ULUSLARARASI İLİŞKİLER TEORİLERİ Tayyar ARI

ÇAĞDAŞ SORUNLAR VE NORMATİF TEORİLER

Meşru Savaş

XVI. yüzyıla kadar savaş konusunda bir düzenleme söz konusu olmadığı gibi, “daha çok haklı savaş kuramı üzerinde durulmuş ve şiddet kullanılması uzun süre iç hukukta devletlerin tekelinde ve istekleri her zaman kullanılabilecek bir hak olarak görülmüştür.

Pozitif uluslar arası hukukun gelişmesine önemli katkıda bulunan Hollandalı hukukçu Hugo Grotius “Savaş ve Barış Hukuku” savaşın ancak bir haksızlığın giderilmesi amacıyla yapılabileceğini belirtmiştir.

Vattel de, “Devletler Hukuku” adlı çalışmasında savaşın ancak bir hakkın korunması y da savunulması için girişilirse yasal olabileceğini kabul etmekteydi.

Milletler Cemiyeti Misaki ve 1928’de yapılan Briand-Kellog Paktına kadar savaşın yasaklanmasına yönelik bir hükmün uluslar arası hukuk kuralı haline dönüştürülmesi mümkün olmadı.

1898 ve 1907 La Haye Barış Konferansında her ne kadar açıkça haklı savaştan söz edilmemiş olsa da, savaşın yapılışını düzenleyen ve savaş kurallarını açıklayan sözleşmeler yapılarak, daha doğrusu hukuk alanında, savaşa başvurmada haklı veya haksız ayrımı yerine savaşın yapılışı ve yürütülüş biçimi ele alınarak bu gelenek bir ölçüde sürdürülmüştür.

Savaş esas olarak, devletler hukuku arasından Milletler Cemiyeti’nin kuruluşuna kadar yasal bir eylem sayılmaktaydı. Milletler Cemiyeti 24 Eylül 1927’de karar, uluslar arası uyuşmazlıkların çözülmesi için saldırı savaşlarına başvurulamayacağı, saldırı savaşının uluslar arası bir suç olduğu.

İnsan Hakları

II. Dünya Savaşı’nın galibi olan devletlerin çabaları sonucu Alman savaş suçlularının Nurenberg mahkemesinde yargılanmaları ile birlikte insanlığa karşı işlenen suçların cezalandırılmasına da başlanmış oldu. BM’nin kurucuları insan haklarının BM için temel bir ilke olduğunun ilan etmekteydiler.

BM İnsan Hakları Evrensel Bildirisi ise daha ileri bir adımı temsil etmekteydi. 1948’de kabul edilen Soykırım Sözleşmesi ilk uluslar arası insan hakları anlaşması olmuştur.

Genel Kurul, Evrensel Bildirinin tüm hak ve uluslar için ulaşılması gereken bir ortak standart olduğunu ilan etmekteydi. Hukuki bir bağlacı bulunmamaktaydı. Evrensel Bildirinin kabul edilmesiyle insan hakları uluslararası politikanın temel gündem maddelerinden biri ve sistemin önemli bir değeri haline gelmiştir.

İnsan haklarının giderek artan uluslar arası polizitasyonu,, beraberinde devlet hakları kavramının da tartışılmasına yol açmıştır. Liberal devlet anlayışı çerçevesinde, devlet birey çerçevesinde devletini birey için var olduğu savına karşı, devletin bireyin özgürlüklerini koruyabilmesi için kendisinin de özgür olması gerektiğine dikkat çekmiştir.

Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi, Uluslararası Medeni ve Siyasal haklar Sözleşmesi. Bunlardan önce zaten Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Amerika ve Afrika insan hakları sözleşmeleri ile belli bir aşamaya gelinmiş.

II. Dünya Savaşı sonrası yavaşa olsa insan hakları konusunda uluslararası bir kültür oluşturmaya başlamıştır.

İnsan Hakları Komitesi, Irk Ayrımı Komitesi, İşkence Karşıtı Komite. Bunların dışında BM Genel Kurulu, Ekonomik ve Sosyal Komite ve İnsan Hakları Komisyonu bu konuda devletler üzerinde baskı yapılması için kullanılan başlıca mekanizmalar olmuşsa da baskılar siyasi olmaktan öteye geçmemiştir.

NORMATİF TEORİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER

Uluslararası ilişkilerde normatif unsur sürekli iç içe olduğumuz bir olgu. Bazı ülkelerle yaptıkları koalisyonları ahlaki nedenlerle açıklayabilirler.

Etik normların devletlerin dış politikalarının meşrulaştırma aracı olarak kullanıldığına zaman zaman tanık olunmakta.

Dış politika hedefleri barış, hukuk, adalet, uluslararası istikrar, sosyal dayanışma ve özgürlük gibi etik kavramlarla ifade edilmektedir.

Serbest ticaret”, “içişlere müdahale etmeme”, “anlaşmazlıkların barışçı yolarla çözümü”, gibi kavramlar da devletlerin birbirlerinin politikalarını etkilemek için başvurduğu sloganlardır.

Normatif teorilere yönetilen eleştirilerde üzerinde durulan noktaların başında, değer yükü (vaule laden) önermeler olması ve olguları sınama olanağı bulunmaması, dolayısıyla bilimsel olmadığı gelmektedir. Kişilerin kendi görüşlerini, duygularını ve özel zevklerini yansıtır. Bilimsel teoriler içinde bulunduğumuz dünyaya ilişkin iken; normatif teoriler olması gereken ya da olması istenen dünyaya ilişkindir. Özellikle realistlere göre, gerçek dünyada her bir egemen devlet gücünü arttırmaya çalışır ve bunun yollarını arar; güç ve iktidar peşinde koşan devletlerin moral ilkelerinden hareket etmesi söz konusu olamaz. Devletler, amaçlarını rasyonalize etmek için normatif söylemlere başvurmaktadırlar.

6. Uluslararası İlişkilerde Analiz Düzeyi ve Analiz Birimi Tartışması

ANALİZ DÜZEYİNE FARKLI YAKLAŞIMLAR

Analiz düzeyi sistemi devlet ve birey olmak üzere üç düzey.

Sistem düzeyinde yapılan analizler yapı üzerinde durulmakta. Klasik güç dengesi sistemi modelinde, devletler ittifaklar karşısında karşı ittifaklar oluştururlar, hegemonik, bir devlet varsa buna ya tek başlarına ya da ittifak oluşturarak karşı çıkarlar ve dengeleyici devlet daima zayıf tarafın yanında yer alarak dengenin korunmasına çalışır. Bu tür analiz düzeyini esas alan modellerde dış politika, bir devletin dış çevreye yönelik bir tepkisi olarak düşünülmektedir.

Devlet düzeyinde yapılan analizlerde ise, oyun teorisine göre hareket edildiğinde, diğer devletler karşısında kazancını maksimum kılmaya ve zararını en aza indirmeye çalıştığı, klasik realizme göre analiz edildiğinde, güç mücadelesine göre hareket ettikleri ve bu çerçevede güç ve iktidar peşinde koştukları, neorealizme göre çözümlendiğinde ise varlığını sürdürme, güvenliğini sağlama ve bunun için diğer devletler karşısında nisbi olarak daha fazla güce sahip olmaya çalıştığı.

Uluslararası politikayı sadece bireyler üzerinde durarak, karar verme teorisi ve modellerinde karar vericilerin ve politikacıların davranışlarından yola çıkmaktadır. Bu tür modellerde, bireyler ve bireylerin ideolojileri, motivasyonları, idealleri, dış çevreyi algılamaları, değerleri, önyargıları büyük önem taşımaktadır.

Devletin dış politikası üç düzeyde analiz edilebilir. Uluslararası sistemle devleti bağımsız bir varlık olarak ele alarak; devleti oluşturan unsurlar.

David Singer “The Level-of-Analyisis Problem in International Relations”, uluslararası sistem düzeyi ve ulusal devlet düzeyi. Sitem düzeyinde, uluslararası sistemin temel ilgi alanı, koalisyonların oluşması ve çözülmesi, güç konfigürasyonlarının süresi ve hızlı, istikrar değişimleri.

Analiz düzeyi olarak devlet alındığında ise tamamen devlete ilişkin değişkenler üzerinde durulmaktadır. Savaşlar, koalisyonlar, diplomasi, yalnızcılık veya benzeri tüm devlet politikaları ve davranışları sistemin yapısından ziyade ulusal çıkara, devletin kapasitesine ve sosyo-politik nedenlere dayandırılmaktadır. Dış politika, içsel koşulların, yani ideolojinin, kamuoyunun, ekonomik ve toplumsal gereksinimlerin bir sonucu olarak görülmektedir.

Analiz düzeyi olarak ulusal devleti temel alan yaklaşım, en büyük avantajı, her bir devleti ayrı ayrı ele alarak bunlar arasındaki farklılıklara yer vermeleridir. Devlet düzeyinde analiz yapan yaklaşımlar ya da teoriler arsında klasik realizm (birey düzeyi-devlet düzeyi), neorealizm (devlet düzeyi-sistem düzeyi), oyun teorisi, strateji teorisi ve çatışma teorileri. Bireyin karar verme yaklaşımı (birey düzeyi-bürokratik düzey).

Devlet düzeyinde yürütülen analizlerin önemli bir özelliği ulusal politikaların arkasındaki motivasyonları, amaçları ve hedefleri ortaya koyma olanağı sağlamasıdır.

Man, the State and War” Waltz savaşın insan doğasından kaynaklanan nedenlerle ve devletin kendinden kaynaklanan nedenlerle ve uluslararası sistemden kaynaklanan nedenlerle analiz edebileceğini göstermiştir.

Waltz’ın sistem teorisi geliştirmesindeki temel etken farklı siyasal yapılara ve farklı ideolojilere sahip olan devletlerin neden benzer politikalar benimsediğini açıklamaya yöneliktir. Morgenthau, dış politika analizlerinde birim (birey ve devlet) düzeyindeki analizlerle ilgilenerek. Devletin dış politikasını insan doğasından, devlet adamlarının rasyonel davrandığından ve devletlerin rasyonel ve üniter birimler olduğundan yola çıkarak ulusal çıkar kavramıyla analiz eden Morgenthau.

Dougherty ve Pfaltzgraff’ın birey, alt ulusal gruplar, devlet aşırı gruplar ve uluslar arası örgütler ile uluslararası sistem altı analiz düzeyi.

Çoklu bir analiz düzeyi genellikle plüralist ve globalist teori ya da yaklaşımlar tarafından dikkate alınmakta.

Çok uluslu şirketlerin, uluslararası örgütlerin ve terörist grupların politika ve diş politika üzerindeki etkisini ve rolünü tartışan ve karşılıklı bağımlılık olgusu üzerinde duran plüralist yaklaşımlara göre, devlet merkezli yaklaşımlar uluslararası politikayı tekbir kavramla (güç) ve tek bir unsurla (devlet) açıklayarak büyük bir basitleştirmeye gitmektedirler.

Globalistler, sistem düzeyinden hareket etmekle toplum devlet çok uluslu şirketler.

Viotti ve Kauppi’nin analiz düzey, sorununu ele alırken dört düzeyden; uluslararası sistem düzeyi, devlet/toplum düzeyi, bürokratik düzey ve birey düzeyidir. Genellikle analiz birimi olarak devletin kabul edildiğine dikkat çekerek farklılığın, daha ziyade analiz düzeyinden, kaynaklandığını belirtmektedir. Uluslararası sistem düzeyinde yapılan analizlerde yukarıda da belirtildiği gibi, devletlerarasındaki güç ve kapasite dağılımı baz alınmakta. Bürokratik düzeyde, bürokratik yapı, politika, birey düzeyi, bireyin psikolojik yapısı, toplumsal çerçevesi önemli. Singer’in devlet düzeyiyle Waltz’ın devlet düzeyi tamamen örtüşmemektedir.

Sönmezoğlu ise, aktör düzeyi ve sistem düzeyi gibi. Aktör düzeyi, birey, devlet ve uluslararası kuruluşlar düzeyi gibi üç ana alt guruba; sistem düzeyi ise global sistem düzeyi ve alt-sistem düzeyi olarak iki ana alt guruba ayrılmaktadır.

ANALİZ BİRİMİ, AÇIKLAMA BİRİMİ

Analiz birimi”, açıklanacak konu veya olguyla ilgili bir kavram olup, analiz düzeyinin belirlenmesinde ilk aşamayı oluşturmaktadır. Örneğin Kongre’nin dış yardım konusundaki tutumu analiz edilmek isteniyorsa burada analiz birimi Kongre’dir. Örneğin ABD’nin yardım politikası analiz edilmek istendiğinde analiz birimi olarak ABD, açıklama birimi ise karar vericiler yani birey olabileceği gibi (indirgemeci bir yaklaşım), sistemde (yapısalcı ya da tümdengelimci bir yaklaşım) olabilir. (1) Analiz edilecek birimin daha alt düzeyde analiz edilmesi, (2) kendi düzeyinde analiz edilmesi be (3) bir üst düzeyde analiz edilmesi. Analiz birimi hem de analiz düzeyi.

Waltz, uluslararası sistemin yapısını anarşik olarak nitelerken, sistem düzeyindeki değişkenlerle, birim düzeyindeki sonuçları açıklayarak analiz düzeyi olarak sistemi, analiz birimi olarak ta birimi (devlet) almaktadır. Waltz, uluslararası sistemin anarşik özelliğinin devletleri işbirliğinden alıkoyduğunu ve kendine güvenme ve güvenlik ikilemi doğrultusunda kendi nispi gücünü arttırmaya yönelttiğini ifade ederken sistemi analiz düzeyi birimi ise analiz birimi, düzey birimi tartışmasında bir anlamda neden-sonuç ilişkisi tartışmasına karşılık gelmektedir.

Uluslararası ilişkiler alanında olguların, olayların ve sorunların analiz edilmesinde kullanılan model, yaklaşım ya da teorilere esas olarak “analiz çerçevesi adı verilmekte.

Analiz birimi sorunu aynı zamanda uluslararası ilişkilerde bir paradigma sorunudur.

ANALİZ DÜZEYLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

Bu düzeylerden birinin bir açıklama birimi olarak tercih edilmesini belirleyen temel unsur araştırmanın konusu ve kişinin araştırma esnasında hareket noktasını oluşturan teori ya da modelin niteliğidir.

Klasik realist teoride, uluslararası sistemde tüm devlet adamlarının güç olarak da tanımlanan çıkar elde etmek amacıyla hareket ettikleri gibi “toptancı” bir yaklaşım benimseyerek sistematik unsurlar dikkate almamaktadır. Devletler arasındaki farklılıkların bu şekilde göz ardı edilmesi devletlerin uluslararası sistemde aynı olaylar karşısında farklı tepkiler vermesini açıklayamamaktadır.

Aktör düzeyini esas alan analizlerin açıklama kapasitesinin sistem analizlerine göre daha fazla olduğu ileri dürülebilir.

Uluslararası sistem teorisi, neorealizm be globalist teori sistemi düzeyini benimseyen teoriler arasında yer aldığından sistem düzeyinde bir analiz yapmak; plüralist teoriler ve liberal teorilerin analiz düzeyi olarak birey, devlet, uluslararası ve uluslaraşırı örgütlenmeler düzeyini benimsedikleri bilinmektedir.

Comments

facebook'ta yorum yazın

fikrin nedir?