fygt

Bu gün aynaya baktım. İsteyerek değil. Sanki bir an boşluğuma geldi. Bir an için gözlerimi kaçırdım. Bir cinayete tanık olmak istemezmiş gibi. Hep merakımdan yakınırım. Siktigimin merakından. Yine oltaya tutulmuş bir balık gibi yakalıyor beni. Oltanin ucunda çırpınan son yaşam umudum. O küçük balık gibi olacak belki sonum. Küçük diyorum çünkü büyük balık kadar dirayet gösterecek gücüm yok. Ben çırpındıkça daha da asılıyorlar oltaya. Aslında karşı koymamın bir anlamı yok. Ama insanlar güçlü tanıyorlar ya beni, hemen pes etmemin anlamı yok.

Kimi görüyorum ayna da? Bu ben miyim? Saçlarım dökülmüş, burnum ve kulaklarım büyümüş. Kulaklarım çevresinde kıllar peydahlanmaya başlamış. Burnumun üzerinde de. Bunlar yaşlılık belirtisi.

Duymadığım, eş geçtiğim her şey sanki kapıma dayanmış. Bu kocayan kulaklar hepsini duymak istercesine büyümüş sanki. Biliyorum duymazdan geldiklerimi, duymaya çalışacağım çok. O zaman duymak kahrederken bu kez duymamak kahredecek.

İşte kilit kelime bu: Kahretmek.

Sen ve aynadaki yansıman, öncesi de sonrası gibi, kahrolacaksız.

Ne zaman iki satır yazmaya kalksam
Saçlarımdan otlar ve kertenkeleler fışkırıyor

Ama belli ki sonundayız her şeyin 
En sonunda.

Comments

facebook'ta yorum yazın

fikrin nedir?