Dön

Cesaret nedir? Sözlük anlamı dışında yani. Cesaret, sevdiğiniz birini koruma güdüsü diyebilirim size. Ya da en belirgin olarak bu durumda ortaya çıktığını. Cesur biri değilim, küçükken bazılarına hava atmak dışında giriştiğim küçük eylemleri saymazsak. Peki ya büyüdükçe, yetiskinlik merdivenlerini tirmandikca? Hiç bir cesaret örneği göremiyorum kendimde. Tekdüze bir yaşam. Peki zombilerden farkımız sadece nefes almamız mi, düşünmüyoruz, sorgulamıyoruz kendimizi başlamışız, uzun uzadıya giden bir halatın ortasına sürekli uçurumdan anlayacağımız zamanı, birilerinin bize hadi demesini bekliyoruz. Biraz olsun anlamışsınızdır ben böyle şeyler konuşamam, bunlar hep cesaretten.

Kaç dakika sonra kapı vurması durdu bilmiyorum ama bir nebze olsun ona sarılmak, vücudumdaki dirginligi arttırmış, hücrelerime deliler gibi savaşacak, iksiri zekretmisti. Bir süre daha sessizce dışarıyı dinledik. Nihayet gürültüler iyice kesildiğinde hafifçe silkindi. Kendimi geri çektim. Kutsal sınırların dışına itilmiş gibiydim. 

“Gitmeliyim, senin başını da sıkıntıya sokmak istemem” dedi fısıltıyla sesi kulaklarımdan dönülmez taze serin bir hava gibi indi. ‘Benim başımı daha büyük bir sıkıntıya soktun’ demek istedim, ‘sıkıntının büyüğü artık sensiz olmak’ demek istedim ama diyemedim. Işte o kadar cesaret yoktu bende. Aslanla dovusebilir,Moğol ordusu ile carpisabilir, hükümete kafa tutabilirdim ama bu iki cümleyi söyleyemezdim. O an için söyleyecek söz, kuracak cümle aradım. Ta ki kalkmak için hareketlenene kadar. “Dur” dedim, gözlerini gözlerime değdirdi. Işte bu ilahi yaşam gücü. “Onları gördün mü? Neden senin pesindelerdi?” 

“Evet gördüm” dedi, “ama neden peşimde olduklarını bilmiyorum. Sadece ‘işte onlardan biri’ diye bağırıp üzerime gelmeye başladılar, ben de korkup kaçtım. Ardımdan bazıları ‘kafir’ diye bağırıyordu.”

Gözlerinin rengi, buzdolabında uzun süre beklemiş bir bal gibi donuklasmisti. Hala hissettiği korkunun yansimasiydi onlar, bir süre sonra dolan gözleri sekerlenmis balı hatırlatıyordu bana. Ah bal, ah bal… Oysa ne kadarda seyrek telaffuz ettiğim kelimeydi Şu birkaç saate kadar. Vakti zamanında soframda aramazken şimdi vazgecebilecegimi düşünmüyorum.

Başımdan geçenleri anlattım. Insanımsıların toplantısını, sahnedeki o adamın konuşmasını. ‘Bende senden farklı görünmüyorum’ dedim, ‘demek ki benim de pesimdeler’.

Comments

facebook'ta yorum yazın

fikrin nedir?