Kitab-ı Zuhur / Bülent Yıldız

Eleştirmen Bülent Yıldız’ın ilk kitabı Kitab-ı Zuhur. Eleştirmekten sıkılmış olacak ki beni de eleştirenler çıksın diye bir kitapta kendisi yayınlamış. Aslında kitabında bir nevi eleştirmenlik rolünüde yine üstlenmiş. Bir kitap nasıl olmalı nasıl ilerlemeli ufak notlarla karşımızda. Hikayenin kurgusu oldukça başarılı. Yazım dili oldukça akıcı. Yer yer edebi cümleler de çarpsa gözümüze bir çırpıda okunan bir kitap.

Kitabın bir çırpıda okunma sebeplerinden biriside işlenişi. Hikaye ilerlemesine rağmen tam anlamıyla kitabı kimin yazdığını anlayamıyorsunuz. Yazar sürekli değişiyor ve bi bakıyorsunuz aslında yazanı da yazan var. Bu karmaşa kitabı okurken eğlenceli bir hal alıyor. Anlatım oldukça düzgün ve kafa karıştırmıyor.

Hikaye günlük siyasi olaylardan esinlenerek geliştirilmiş. Güzel bir kurgu ile de anlatmak istenileni gözümüze sokmadan hafiften anlatmış. Bu da kitaba olan merakı arttırıyor. Kitabın yazarının belli olmaması, yer yer okuyucu ile diyalogları keyifli bir okuma sağlıyor.

Elbette kitabın hikayesini olan biteni anlatmak istedim ancak bu anlatım biraz karmaşaya sebep olabilir. Ana hikayeyi şöyle özetleyeyim: Yeni bir kitap yazmaya çalışan bir yazar sahafları dolaşırken başı sonu belli olmayan bir kitap bulur. Ne yazarı ne de başka bir şeyi bellidir. Bunu yazmaya tamamlamaya çalışır. Derken bir yerde tıkanır ve aslında kendisini de yazan bir başka yazara gider. O yazarda aslında bir başkasını yazıyordur. Bu da yazdığı kitaplar yüzünden içeride yatan bir yazardır. Bu karmaşanın içerisinde düzene karşı hareket eden ve Tâ kuvvetleri tarafından işkenceye maruz bırakılan kişilerde anlatılıyor. Tabi bu arada yazarın eline parça parça geçen gizli Tâ kuvvetleri ile ilgili mektuplar.

Anlatmasının zor olduğu ancak bir çırpıda okunan başarılı bir kitap Kitab-ı Zuhur. Bir şeyleri yapmak için anlam yüklememek gerekiğini de anlatıyor. Bence son dönemde okunması gerekenler arasında.

Kitap Arkası

Sanki ölüler oratoryosunda koloratur sopranoyum da cümlem eksik, notalarım çaresiz, aryalarım öksüz kalmış. Piç bir ölüm sancısı yüreğimde yer etmiş de ben o sancıya silah doğrultmuş tetiğe basmışım. Namludan çıkan kurşunlar sancıyı ıskalamış, yüreğimi delip hislerimi katletmiş sanki. İnsan neden hislerinin katili olur Boyozcum? Hisler gidince geriye kalan nedir, ha nedir?”

Bugüne dek edebiyat eleştirmenliğiyle uğraşan Bülent Yıldız, bu kez kurmaca ve üst kurmaca tekniğini son sınırına dek zorladığı, alışılagelmiş başlangıç – gelişim – son çizgisini bozuma uğrattığı deneysel bir romanla edebiyat dünyasına adım atıyor.

Hikayenin ne zaman başlayıp ne zaman bittiğinin kestirilemediği, yazarının kim olduğunun belirsizleştiği, güçlü roman dili ve tekniği ile eğlenceli ama aynı zamanda Türkiye’nin siyasi panoramasına çubuk bükmesiyle okuyucuyu “tedirginliğin” içine de hapseden çarpıcı bir roman “Kitab-ı Zuhur”.

Geleneksel türlerle modern türlerin iç içe geçtiği, göndermelerin oyun şeklinde bilmeceleştirildiği, okuru kurguya davet eden diyalojik yapısıyla farklı bir edebi hazzın içine girmeye, yaratılan deneysellik içinde kendi tedirginliğinizle de hesaplaşmaya hazır olun.

“Kitab-ı Zuhur” sizi kendi dünyası içine çağırarak, oradan dışarı çıkıp kendi dünyanızı kurmaya davet ediyor.

Yayın Evi: Notabene

Yayın Yılı: 2012
Kitap Kağıdı
222 sayfa
13,5×19,5 cm
Karton Kapak
ISBN:6055513177
Dili: TÜRKÇE

Comments

facebook'ta yorum yazın

fikrin nedir?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.