Fobimanik

Odamın zemininde kulakların bulunmadığı aşikar. Şunun şurasında otuz altı kulağı bir araya topladığımda içinde zor döndüğüm duşakabinin zeminin kaplamayacak biliyorum. Uzuvlarından kurtulmaya çalışsam bile her bir zerresi içimde, nidalarla şaha kalkmış biliyorum. Ve akabinde sokulan çomaklar… Çoğunu sektirmeye çalışsam da saf hallerime uzanan savunmasız yanım adeta kendine çekiyor hepsini. Şahane bir şarkının aksak ritmine vardığımda hissettiğim şeyi hissediyorum. Kendi içimde utanarak karşılaştığım, kelimesinin anlamını bile bilmediğim hazzı. Bastırmak belki de bastırılmış olmak bu. Belki ilk başlarda iyidir ama sonrası kangren. Oyunla başlayan parmağa lastik dolamanın o parmağı gözden çıkarmaya kadar gittiği bir kangren. Neden üstüne basıyorum,  bastırıyorum. Her şeyin usulüne bilirken, usulsüz oynamaya çalışmanın anlamı ne? Usulsüzlük üzerine kurulu bir dünya da olduğumuz için mi? 

Biraz daha kaşıyorum kendimi. Her eyleme, her harekete, her fikre,  her düşünceye asılan tıbbi terimler gibi. Bunların hangisi güzel? Hangi nanik, hangi fobi? 

Comments

facebook'ta yorum yazın

fikrin nedir?