Biraz düşününce aslında anlamsızlıklar kafilesinde olduğumu fark ediyorum. Elbette bu benim seçimim değil. Sadece bir sele kapılmış arabanın içinde olduğumu hissediyorum. Bu metal kutuda şimdilik güvendeyim. Biliyorum zamanla içeriye sızan şu beni iyice rahatsız edecek. Bu metal kutuyu bir güvence görüyorum. Dışarıda kurda kuzuya yem olmaktansa burada kendi çapımda boğulmalı mıyım acaba? Biliyorum her ne kadar kendimi güvende hissetsem de bu kabuk bana dar gelecek. Birden atacağım kendimi dışarıya. Ne olabilir ki en fazla? Bir bukalemun misali ben neye uyum sağlayamayacak olabilirim ki? Çekincem ne?
Yalnızım ve yıllar geçtikçe daha da yalnızlaşıyorum. Bu işin edebiyata dökülecek ululaştırılacak bir tarafı da yok. Zaten mazbut edebiyatimda kayda değer bir olay bile yok. Kendi yağımdayım. Üstelik zaman ısıttıkça beni yavaş yavaş damlayarak benliğimi kaybediyorum.
Sorgulamıyorum, düşünmüyorum. Zaten kimsenin düşündüğünü de sanmıyorum. Biraz daha veriyorum işe kendimi. Çalışmak iyidir. Üç şeyden kurtarırmış insanı. Üçünü de bilmiyorum. Öyle söylüyorlar. Anlam vermiyorum zaten. Bir avuç saçmalığa kim anlam verebilir ki?

fikrin nedir?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.