Stephen King – Mahşer / The Stand (sansürsüz tam metin)

Kitabı uzun süredir raflarda görüyordum Almak konusunda tereddütteydim. Bunun sebebi kitabın yeni bir pazarlama taktiği olduğunu düşünmemdi. Bir yanım da Türkiye’deki sansür olayına aklım takıldıkça “acaba bizdeki sansür mü” diyordu. Bu merak doğrultusunda kitaba bir elim giderken diğeri gitmiyordu.

King’in Bir Aşk Hikayesi kitabının yazısında kitabın cildi ile ilgili bir olaydan bahsetmiştim. Bu kitapta bu soruna karşı Altın Kitaplar’da hediye olarak gelmişti. Elimdeki kitapları bitirdikten sonra okumaya başladım. Eski kitaba baktım da Türkiye de ki ilk baskısı elimdeymiş. Kitap 400 sayfa ancak bu elime aldığım kitap ise 1216 sayfa. Üç katı kadar kalın bir kitapla karşı karşıyayım. Acaba neler fazladır neler eksiktir diye düşünmeye başladım. Bir yanda da King oturmuş bunu yeniden mi yazmış diye düşünüyordum.

Ancak açıklamalar yine King’den geldi. Kitabın aslında bu şekilde olduğunu farklı bir şey beklememizi eskisi ile arasında sadece daha çok karakter ve olay olduğunu söylüyordu. Kitap maliyetten dolayı editörlerin hışmına uğramış.

Kitabı yıllar önce okumama rağmen, yeni baskıyı okuduğumda büyün karakterleri bütün hikayeyi hatırladığımı gördüm. Bir sonraki sayfada ne olacağını biliyordum ve bu kadar sayfada başka ne olabilir fikri beni heyecanlandırıyordu. Ben kitabı okurken biraz zorlandım. Zorlanma sebebim ise kitabın ağırlığıydı. Biraz da işten güçten dolayı uzun sürede okuduğumu söyleyebilirim ama deydi.

İlk kitap biraz daha az eleştiri içeriyordu tabi. Ustanın finalde olan biteni medeniyete başlaması Flagg’ın ilkel bir toplumu “gelin size medeniyet öğreteceğim” diye toplaması kitabın tamamının özetiydi. Sansürlü metinde bu yoktu. King artık yaşlandı ama onun varlığını bilmek bir yerde klavye tıkırdadığını hissetmek bana kendimi iyi hissettiriyor.

Mahşer’in konusunu bilmeyen yoktur. Mini bir dizisi de yapıldı. Ancak kısaca özetleyeyim. Bir araştırma merkezinden deneylerle üretilmiş süper bir grip virüsü kaçar ve dünyanın her bir köşesine yayılır. Sadece sayıları belli olmayan bir grup hayatta kalır. Bu dünya nüfusunun yüzde biri kadardır. Hayatta kalan kişiler rüyalarında iki kişiyi görürler. Biri dünyanın en yaşlı kadını Abagail Ana, diğer tarafta ise uzun süre dünyanın üzerinde yaşamış cehennemden kopma bir parça Randall Flagg. İnsanlar bu ikisinden birni seçmek zorundadır. Ancak kaçınılmaz bir gerçek ise iyi ve kötünün çarpışmasıdır.

Kitap devlet otoritesinin yok oluğunu, bilinen tüm düzenlerin bir anda yıkılabileceğini anlatan başarılı bir kitaptır. Bütün bu yaşananlara rağmen yeni kurulan toplumda insanların güç için neler yapabileceklerini de gözler önüne başarılı bir şekilde seriyor. Ansan olarak ders almadığımız yüzümüze sertçe vuruluyor. Kesinlikle okunması gereken kitaplar arasında. Daha fazla beklemeyin derim.

Arka Kapak

“Mahşer, macera, aşk, kehanet, alegori, fantezi ve realizm öğeleriyle harmanlanmış harika bir roman.” The New York Times Book Review

Biyolojik denemeler yapılan bir kuruluştan kaçan biri, kısa süre sonra domino etkisiyle insanların yüzde doksan dokuzunu yok edecek mutasyona uğramış ölümcül bir grip mikrobunu yaymaya başlar. Hayatta kalmayı başaran korku ve şaşkınlık içindeki bir avuç insan kendilerini kurtaracak bir lider arayışı içine girer. Ve iki aday ortaya çıkar… Colorado’da bir halkevi kurmakta ısrar eden 108 yaşındaki hayırsever rahibe Abagail ve kötülükten başka bir şey düşünmeyen, kargaşadan mutlu olan şiddet yanlısı “kötü adam” Randall Flagg…

Yalnızca düşlerde var olabileceğini sandığımız karanlık bir hikâye…

Yazar:Stephen King
Çevirmen:Canan Kim

Sayfa Sayısı: 1216
Dili: Türkçe
Yayınevi: Altın Kitaplar

Comments

facebook'ta yorum yazın

fikrin nedir?