ayaklandık…

ev ayaklandı. sonu gelmeyen tadilatlar silsilesi hala devam etmekte. bakıyorum… tam bir hafta olmuş aslında 3 güne sığdırılacak işin ekstralarla bir haftaya varması biraz can sıkıcı gibi. asıl korktuğum şey yarın tatil bu kalan işleri ben hallederim deyip işe girişmem… yapar mıyım yaparım vallahi… şimdi tanıyıp bilenler sen mi kıçını kaldıracaksın der gibi bir bir gülümseme atıyor biliyorum ama unutmamak lazım ki ummadık taş baş yararmış…

evle birlikte bende ayaklandım tabi. bir orada, bir burada gönlüm hovarda çalsın sazlar oynasın kızlar modunda sokaklarda dolaşmak körelmeye başlayan beyin kıvrımlarıma kan pompalamaya başladı. e tabi sürekli kendi osuruğunda yaşamak insanı biraz köreltiyor. ancak bu geziler beni depresifleştiriyor. neden acaba soruna cevap olarak şimdi bir anlatmaya başlasam kuracağım cümleler karşısında bende hayretlere düşebilirim…

düşmek derken bu gün iki kez tökezledim. bu bünyenin yer ile kavuşması 7 şiddetinde olmasa da 0,1 şiddetinde bir depreme eş değerdir aslında… sorun şu ki kimse depreme gülmüyor ama söz konusu bensem insanlar kıçıyla güler sanırım…

insanları anlamak zor… en anlaşılmayan kısımı ise öfkelendikleri anda etraflarını görmemeleri… görmeyecekseniz kendi başınıza kalın yani minibüse binip ona buna bağırmanın hiç bir anlamı yok… yani ben duymuşum önemli değil…içimde kalmasın diye yazdım…

buz müzesi de açılıyormuş… çok gereksiz şeylerle uğraşıyoruz. kuzeyde bir yerde olsak anlarım lakin istanbulun göbeğinde bu yapılacak iş değil. acaba soğutmak için harcanan masraf geliri ile örtüşecek mi? aman canımız sağ olsun, bizde olmazsa olmazdı zaten…

bakayım başka ne yazmalıyım… oh yarın tatil…

Comments

facebook'ta yorum yazın

ayaklandık…” üzerine 3 düşünce

fikrin nedir?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.