beşinci hikaye (kontrolümü kaybettiğimi söylüyolar)

yanılmıyorlar. hayat pekte istediğim şekilde açmıyor kartlarını. nelere inanacağımı şaşırdım. neleri değiştireceğimi. zaman gerçek diyorlar. yaşadıklarım ve ben yaşadığım hiç bir şeyin gerçek olduğuna inanmıyorum. aklımın köşesine ait geçmişler bana yabancı. sürekli bir telefona cevap veriyorum rüyalarımda. mezarlık bekçisinin aradığı. sırtıma yüklendiğim ceset poşetleri ellerimde ve içerinde gencecik sevdiklerim.

evet, kendimi kaybettim. nasıl odluğunu bilmiyorum. düşüncelerim sürekli sorular şeklinde ve cevap verecek birini bulamıyorum. ne yapacağımdan habersiz bir oradayım bir burada. gerçeğe gitmeye çalışıyorum. gerçek hayata. ama her uzanışım rüyalarımdan çıkma. bir türlü uzanamadığım bir gerçek ve bu kendimi kaybetmeme sebep oluyor.

gökyüzü yarılıyor, uzun bir sur, ince kemençe sesiyle ciğerimi parlıyor ardından bir keman. telli çalgıları sevmediğimi hatırlıyorum. her bir tel uzun yollar gibi uzanıyor önümde.bir bir telden çıkan gürültü geçmişim şimdim geleceğim. kaçıyorum hepsinden. bilmediğim uzaklaşmak istediğim bir geleceğe. ve gelecekler önümde duran iki bariyer.

bariyerin arkasında iki siluet  lirik, uzak, silik. her biri dünyama ait biliyorum. benim gardiyanlarım. önünü kesmek istediğim dalgalı bulutlardan beni uzak tutan. ne kadar baksam da hayata bir türlü karar veremediğim. bir sopa ellerinde, bir balta. üzerime doğru yürürken içimden bir ses kaçmam gerektiğini söylüyor. ama hayattan kaçılmaz. kurtar beni diye bağırıyorum. sakla beni. kimseden ses yok. yanımda sığına bileceğim ve cellatlarım üstümde. kötü nefeslerini hissediyorum. sarımsak yada soğan değil. bildiğin bok. lahımdan çıkmış her biri. suratları yuvarlak. sürekli aynada gördüğüm yüzler. birilerinin gelmesini bekliyorum. geleceklerini düşünüyorum. ardımdaki büyük sessizlik canımı sıkıyor. beni içine çekiyor.

biliyorum dolacak. yeniden burada olacağım ve öldükçe tekrar yaşayacağım. hayat nasıl cehennemim olmuşsa bir başka hayat eminim ki cennetim olacak. bu iyimserlik cellatlarımın boynuma baltasını indirmeye yetmiyor. bedenim boynumdan ayrılmış. nasıl bu kadar bilinçli olduğumu anlamıyorum. birisi belinden çıkardığı ve yansıması gözümü alan bıçağını kafa derime uzatıyor. Bir diğeri ise uzuvlarımı bedenimden ayırmakla çok meşgul. ve sonunda dökülmeye yüz tutmuş saçlarımı barındıran deri kafatasımdan ayrılıyor. hayır acı çekmiyorum. acıyı unutalı çok oldu. duyguları bırakalı. belki bu sadece bir rüya. sonunda birinin beni uyandıracağı. yada soğun telefonun alarmının. neyle avunuyorum. birinin uyandırmasıyla mı? Kafa derimi yuttuğunu görüyorum. Bu midesi için çok yararlı değil. o saçlar. ne zamandır başkalarını düşünüyorum? ne zamandır kendimi?

artık deniz kadar kirliyim. dibini nasıl göremiyorsam, içimi de göremiyorum. çoğu düşüncelerim bana uzak . nasıl olduğunu bilirsiniz. sanki ben hiç düşünmemişim gibi. bu kim olacak istediğimle alakalı biliyorum. ya da kim yapmak istedikleriyle. bazen kendimle tanışmak istiyorum. biliyorum birbirimize çok yabancıyız. iddia edenlerden çok fazla.

Comments

facebook'ta yorum yazın

fikrin nedir?