Buralarda yokken… İzlediklerim-3

Snow White and the Huntsman (2012): Filmin yönetmen koltuğunda Rupert Sanders var. Bu yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi. Standart aksiyonun yüklü olduğu filmde karşımıza öyle çokta diğerlerinden ayrılacak bir yönetim karşımıza çıkmıyor. Filmin hikayesi adından da anlaşılacağı gibi bir Pamuk Prenses hikayesi. Pamuk Prensesin annesi öldükten sonra babası Ravenna adında başka bir kadınla evlenir. Ancak Ravenna kralla evlendiği gecenin akşamı kralı öldürür ve Pamuk Prensesi zindana atar. Günün birinde Pamuk Prenses kaçar ve Ravenna onu yakalaması için peşinden bir avcı gönderir. Ancak avcı Pamuk Prensese aşık olur ve Ravenna’ya karşı savaşırlar. Filmde Kristen StewartChris Hemsworth ve Charlize Theron baş rollerde. **  Siren (2016): Film V/H/S filminin Amateur Night hikayesinden yola çıkılarak yapılmış. Bu kısa filmin yönetmeni ve senaristi de Siren’in olduğu gibi Gregg Bishop. Ben filmi başarılı bulduğumu söylemeliyim. Film ilk segmentin başını anlatıyor. Yani orada gördüğümüz karakterin nasıl dışarıya çıktığını. İşleyiş ve hikaye aynı yani bir barda eğlenen bir grup arkadaşın başından geçenler şeklinde. Film Siren’n bir adam tarafından yardım amacıyla kandırılarak kilit altına alınır. Onun olduğu bir mekan açar ve burada genel ev işletir. Çünkü siren insanlara bulunduğu ortamda büyük hazlar yaratmaktadır. Bir gün barda bekarlığa veda partisi yapan bir grubun yanına adamın biri yanaşır ve daha iyi bir eğlence sunar. Ekip kabul eder ve özel bir villaya giderler. Gerçekten de adamın dediği kadar vardır burası. Ama bir süre sonra garp şeyler olmaya başlar arkadaşı garipleşir bir yerlerde insanlara işkence yapılıyordur. Derken elemanlardan biri Siren’i kilitli kapının ardında kötü halde görür. Ona yardım etmek için arkadaşları ile birlikte geri döner ve Siren’i bu zindandan kurtarırlar. Ancak kurtardıkları kız masum biri değildir. Siren karakterinin aynı karakter olması iyi oluş. ***  Krampus (2015): Filmin yönetmen koltuğunda Michael Dougherty var. Genelde aksiyon filmlerinin senaryoları ile tanığımız bu isim Trick ‘r Treat‘dan sonra bir başka korku filmi ile çıkıyor karşımıza. Bir ailenin başından geçenleri anlatıyor film. Çokta iyi anlaşamayan aile şükran günü için bir araya gelir. Bu sırada Alman olan evin resinin annesi de torununa garip hikayeler anlatmaktadır. Tüm aile evde yemek yerken teyzesinin çocukları Max’a eziyet ederler ve o da odasına kaçar. Bu esnada bir mektup yazar ve bunu göğe atar. Bu bir dilek mektubudur. O dakikadan sonra hava şartları değişir ve her yeri kar kaplar. Aile sabah uyandığında bu manzaraya inanamaz ancak sonuçta kıştır. Evde vakit geçirmeye karar verirler. Ailenin kızı arkadaşı ile görüşmek için evden çıkar ve gece geri dönmez. Onu aramak için dışarı çıktıklarında ise garip yaratıkların ona saldırdıklarına şahit olurlar. Ve bu yaratıklar onların peşindedir. Bu esnada bu yaratığın aslında babaanne ile bir ilgisi olduğu anlaşılır. Yaratık ise Noel Baba’nın kötü ikizidir. Korku öğleleri olan ama korkudan çok aile içi konulara değinene bir film olmuş ama izlenilebilir. ***  The BFG (2016): Filmin yönetmen koltuğunda usta isim Steven Spielberg var. Film Roald Dahl‘ın romanından uyarlanmış. Steven Spielberg‘in bir çizgisi var ve bu çizgi arasında bu The BFG biraz sönük duruyor. Buna rağmen film görsel olarak tatmin ediyor ve keyifli bir izlenim sunuyor. Ancak belirtmeden geçemeyeceğim film çok fazla çocuk filmi kalıyor. Sophie, yetiştirme yurdunda yaşayan bir kızdır. Bir gece şehirde olanan bir dev görür. Onu gördüğü için bu dev onu alır ve devler ülkesine kendi evine götürür. Beklenenin aksine bu dev kötü değildir ve insan yemiyordur. Onun özelliği ise insanların rüyalarını toplayıp yeni rüyalar yapıp yine bunları inanlara geri vermesidir. Tabi diğer standart devler onu bu durumdan dolayı ezikler. Günün birinde onun evinde bir insan olduğunu duyunca ona saldırırlar. O gün onlardan kurtulurlar ama kötü devler çocukları yemek için plan yaparlar. Sophie ve BFG bunun önüne nasıl geçeceklerini düşünmeye başlarlar ve İngiltere Kraliçesinden yardım almaya karar verirler. Kendilerinin de içlerinde olduğu bir rüya oluşturup durumu anlatırlar ve kraliçenin karşısına çıkarlar. Keyifli bir gün için izlenilebilir. ****
 width=
Azem 3: Cin Tohumu (2016): Yönetmen koltuğunda Hurcan Emre Yilmazer var. Bayrağı aldıktan sonra bu çektiği ikinci Azem filmi. Öncelikle Türk Korku filmi olması sebebi ile oyunculuklara değinmek istiyorum. Karşımızda eli ayağı düzgün oyunculuklar var. Atık sanırım korku filmi çeke çeke oyuncularımız da korku filmi oyunculuğunu da öğrenmeye başlıyoruz. Bunun ile birlikte yine makyaj ve ses ile ilgili sorunlar olsa da nispeten eli ayağı düzgün bir film var aramızda. Filmin senaryosu ise çok basit ve etkisiz. Daha ilk dakikalarda neler olacağını kestiriyorsunuz. Hikayeye özetleyeyim. Tanıtım metnindeki gibi öyle yüz yıllarca gelen süren bir hikaye anlatılmıyor tam olarak. Hikaye basitçe kocasının kendini aldattığını düşünen kadın bir hocaya giderek kadına büyü yaptırır. Kadın ise aslında ailece görüştükleri en yakın arkadaşıdır. Kadın ise kocası ile çocuk sahibi olmaya çalışmakta ama bunu başaramamaktadır. Kendisine büyünün yapılmasının ardından başından garip şeyler geçmeye başlar. Hatta o da çocuğu olsun diye hocaya gidince işler hepten karışır. Ona cinler tam anlamıyla musallat olmuştur. ** Bad Biology (2008): Filmin yönetmen koltuğunda Frank Henenlotter var. Film aslına çok kişinin beğenmeyeceği türde. Gerek oyunculuklar gerekse görsel ve filmin hikayesi seksenlerin korku B-Movie’lerini andırıyor. Zaten bu film içinde bir b-movie diyebiliriz. Gerçi biraz sönükte olsa film için gore diyebiliriz. Film cinsel anlamda doyuma ulaşamayan biri erkek biri kadın iki karakterin hikayesini anlatıyor. Gazetelere fotoğraf çeken fotoğrafçı Jennifer cinsel anlamda doyumsuz olup defalarca kez orgazm olabilmektedir. Ancak bu orgazmının derecesi artar ve kendini kaybedip birlikte olduğu erkeği öldürmektedir. Jennifer aslında bir doyum aramaktadır ama kendisine uygun partner bulamaz. Batz ise sürekli ereksiyon durumunda olan bir penise sahiptir. Öyle ki penis kendi başına Batz’ı yönetmeye başlamıştır. Penisin bu vahşiliği birlikte olduğu kadınların zor durum yaşamasına sebep olur. Hatta kadınlar ölümcül orgazma kapılırlar. Bir fotoğraf çekimi Batz’ın evinde olunca Jennifer ile karşılaşır. Kendini herkesten soyutlamış Batz , Jennifer’in dikkatini çeker ve onu takibe alır. Bu sırada Batz’ın penisi kendi cumhuriyetini ilan eder ve ondan ayrılır bir kaç kadının peşine düşer ve onlara saldırır. Geri döndüğünde ise Jennifer, Batz!ın yanındadır. İki biyolojisi bozuk kişi bir araya gelir ve birbirlerin sonunu hazırlarlar. **  Tulpa – Perdizioni mortali (2012): Film adından da anlaşılabileceği gibi bir İtalyan filmi olup yönetmen kotluğunda Federico Zampaglione oturmakta. Filmin hikayesine geçmeden önce Tulpa nedir onu açıklamak istiyorum. Tibet inanışlarına göre, büyük bir disiplin çalışması sonucunda düşünce ile, bu düşüncelerin doğrultusunda bir varlık yaratma fikrine ve bu yaratığa tulpa adı verilmekte. Film de bunun doğrultusunda ilerlemekte. Ancak hikayede bu durum biraz karışık. Lisa Boeri başarılı bir iş kadınıdır. Hayatında ufak tefek çatıştığı kişiler olsa da genel olarak hayatı iyi gitmektedir. Lisa’nın bir diğer özelliği ise gündüz bu işte çalışırken gece bir kulüpte çalışmasıdır. Günün birinde etrafındaki insanlar ölmeye başlar. Bu insanlar genelde bu gizli kulüpte birlikte olduğu kişilerdir. Derken onun bu durumunu sevmediği bir iş arkadaşı öğrenir ve ona şantaj yapar. Derken o da ölür ve gözler Lisa’ya çevrilir. Lisa bu durumu çözmek için etrafındakilerle konuşur ve kendisinin de kurban olabileceği kanısına varır. Kulüpte araştırma yapmaya başlar. Bu araştırma sonunda azı gizemlerin kapısını aralar. **  Geomeun sajedeul (2015): Bir süredir Kore filmi izlemeyince u film ilaç gibi gelmişti. Aslında filmi kısaca özetlemek gerekirse bir şeytan çıkarma filmi diyebiliriz. Her ne kadar uzak doğuluların bildiğimiz ilahi din kavramlarına pek yakışmadıklarını düşünsem de bu film bildiğin Hristiyan propagandası ve o usullerde şeytan çıkartma filmi karşımızda. Tabi bu olayı gerçekleştirirken yine biraz şamanlığa bulaşılmış. Ancak belirtmem gerekir ki, yine başarılı bir film var karşımızda.  Genç bir kıza bir araba vurup kaçar ve bu sebepten dolayı kız komaya girer. Öyle hareketsiz bir şekilde yatan kızın yanında gelen Rahip Kim kızın bedenine şeytan girdiğini düşünür. Biraz araştırma yapar ve bunu diğer papazlara sunar. Bir şeytan çıkarma ayini yapılmasına karar verirler ancak bu iş herkesten gizli olacaktır. Kim’e yardımcı olması ve eğitilmesi için de yanına genç rahip Choi verilir. Kim ile Choi kızın başına geçip ayin yapmaya başlarlar. Şüphelerinde haklıdırlar kızın içine şeytan girmiştir. Ancak o sırada polise haber verilmiştir ve işler tam düzelecekken ortaya polis engeli çıkmıştır. ****

fikrin nedir?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.