2020’nin son yazısına gelmişken beklentisizlik üzerine bir yazı

Polina Tankilevitch adlı kişinin Pexels‘daki fotoğrafı

Yeni gelen yılın bir öncekinden bir farklı yok aslında. Rakam bir arttı diye dünya silkinip kendine gelmiyor. Tamam genel devinimde biraz yana yatıp hız kesiyor olabilir ama bunun bizim bir şeyleri anlamlandırmamız için yapmıyor. Biz ise bir şeylere yeniden başlamaya çok meraklıyız. Bu sebepten her pazartesi rejime başlıyor, özel günler belirleyip onu kutluyor üstüne üslük bunlara anlam yükleyip beğenmediklerimize karşı savaş açıyoruz. Aslında tüm insanlık olarak tek istediğimiz sadece yeniden başlamak. Hiç birimiz mutlu değiliz çünkü.

Genetik olarak mutlu olmaya programlanmamışız. Dış etkenler insan genetiğini ne kadar değiştirir bilmem ama bizde değişmiş. Dayatılan doğrular, öğretilen öğretiler genetik olarak mutluluğu almış götürmüş bizden. Mutlulukta var olan bir duygudan çok öğrenilen bir şey olmuş.

Mutluluk, mutsuzluk bir tarafa yaşanan olaylar ile birlikte bir de beklentisizlik girdi devreye. Yaptığı her planın bozulacağını öğrenen insanoğlu artık beklentiyi düşürerek sıfıra kadar yaklaştı. Burada ‘insanlar planlar tanrı kahkahalarla güler’ gibi polemiklere girebiliriz ama Tanrının bu durumla alakası yok. Biz zaten kendi ayağımıza sıkmakta özgürüz.

Aslında içinde bulunduğumuz dönem daha da daha da köleleştirdi bizi. Bunu düşününce yapılan planların neden çöpe gittiğini biraz daha anlıyor gibiyim. Fiziksel iş yapanlar zaten yapmaya devam ediyor, masa başı iş yapanlar ise daha fazla yapıyor. Belimin halini anlatmayacağım size.

Aslında aklımda böyle bir yazı yoktu. Yılların sayısı çok önemli değil. Beni ilgilendiriyor olması sadece yaşlanıyor olmamdan kaynaklı. Yoksa içinde yaşana şeyler akıntıda sürüklenmemizden farksız. İşte burada el kaldırıp kendimizi ne kadar gösterdiğimiz önemi. Günlük, haftalık, aylık senelik hedefler yerine genel hedefler koyup onları yapmaya çalışmak en mantıklısı. Sonuçta bu hayat bizim ve bu hayat içerisinde yaptığımız her şey de bizim olacak. Bu hedeflerde ana kasıt kendi isteklerimiz, mutluluğumuz olmalı. Taşıma suyla değirmen dönmez demiş atalarımız, başkalarının merkezde olduğu bir plan er geç hüzne uğrayacaktır.

Arkadaş iş birden kişisel deliğim ve öğüt ermeye döndü. Ben aslında böyle bir insan da değilim. Birde bu yazı nasıl buraya geldi onu anlamadım. Benim taslak olarak attığım bir başlık vardı. Onu da neden attığımı bilmiyorum. “İsa kadın olsa Lena Del Rey olur muydu?” Bunun üzerine bir düşüneyim ben.

İyi seneler.

fikrin nedir?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top
%d blogcu bunu beğendi: