Kısa bir hikâye

Karşı pencereden sızan ışık, odanın içerisinde istemediğim bir aydınlanmaya sebep oluyordu. Üşenmeyerek kalktım ki beni tanıyanlar bunun benim için nasıl bir eylem olduğunu bilir. Önce tülü, ardından da perdeyi sıkıca çektim. Kornişlerin yerinden çıkmasını umursamayarak. Çıksa ne olur ki? Öylece aylar belki de yıllarca kalır. Belki bir iki, bir iki hepsi biterde perde ile tül aşağıya düşer ben de bu vesileyle onları çamaşır makinesine atar aydınlanmalarına sebep olurum.

Elbette aydınlanma onların da hakkı.

Perdeyi iyice çektiğinden emin bir şekilde yerime oturdum. Tam ayaklarımı uzatıp pufa koyduğum anda görüşme yine o anlamsız ışık ilişti. Hemde hareket eden gölgeler eşliğinde. Perdeyi kontrol ettim göz ucuyla, bir yandan da duvarda yansıyan hareketlere bakınıyorum. Başlarda anlam veremedim. On santimlik alanda gördüğünüz şeye ne anlam yükleyebilirsiniz ki? Üstelik duvar boyunca uzanan bir gölgeye. Önce yatayda hızlıca birşeyler hareket etti. Sivrisinek olmalı diye düşündüm, benim öldürmeyip, kendini öldürmeye çalışan bir tanesi sürekli ortada dolanıyordu.

Hızlı hareketlerinin ardından birden ortadan kayboldu. O anda masa lambasının ışığı söndü ve karanlıkta kaldım. Yok aslında nereden geldiğini çözemedim o yerden tavana kadar uzanan yansımayala. Işığın sönmesi korkutmuştu beni, sanki ışıkla birlikte tüm seslerde susmuştu. Yerimden kalkıp kalkmamanın tereddütünü yaşadım bir an. Tam ayaklarımı yere bastığım anda, odaya dolan ışığın karardığını hissettim. Tüm sokakta elektrik mi kesilmişti acaba? Bu sorumun yanıtını, homurdanarak çalışmaya başlayan buzdolabı verdi. Yaşlı emektar… Ama beni korkuttun. Tam kalkıyordum ki sızan ışık geri geldi. Daha sönüktü, daha karanlık gri. Pencereye doğru ilerledim. İçimden bir ses ışık şeridine yaklaşmamamı söyledi. İçimdeki sesten korkarak o şeride yakalanmamaya çalışarak, ışık butonuna gittim. Ancak tam butonun üzerindeydi şerit.

Açmak için bir şeyler uzatmaya çalıştım, arandım ama etrafımda hiç bir şey yoktu. Kapıya yöneldim ama biçimsiz bir şekilde duran ışık şeridi geçmeme izin vermedi. Tişörtümü çıkardım ve bir ucundan tutarak butona fırlattım. Tişört ışık şeridine değdiği anda birden bir katana ile kesilmiş gibi ikiye ayrıldı. Bir parçası elimde kalırken diğer parçası karanlık şeridin içinde kaybolmuştu. Ne yapacağımı bilmiyordum. Kanepeye uzandım. Saatlerce o garip şerit şeklindeki ışığı, içindeki gölgeleri izledim.

Işıkta mı bir gölgeydi acaba?

Aslında gidip butona basmalıydım. Artık nasıl bir tembellikse…

Comments

facebook'ta yorum yazın

fikrin nedir?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.