Bir, iki. Ses deneme… 

Her ne kadar kontrol manyağı olmasam da bazı şeyleri plan dahilinde yapmak o şeyleri daha keyifli ve daha yapılabilir hale sokuyor. Ancak bu planı yapma süreci ayrı bir muamma. Mesela ‘ha’ deyince plan yapamıyorum. O planı yaparken verdiğim savaşlar anlatılmaz yaşanır cinsten. Ne kadar basit bir cümle değil mi?  Basit ve kaçamak. Yaşa efendim yaşayabiliyosan. Zaten şu hayatta ‘rutin’ dışında ne yaşanıyor ki başka. Şarkıyla uyumlu hale getirirken cümleyi, mecburiyetten demeden edemiyorum. Peki bu mecburiyet neden? Kısa ve öz söylersek ‘toplum olmak’tan diyebilirim. Sekiz buçuk, altının klasik rutininden, hayat dediğimiz şu şeyi devam ettirme mecburiyetinden başka nedir ki yaşamak? Acıya kodlanmış genetiğimiz bunu çok çabuk kabullenirken,  asıl kabul edemediğimiz neşe, ömrümüzün geçmişinde daha öne çıkmakta. Acı anlıktır. Kimse aksini iddia edemez. Ve hızlıca ölmeye mecburdur. 

Oysa ki memnuniyetsizlik damardaki kan gibidir. İnsanın içinde fokurduyarak dolanır ve ne yazık ki akıtarak atamazsınız dışarı onu.  Zaten yokluğu ölmeniz ile eş değerdir. Aslında yalama sebebi memnuniyetsizliktir. Üst satırdaki rutine dönmeyen hayat memnuniyetsizliğin tadına bakmıştır. Memnuniyetsizlik büyük bir suç tetikleyicisidir. Lakin toplum kuralları onun önündeki en büyük engeldir. Aslında insan olmanın önündeki engeldir. 

Ne kadar düşünsem de işin içinden çıkamıyorum. Ne zaman iki satır yazmaya başlasam, hep sana sen seni hep bizi yazıyorum diye devam etmek istiyorum ama Paşamız bu konuda en güzel satırları yazmış zaten. Belki akabinde çalacağım kelime ‘kahır’ olur. Birinci tekil şahısa indirirsek işi,  ‘kahroluyorum’. Neye mi?  En çokta kendime. İnsanın sonu kendinden gelirmiş, bütin lanetler de biliyorum ki benden. Oturup iki satır yazamayacaksam, yazmaya tenezzül edip, standart iş dehlizinde varolmaya çalışıp, hayatın parantez içinde o gerçek dediğimiz kısmında var olmak için hep bir parçamı bırakacaksam yalan denen bu handikapın anlamı ne? Bu kadar bıkkınlık bir başka bıkkınlıkla mı onarılmalı hep? 

Bırakın beni belki biraz uyusam. Biraz da saate kalmadan uyansam,  gecenin bir yarısı çöken hayalleri, sabaha yetişmek amacıyla uykuyla boğmasam… Katilim değil mi?  En çokta kendimin. Sadece o ve z hikayesi. Hiç bilmediğim bir yerde… 

Comments

facebook'ta yorum yazın

fikrin nedir?