Yalanın Erdemi – Joachim Zelter

Yalanın Erdemi joachim zelter

Yalanın Erdemi (Die Würde Des Lügens) ile klasikler haricinde bir Alman romanı da okumuş oldum. Yazar Joachim Zelter 1962 yılında doğmuş. Üniversitede çift bölüm, yüksek doktora üniversite eğitmenliği derken on beş kadar kitap yazmış. Yalanın Erdemi ise önemli kitaplarından biri.

Kitap direkt Almancadan çevrilmiş. Zaten İngilizceden çevrilmesine şaşardım. Böyle bir giriş yapmamın sebebi ise bazen kelimelerin akışına odaklanamayıp bazı satırları bir kaç kez okumam oldu. Belki benim dönemim değildi, belki de ilk son dönem Alman edebiyatına alışık değildim ama bu durum kitabı bitirmek konusunda zorladı beni.

Kitap ise bir yalanın üzerine kurulu. Büyük annesi ile yaşayan genç Von und zo Witzleben, büyük annesinin yaşlılığından da faydalanarak hayatını yalan söyleme üzerine kurmuştur. Öğrendiği bir kaç kelime ile İngilizce konuşur, her şeyin en iyisini yapar, öğrenir, söyle. Büyük annesinin korumacı yaklaşımıyla da sürekli yalan söyleyip başkalarından aldığı bilgileri satan Witzleben bir şekilde okuması gereken okulları da bitirir. Hatta bu yalanlar sayesinde işe girer hayatını kurar. Ancak bir yalanın üzerine kurulan hayat bir yerde tökezler.

Hikaye bu şekilde yalanın üzerine kurgulanmış bir hayatı anlatırken varoluşu ve çöküşüne de odaklanıyor. Evet yalan kötüdür ama yazar kitabın kurgusunda öyle bir dönüş yapıyor ki, aslında karakterimizin tüm yalanlarını göz ardı edebiliyorsunuz. Bu bağlamda kitabın finali oldukça güzel ve etkileyici. Sanki okurken iki ayrı kitap okuyormuş gibi hissediyorsunuz.

Son dönem Alman edebiyatına meraklılarına tavsiyemdir.

Kitap Arkası

Yalanın Erdemi, benzerine az rastlanır bir kurmaca. Yazarı, pek az yaratıcıda görülen üslup ve ifade yeteneğine sahip. Alışık olunduğu gibi, okura, ilk sayfadan son sayfaya kadar refakat etmiyor. Fantastik betimlemeler, inanılmaz vakalar, nadide karakterler yok. Ama çekip gitmiyorsunuz bir yere. Bırakmıyorsunuz romanı, bırakamıyorsunuz…Hakikat ile yalan arasındaki o uçurum, o uçurumda filizlenen çiçek, o çiçeğin dehşetli kokusu büyülüyor sizi. Satır aralarına serpiştirilen afyon, keyfe keyif değil, keder katıyor. Kapalı yaraları kanırtıyor, açık yaralara tuz basıyor. Romanda, üsluptan biçime kadar hâkim olan parçalılık, bir süre sonra okura sirayet ediyor. Gelin görün ki, o parçalılık ne romanı bir yapboza dönüştürüyor, ne de okurda bulmaca çözüyormuş hissi uyandırıyor. Söz konusu olan, hayatın ritmine dair bir parçalılık… O hayatı kurgulayanlara dair bir parçalılık… O kurgudan etkilenen kişisel, ulusal tarihe dair bir parçalılık…Joachim Zelter, özellikle İskandinav ülkelerinde büyük ilgi gören bu kitabında, uçurumun kenarında bırakıyor okuru. Bir büyükanne ile torununun hikâyesi uçurumdaki köprüler üzerinde geçiyor. Hakiki hayatta kurgusal bir dünyaya sığınmak, ölümün eşiğindeki bir büyükanne için pek cazip görünüyor.Bildik pek çok vaka, bilinmedik ilişkilerle dahil ediliyor hikâyeye.1974 Münih Olimpiyatları ya da Wimbledon Tenis Turnuvası… Hepsi, torunun kurguladığı radyo programları sayesinde ulaşıyor üçüncü şahıslara. Peki dünyayı, tüm olup bitenleri bu kurgulanmış radyo programlarından takip eden büyükanne, farkında değil midir söylenen yalanların? Belki daha da önemlisi: Riyanın tanrı olduğu bir yerde, hakikate ihtiyaç var mıdır?“Doğrudan Absürdistan’a yönelen nefes kesici bir uçuş…” Sonja Jaser, Südkurier

Özgün Adı: Die Würde des Lügens
Yazar: Joachim Zelter
Çeviri: Regaip Minareci
Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları

Comments

facebook'ta yorum yazın

fikrin nedir?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.