık için denek olmaya karar verir. Bu iş için Afrikaya gider.  Hastalığın kısaca özeti şudur. Öncelikle vücutta benekler çıkıyor ve şişiyor, daha sonra deri ve tırnaklar dökülmeye başlıyor. En sonunda ise kan kusarak ölüyordur.

Sang-hyeon bu evrelerin hepsini yaşar. Hatta ölmüştür de doktorlar yüzünü öldü diye kapattıktan sonra örtünün altından dua sesi yayılmaya başlar… Sang-hyeon birden bire canlanmış vücudundaki tüm yaralar iyileşmiştir. Bir süre sonra hastaneden salınır. Yüzlerce denek arasında iyileşen tek kişi o dur. Tabi Hastahane kapısında şifa için bekleyenler, ona ermiş gözü ile bakar ve yardımda bulunmalarını isterler.

Nedense uzak doğuluların bu Japon olabilir, Koreli olabilir, Çinli olabilir fark etmez, budizmden başka dine mensup olmaları bana komik geliyor. Burada da Sang-hyeon’un içinde bulunduğu durum benim çok komiğime gitti. Aslında filme bir vampir filmi beklentisinden çok misyonerlik karşıtı bir film diyebiliriz. Neyse filmimize dönelim.

Sang-hyeon görevi gereği de bu hastaların yanlarına gider. Gittiği bir hastanın küçükken kendisine yiyecek veren bir kadının oğlu olduğunu görür. Orada küçükken hoşlandığı kadının kızı da vardır. Bu sessiz sakin utangaç kızın aslında kadının öz kızı olmadığını şı anda da oğlu ile evli olduğunu öğrenir. Bir süre sonra Rahip Sang-hyeon’un hastalığı takrarlamaya başlar. Kokulara karşı aşırı hassaslaşmıştır. Bu arada kan içtiğinde tokluğunun geçtiğini ve vücudunun yaralarının iyileştiğini görür. Bu saatten sonra Sang-hyeon açlığını gidermek için kan içmeye başlar ancak rahip yanı onu frenler çoğukez. İnsan öldüremediği için, hastalara verilen kandan bazende onların kanından içer…

Tabi erkekliği, vampirliği ve dini arasında kalan Sang-hyeon birden bire sapıtır. Öncelikle eski gözüne kestirdiği kız olan Tae-joo ile birlikte olur. Sonra onun kocasını öldürür. İş burada da bitmez. İftira, aşk ve suç üçgeninde kalan rahibimiz vicdan azabı eşliğinde halisünasyonlar görmeye başlar. Hemde bizim için gayet eğlenceli halisünasyonlar. Bu halisünasyonlara Tae-joo’da ortak olur. Bir tartışma ve cinnet anında Sang-hyeon, Tae-joo’yu öldürür ve buna dayanamayarak ona kanından verir ve onu da vampir yapar.

Lakin yönetmen burada da kadın şaytandır temasını işler. Tae-joo vampir olduktan sonra insanları öldürmeye başlar. Zaten vicdan azabında olan rahip daha da kahrolmaya başlar… Ancak Tae-joo’nun durmaya pek niyeti yoktur.

Biraz fazla özet oldu. Filmi izlemeyenler okumasın diye uyarıyorum. Çoğu kişiye göre beklentilerin altında kalan bir vampir filmi. Ancak dediğim gibi eğer filmi sınıflandırmamız gerekirse hiç bir sınıfa girmeyeceğinden tamamen beklentiler haricinde kalacağından hayal kırıklığına uğruna olayı hat safhada olacaktır. Ben şahsen bu beklentilerden arınarak filmeri izlediğim için herhangi bir sorunla karşılaşmıyorum.

Cümle aralaırnda belirttiğim gibi Chan-wook Park’ın burada asıl anlatmak istediği biraz da dine hatta zorlama dine çatmak olmuş. Tartışmaya açık hatta aşağıda bol bol tartışabileceğimiz bir film…

Yazanlar: Seo-Gyeong Jeong, Chan-wook Park

Oyuncular:

Kang-ho Song Priest Sang-hyeon
Ok-bin Kim Tae-joo
Hae-sook Kim Lady Ra
Ha-kyun Shin Kang-woo
In-hwan Park Priest Noh
Dal-su Oh Yeong-doo
Young-chang Song Seung-dae
Mercedes Cabral Evelyn
Eriq Ebouaney Immanuel

Linkler:

http://genovaninja.blogspot.com/2009/10/vampir-filmi-susuzlugu-cekenlere.html

http://ofori.wordpress.com/2009/11/27/thirst-bakjwi-sonunda/

http://en.wikipedia.org/wiki/Thirst_(2009_film)

http://www.imdb.com/title/tt0762073/

Comments

facebook'ta yorum yazın

Bakjwi – Thirst” üzerine 3 düşünce

  1. Goddess Artemis

    Ekşi Sözlüğe yazdığım entry‘den alıntı yapayım yorum olarak:

    “Chan-wook Park filmlerini sevenler ve dikkatli gözler; Kang-woo’nun, karısıyla birlikte mahjong oynamaya gelen ahbabı Yeong-doo rolündeki Oh Dal-su’yu Oldboy’daki ‘özel hapishane işletmecisi’ ve Chinjeolhan Geumjassi’deki ‘pastane sahibi’ rollerinden anımsayacaklar.”

    Ve tabii ki, Shinobi-chan’ın yazısına yaptığım yorumun benzerini burada da tekrarlamak isterim:

    Chan-wook Park’ın Uzakdoğu ülkelerindeki Hristiyan misyonerliğine karşı tavırlı ve dalga geçen anlatımına hayran olmamak elde değil. Ne işiniz var kardeşim monoteizm’le?! 😉

    Cevapla
    1. kişisel depresyon anları Yazar

      Sevgili Goddess,
      Öncelikle şeref verdiniz demek istiyorum… Bir çok karakter gözüme tanıdık geldi, Lakin bu uzak doğulular hep birbirlerine benziyor diye klasik bir laf edeceğim… (artık ayırt edebiliyorum o başka…) Şaka bir tarafa eski ekipten terk edemedikleri olmuş.

      Shinobi-chan’ın yazısına yaptığın yoruma katılıyorum. Bende yukarıda belirttim aslında. Bana da farklı farklı dindeki uzak doğulu hep komik gelmiştir. Nereden öyle bir kanıya kapıldım bilmem ama rahibimiz çok komik geldi bana… ben bunu diğer filmlerde dizilerde de yaşıyorum… Lakin caanım Koreliler, Japonlara oranla daha çok bu din işlerini işliyorlar filmlerinde…

      Cevapla
  2. Goddess Artemis

    Özellikle Güney Kore’de (eh, doğal olarak, Kuzey Kore dünyaya kapalı olduğundan) inanılmaz bir Protestan topluluğu ve Katolik ya da Protestan misyonerler var. Öyle ki, burada, benim kilisemde bile, devamlı cemaatten olan Güney Koreli 2 aile var. İnanılmazlar! 😉

    Cevapla

fikrin nedir?