Bi…  çıkarma seansı

Tüm gece beraberdik. Zamanımızın çoğu susarak geçiyordu. Söze vurmasakta düşüncelerimizin geveze bir hal aldığını biliyorum. Konu ise belli. Dile getirmediğimiz ortak bir kararla hepimiz gece yarısında o eski eve gitmeti düşünüyorduk. Zaman zaman volta atıyormuş gibi yapıp gözlerimizi karanlık aranın içinde kaçamak bakışlarla gezdiriyor, karanlığın içerisinde bir hareket arıyorduk. Aslında hepimiz biliyorduk insanın başına ne gelirse ya meraktan, ya … 

Nihayet saat on ikiyi gösterdiğinde içimizde bir kırpıntı sabırsızlığımızın girişini tetikledi. Hepimiz aynı anda pür dikkat kesilerek araya doğru yürümeye başladık. Karanlığa daldığımızda altı gözlü, altı kollu, altı bacaklı siyah koca bir yaratıktan farkımız yoktu. Yavaş adımlarla yürüdük. Sessizliği yaran patlak eksozlu motor ana cadde üzerinden geçerken, Son nefesimizi veriyormuşçasına sarıldık birbirimize. Ancak yürümeye devam ettik. Virane evin kapısına geldiğimizde kapıyı kim açacak tereddüt yaşadık. Heyecandan stresten ellerim terlemeye başlamıştı. Eminim diğerleri de aynı şekildeydi. 

Nihayet yüzlerce korku filmi izlemiş, onlarca korku romanı okumuş ben, kapıya doğru hamle yaptım. Sanki bu telepatik bir şekilde Ömer ve Salih tarafından bana iletilmişti. Ne olabilir ki?  Diye düşündüm. Bir çok olasılık geçti aklımdan. Böyle şeyleri kitaplarda, filmlerde görmek, gerçek olmadığının rahatlığı ile atıp tutmak, keyif verici olsa da,  şu anda tüm o okuyup, izlediğim tüm sahnelerin çeşitli versiyonlarını aklımda dolandırmak beni bir hayli yormuştu. Kendimi mümkün olduğunca karşılaşabileceğim şeylere hazırlamak istiyorum. Bir an için koştuğum gerçek dünyadan, ahşap kapının tokmağının terlemiş avuç içimde bıraktığı soğıklukla kurtuldum. Kapıyı kolayca açtım. Kapının kanadı gıcırtıyla açılırken sessizliğin en ürkütücü, en rahatsız edici sesini getirmişti kulaklarımıza. Kapıdan içeriye bir adım attığımızda burnunuzu kıran bir rutubet kokusu karşıladı bizi. İçerisi karanlıktı. Karanlığa gözlerimin açılmasını beklerken, birden bir ışık parıltısı doldu içeriye. Bir fener ışığıydı sanki. Işığın nereden geldiğinin tereddütünü yaşarken, Salih’in elindeki feneri görerek rahatladım. Gece boyu nerede saklamıştı onu? 

Evin içine bir göz attım. Dün gördüğümüzden eser yoktu. Bekli de rüya görmüştük. Tam bir hayal kırıklığı. Dışarıya çıktık ve yerimize geçtik. Hafif esen rüzgar kuyruk sokumumuzda sonlanan damlacığın izinin üzerinden geçerken bir titreme bıraktı bize. Konuşmuyorduk ama hepimiz rahatlamıştık. 

Comments

facebook'ta yorum yazın

fikrin nedir?