Ölen ben olsaydım üzerime basar geçerdiniz.

Başlıktaki cümle Joker filminden alıntı ve cümle şu şekilde devam ediyor. “Her gün yanımdan geçip beni görmüyorsunuz ama bu adamlar, Thomas Wayne TV’de onlar için ağladı diye mi yani?” Gerçekten de böyle değil mi? Sokakta gördüğümüz olaylara, kişilere bu kadar kayıtsız kalırken bir anda onun birileri tarafından reklam (!) edilmesi duyarlılığımızı nasıl da tavana çekiyor.… Continue reading Ölen ben olsaydım üzerime basar geçerdiniz.

Bu Türkler çok duygusal insanlar… (Beyaz Melek Üzerine)

Bilenler bilir Mahsun Kırmızıgül bir film yaptı. Adı da Beyaz Melek. Herkes izledi beğendi. Hani bende duygulanıp gözlerim sulanmadı desem yalan olur. Ama hatırlıyorum da, hiç birisi Dancer In The Dark’ın yerini tutmamıştır hayatımda… Eh bir itihar teşebbüsü bu kadar nükseder insana… Ah, unutmadan birde Fellini kokulu Çağan Irmak filmi Babam ve Oğlum, ama bu… Continue reading Bu Türkler çok duygusal insanlar… (Beyaz Melek Üzerine)

Nymphomaniac / İtiraf I&II

Dancer in the Dark‘tan sonra Lars von Trier filmlerinin hiç birini kaçırmadım. Bir çoğunu buraya yazmamış olabilirim ama Trier’in gizli hayranlarından biriyim. Gerek teknik açıdan gerekse filmlerinin hikayelerini farklı ve başarılı bulurum. Ancak çok adı geçen ve sansasyon olan Nymphomaniac izlemeden önce beni biraz tereddütte düşürdü. Öyle ki bir önceki filmi Melancholia‘yı çok başarılı bulmuştum. Bu filmin daha çekilmeden… Continue reading Nymphomaniac / İtiraf I&II

Film listesi gibi bir şey…

Bu gün film yerine, sabah sabah Kediler ve Kitaplar blogunda gördüğüm, “Devasa Film Listesi“ne özenti bir yazı yazmak istiyorum. Gerçi o kadar başarılı olabilir miyim ayrıntılama konusunda tartışılır. Mümkün olduğunca bu çok sayıyı kısa kesmeye çalışacağım. Yorumlarla yapılacak ekler ve tartışmalar da sevindirir elbet… Geçen yıl gördüğünüz en iyi film: Şöyle bloguma baktığımda iki yüz… Continue reading Film listesi gibi bir şey…

Ciddi ciddi mart kapıdan baktırıyor. Bu havalardaki değişiklikle, yani çok soğumasıyla alakalı değil. Bazen martın başından hatta şubatın sonundan beri, bazı şeylere sadece tanık olduğumu hissederdim. Şimdi ise bunun tamamen farkındayım… Adımlar atılıyor, gözler karartılıyor, siz sonrasını sadece izliyorsunuz…  Bu mart kedilerinde sesi çıkmıyor. Onlarda sanki hayatın zorluğuna kafayı takmışlar. Bizim gibi sosyalleştiler mi acaba… Continue reading