İki yakam; umutsuzuk ve huzursuzluk. Bir araya getirmemeye çalıştıkça,  barınmaya çalıştığım hayat, tüm manevra alanımı kısıtlayarak, sonsuz özgürlüğünü sunuyor bana. Ne kadar inanmalıyım? Bir yanımda düşünceler,  bir yanımda bir zamanlar beni insana benzetmeye çalışan hayaller. Ucu kaçan bir uçurtmanın ardından koşar gibiyim. Parmaklarımın daha uzun olma, vücudumun çevresindeki yağların daha az olma ihtimalleri hep yan tarafımda. Bir yerde onların ağırlıkları diyorum bunlar. Bir yerde yüzüme vurulan gamsızlığımın gamı. Her ne kadar kulp taktığım dengesizliklerimle dalgalanansamda, en adi mor ışıkta bile biliyorum ben çıkacağım karşıma. Bazı gerçekler değişmez değil mi, en azından değişse bile bizim için değişmez. Ne yani şimdi Plüton gezegen değil mi? Beni içerden kemiren yer altı tanrısı… 

Comments

facebook'ta yorum yazın

fikrin nedir?