Bi… çıkarma seansı 

Zamanın nasıl geçtiği konusunda ahkam kesmeyeceğim ama zaman, tüm o hesapların aksine hissiyatla orantılı işliyordu. Zamanın kadranları on ikinin geçtiğini beliriyordu. Bir süredir sessizce oturuyor,  gördüğümüz rüyanın etkisini üzerimizden atmaya çalışıyorduk. Ne kadar süredir sessizce oturduğumuz hatırlamıyorum. Ancak şiddetli bir gerilim ardından bitap düşmüş haldeydik. Aslında kavramlar ne kadar göreceli…

Dilim damağım kurumuştu. Eve gitmek zor gelse de sokağın başındaki bakkala gözlerimi diktim. Beni susuzluktan kurtaracak şey evde değil bakkaldaydı. Ancak hatırlıyorum da bakkal dükkanını kapatmış yanımızdan geçeli saatler olmuştu, belki de günler. Biliyorum,  belki dün geçerken vermişti selam, bu gün hiç onu görmemiştim bile. 

Gözlerim bakkalda bir ışıltı ararken, bizim aranın başında bir hareketlilik farkettim. Vücuduma dolan adrenalin birden atık bir şekilde hareketlenmemi sağlamıştı. Birden bire canlanan bedenime çocukların tepkisi de aynı olmuştu. Anlaşılan herkes birşeyler olmasını bekliyordu ve bu sessizlik olacakları kaçırmamak adınaydı. 

Benim hareketliliğimin ardından diğerleri de baktığım yöne gözlerini dikti. Onlar benim gördüğümü görmüşmüydü bilmiyorum ama attığım adımın hızıyla hepsi peşime takılmışlardı. Birkaç adımda aranın başına geldik. Uzaktan gelen ışık arayı hafifçe aydınlatıyordu. Işık kış güneşi gibi soluk ancak dokunduğunda ısıtacakmış hissi veriyordu. Yine birbirimize olabildiğince yaklaşarak yürümeye başladık. Eski evin önüne geldiğimizde kapısının Aralık olduğunu farkettim. Koskoca bir dev gibi hareket ediyorduk. Kapıdan içeri girdiğimizde, bir kaç saat önce girdiğimiz evden çık farklı bir ev vardı karşımızda. Loş ışık duvara asılmış iki gaz lambasından yayılıyordu. Yerde eski bir kilim, eski bir koltuk ve sandalyeler vardı. Ortada büyükçe bir masa etrafında bir kaç kişi oturuyordu. Kişi mi demeliyim bilmiyorum, şekil olarak bize benziyorlardı ama bu noktadan tam onlara insandır diyemiyordum. Anlamadığımız bir dilde bir şeyler konuşuyorlardı. Masanın üzerinde bir kaç taş ve tencere vardı. Üç şekil uzun elleriyle birbirlerini tuttu. 

Ne dediklerini anlamak amacıyla biraz daha yanaştım. Benimle birlikte diğerleri de ilerledi. Dedim ya tek bir vücut gibiydik. Bir kaç adım sonra onlara daha da yaklaşmış izlediğimiz şeyleri daha met görme fırsatı bulmuştuk. Her biri başı kapalı birer kadına benziyorlardı. Ancak yüzleri bizden farklıydı vücut şekilleri de, nasıl tarif edilir bilemiyorum. Kendi aralarında yaptıkları ayinimsi bir şeyden sonra içlerinden biri titredi ve birşeyler söyledi. Sonra bir sessizlik kapladı etrafı. Yine bir şeyler söyledi. Elini tencerenin üzerinde gezdirerek, hiç bir akıcı madde kullanmadan tencerenin içinde ateş yaktı. Birden bire çıkan ve evin tavanına kadar yükselen alev üçümüzün de ilkilmesine sebep oldu. Bu esnada bir şeye çarpmış olacağız ki bir gürültü oldu tam arkamızda, refleksle arkamıza baktık, arkamızda kalmış bir sandalye Salih’in çarpmasıyla devrilmişti. O esnada masanın başındaki de sese doğru baktılar. Yakalamdığımızı düşünerek bir kaç adım attık. Ancak yüzler hızlıca masaya eğildi ve homurdanmalar başladı. Masadan sanki anlayabildiğimiz şekilde sanki bir ses geliyordu. Uzaktan, kendine güvenen bir ses… 

“Geldiyseniz…”

fikrin nedir?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.