Arada izlediklerim…

Bir süredir filmleri sıcağı sıcağına izlerken yazıyorum. Tabi onlar sinemada izlediklerim. Son dönemde sinemada izlenecek iyi bir film bulamadığımdan kendimi ne film olursa ona vermiştim. artık biraz daha seçici olup eskisi gibi ne bulursam evde izleyeceğim. Biraz daha evde vakit geçirip, yazmaya biraz daha odaklanmalıyım. Yavaş yavaş tambelliği de üzerimden atmışken. Yazılacak filmler de biraz birikti. Kaç tanesine şimdi kaç tanesine yer veririm bilmiyorum bakalım yazının devamı ne gösterecek.

Bu arada eklenecek yazı ve öykülerim de var buraya ancak blog’un formatını biraz değiştirmek istiyorum bunun için ufak tefek çalışmalara başladım. Yeni format biraz değişik olacak. Neyse filmlere geçiyorum. Küçük yorumlarımda olacak filmler için.

Death Note 2017

 

Bu kez Netflix yapımı olarak çıkıyor Death Note. Ancak anlatım, kurgu, oyunculuk bakımından beni tatmin etmedi. * Yönetmen: Adam Wingard

 

Mustang 2015

 

Film beni çok tatmin etmedi. Sanıyorum geçen senenin Oscar adaylarımızdandı. Bana klasik bir hikaye ve hikayenin anlatılmasında sıkntılar var gibi geldi. Birden fazla karakter ve bu karakterler arasında da duygu geçişleirnde sıkıntılar vardı. *** Yönetmen:  Deniz Gamze Ergüven

Khid thueng withaya 2014

Tayland sinamasının iyi örneklerinden. biz ne kadar Tayland Sinamasını korku filmleri ile tanımış olsak bile bu film biraz daha sosyal ve romantik komedi. Uzak bir göl köyüne öğretmen olarak giden bir erkek öğretmen orada görev yapmış eski bir öğretmenin günlüğünü bulur ve macera başlar. **** Yönetmen: Nithiwat Tharatorn

Extraordinary Tales 2013

Beş Edgar Allan Poe hikayesi farklı çizimlerle karşımıza çıkıyor. Ben çizimleri beğendim ancak illa izlenmeli diyemem. *** Yönetmen: Raul Garcia

 Prityazhenie 2017

İnsanları izleyen bir uzay gemisi meteor yağmuruna tutulur ve kazayla Rusya’nın bir şehrine düşer. Bu sırada insanlar arasında da bir can pazarı başlar. Rus yapımı film görsel olarak iyi ama hikaye olarak tatmin etmiyor. Yönetmen:  Fedor Bondarchuk

Twixt 2011

Filmi yönetmen İstanbul’da bir rakı keyfi sonrası rüyasında görerek yazmış. Artık yazamayan bir yazar Poe’nun yaşadığı efsaneler dönene kasabaya gelir ve burada gerçek dışı şeyler ile karşılaşır. Karakterler, mekan ve görsellik olarak film başarılı ancak hikaye olarak beni çok tatmin etmedi. Yinede yönetmen için izlenir. ** Yönetmen: Francis Ford Coppola

 Tideland 2015

Distopik bir hikaye kaşımızda. Küçük bir kızın annesi aşırı doz eroinden dolayı ölünce, babası onu alır ve ailesinin yaşadığı eski evine gider. Ailesi yollar önce ölmüştür. Ev yıkılacak hal almıştır. Bir süre sonra babası da ölür küçük kızın ama o babasının çldüğünü anlayamaz. Tek başına bu yerde hayalleri ve garip karşı komşusu ile birlikte yaşamaya başlar. Rhatsız edici bir film. ****

Yönetmen: Terry Gilliam

 One Day 2016

Başarılı bir Tayland draması One Day. İçine kapanık bir IT çalışanı olan genç şirkette bir kıza aşıktır. Bir gün şirket bir gezi düzenler. Burada kız hafızasını kaybeder ve onu bu zor durumda nırakmayan ona aşık olan çocuktur. Çocuk hayatında sadece onunla vakit geçirmek ister. Kıza yalan söyleyerek ona sevgili olduklarını söyler ve kızın hayalindeki her şeyi yapmaya onu mutlu etmeye başlar. Ancak kızın hafızası yerine gelir. İyi bir romantik komedi One Day. **** Yönetmen: Banjong Pisanthanakun

 Gerald’s Game 2017

Stephen King’in aynı adlı romanından uyarlanmış filim geçtiğimiz sene tv dizisi olarakta yayınlanmıştı. Ben bu filmi daha iyi buldum. Oyunculuklar, oyunculuk diyeyim daha iyiydi. Ancak işin psikolojisine pek girilmemiş. Yönetmen: Mike Flanagan

A Ghost Story 2017

İlk baştan filmi çok beğendiğimi söylemeliyim. Başta söylemek lazım ki bir korku filmi değil. Ancak film ölüm il yaşam arasındaki geçişi çok iyi anlatmış. Film çok hızlı ilerlemiyor ama film sonunda hayatı, ölümü, ölüm sonrasını izleyiciye sorgulatıyor. ****/* Yönetmen: David Lowery

 Kimi no na wa 2016

Son dönem izlediğim an iyi yapımlar arasında. Hem görsellik, hem kurgu, hem çizim teknikleri açısından bu anime en iyileri arasına girecek şekilde. Hikaye zaman zaman bedenleri değişen iki gencin başından geçenleri anlatıyor. Başta ne olup bittiğine anlam vermeyen bu gençler daha sonra farklı zamanlarda yaşadıklarını keşfederler. Ancak ortada gözükmesi gereken de bir gizem vardır. ***** Yönetmen: Makoto Shinkai

The Hitman’s Bodyguard 2017

Filmin aksiyonu bol, göndermeleri fazla. Ancak öyle akıl yürütecek bir film değil öylesine aksiyonuna takılıp vakit geçiştiriyor. Onun haricinde filmin fazla bir esprisi yok. * Yönetmen: Patrick Hughes

Comments

facebook'ta yorum yazın

fikrin nedir?