Cuma Gecesi Hikayeleri: Mutlu Bir Aile (4)

Son İnsanlar karanlığa alışmış gibiydi. En çok eksiklerini duydukları şey eğlence araçlarıydı. Televizyon yok, internet yok. İnsanlar cep telefonlarını sokaklara konmuş portatif şarj aileleri ile bir lira karşılığı şarj ediyorlardı. Bu aletlerin yüzüne kimse bakmazken şimdi önünde uzun kuyruklar oluyordu. Alış veriş merkezlerindeki kafeler sırf bu yüzden dolup taşıyordu. Bu durum elbette birilerinin işine yaramıştı. Nalan ve ailesi de alışmıştı buna. Elektrik olmadığından ev halkı daha erken toplanıyor ve sohbet etmeye vakit buluyorlardı. Elektriksizlik insanları erken yatmaya itiyordu. Geçici olarak çalışma saatleri elektriğe göre düzenlenmişti. Nalan bu sebepten dolayı fazla mesaiye de kalmıyordu. Bu gün ise Ufuk odasından hiç çıkmamıştı. Kahvaltı hazırlamamış, ailenin yeni edindiği alışkanlığı bozmuştu. Onun hasta olduğunu düşündüler. Birkaç kez kapıyı çaldılar ama ses gelmedi. Sadece boğuk bir ses Doğu’ya seslenmiş kendini iyi hissetmediğini akşama iyi olacağını söylemişti. Akşam yemeği de hazır değildi. Ufuk geldiğinden beri ilk defa Gökçe mutfağa girmiş yiyecek bir şeyler hazırlamıştı. Elektrik olmadığından …

Cuma Gecesi Hikayeleri: Mutlu Bir Aile (3)

Kesinti ve adem Nihayet aksam karanlığı çökmüş gökyüzü siyah pelerinini örtmüştü. Zifiri karanlık dedikleri bu olsa gerek… İnsanlar elektriklerin de kesilmesi ile birlikte burunlarının ucunu görmüyorlardı. Yer yer dükkânlardan jeneratör motoru sesleri geliyordu. Bu şehirde son zamanlarda yaşanan en uzun sureli kesintiydi. Kesintinin kaynağı belliydi. Bir kaç ana trafo ve onları destekleyecek yardımcı trafo patlamıştı. Asıl sorun trafoların kendi kendine birden bire patlamasıydı. Bir ya da ikide sorunu çözmek daha kalay olabilirdi ama ili besleyen trafoların yarısı aynı zaman diliminde patlayınca bunları onarmak zor oluyordu. Tabi ki bu durum için suikast söylentileri ortada dolanıyordu. Tüm güvenlik kameraları incelenmiş, şüphe uyandıracak herhangi farklı bir görüntüye rastlanmamıştı. Tabi bu sebepten dolayı da gözaltına alınanlar o gece vardiyalarını tutan personeller olmuştu. Bunlardan biri de Âdem adındaki kırk dokuz yaşındaki teknisyendi. Âdem, saçlarının üstü dökülmüş, yan tarafları yer yer beyazlamış, pos bıyıklı, iri kıyım bir adamdı. İlk baktığınızda içinize korku salardı ancak onu tanıdıkça …

Cuma Gecesi Hikayeleri: Mutlu Bir Aile (2)

Kiracı Zaman yavaş ilerliyordu. Hepsi merakla evlerine yeni gelecek kiracıyı bekliyorlardı. Bu her biri için yeni bir deneyim olacaktı. Duruma en çok üzülen Doğu olmuştu. Çünkü kiracı olarak gelecek kişi bir erkekti. Her ne kadar hayal kırıklığı yaşasa da gelen kişinin erkek olmasının avantajları da vardı. Öncelikle evde cinsiyet sayısı eşitlenecekti. Mesela oyun meraklısı olabilirdi gelecek kişi. Belki Play Station’ı vardı ve bol bol oyun oynayabileceklerdi. Saat aksam dokuzu yirmi gece kapı zili çaldı. Heyecanla hepsi birlikte kapıya koştular. Karşılarına çıkan sıska; sıskalıktan kamburu çıkmış sarışın yeşil gözlü bir çocuktu. Yakışıklı sayılabilirdi, farklı bir havası vardı. Yirmi dört yaşındaydı ve yüksek lisans için İstanbul’a gelmişti. Aslında uzaktan akraba sayılırdı. Nalan’ın annesinin teyzesinin kayının oğlunun çocuğu. Söylemesi bile zordu. Nalan hayal meyal böyle birinin varlığını hatırlıyordu ama aklında ona dair bir ibare yoktu. Tamamen yabacıydı. Bir süre üç çift göz Ufuk’un üzerinde gezindi. Ufuk bunu yadırgamadı böyle bir şey olacağını zaten …

Cuma Gecesi Hikayeleri: Mutlu Bir Aile (1)

Ölüm haberi Reyhan Gökçe Ekşi babasının ölüm haberini aldığında on yedi yaşına basalı henüz iki hafta olmuştu. İçini bir üzüntü kaplamıştı ama bu hayatındaki sıradan bir insanın ölümünden edineceği üzüntüden daha farklı bir üzüntü değildi. On sene önce babası onları terk etmiş, onu annesi ve küçük kardeşi ile beraber yaşamaya zorunlu bırakmıştı. Şimdi otuz yedi yaşında olmalıydı. Ani bir kalp krizi ile gözlerini bu dünyaya kapatmıştı. Gökçe bunun kendisi için ne kadar önemli olduğunu düşündü. Geçen on sene içerisinde bir elin parmakları kadar görmemişti onu. Saçları biraz daha dökülmüş olmalıydı. Belki de biraz daha kamburlaşmış. Gerçi ölü bir adamın saçlarını düşünmekte çok önemli bir şey olmasa gerekti. Reyhan daha çok annesini anlattıklarıyla hatırlıyordu babasını. Kendi hatırasında da bir şeyler vardı elbet ama annesinin on senedir sürekli tekrar eden cümleleri, babası hakkındaki kendi düşüncelerine de işlemişti. Bir şey hatırlıyordu. Aslında hatırlıyor muydu yoksa bu annesinin anlattıklarından aklına yer etmiş bir şey …

Back to Top