Bir önceki yazının devamı

Zaman sürekli bir şeyler alıyor benden. Her ne kadar ben bir sonrakini kutlamaya çalışsam da, tarifsiz bir lanetin içindeyim. Tekerlemeye soyunan şarkılar gibi. Biz onlar gibi tutmadık ama. Sessizce yitip giden roman kahramanlarıydık. Basılmadık belki. Bir hükümsüzlüğün içinde hükme yenik düştük birbirimize benzeyen şeyle mutlu olduk belki. Bu sanki bir ceza sanki yaşamanın ödül olmadığı gibi. Nereden mi biliyorum; sadece ardıma baktım.

2021’in son yazısı

Evet yine yılın son yazısı ile birlikteyiz. Sanki son “yılın son yazısı”nın üzerinden on iki ay geçmemiş gibi. Ben sürekli kendimi yılın son yazısını yazıyormuş gibi hissediyorum. Bir insanın hayatında hiç mi aksiyon olmaz? Şöyle geriye dönüp baktığımda günler düz bir çizgi adeta ve ben sadece bir önceki yılın başını görüyorum. Bu kadar düz bir çizgi hakimken hayatıma geçen senenin yazısına yeni yazıya başlamadan evvel bir göz atayım dedim. Siz de göz atmak isterseniz işe burada. Şimdi bu yazının devamı niteliğinde bir şey yazmalı mıyım, yoksa gerçekten bir şeyler yazmalı mıyım o konuda da tereddüte düştüm. Neyse bir ara vereyim ve öyle devam edeyim. Verdiğim ara neredeyse bir gün sürdü ve aslında yine yazıya nasıl devam etmem konusunda kararsızım. Ya ben yazıya başlamıştım deyip buraya döndüm aslında. Yoksa hani toparlayacak bir şey olduğundan değil. Sonuç olarak yıla attı bir ekledikten sonra ister istemez yaşa da artı bir ekliyorsun. Bu devinim …

B-Gore 5: Kütüphaneci Bayandan Az Kullanılmış Motorlu Testere: Chainsaw Sally

Kitap kokusu kadar güzel bir şey yok. Yenisinin ayrı, eskisinin ayrı bir kokusu var. Her ne kadar son zamanlarda ortaya çıkan e-kitap zımbırtıları alanı kaplamış olsa da dokunup koklayabildiğin – içimden yiyebildiğin demek de geçti nedense – kitapların olması ne güzel. Gerçi bu e-kitap bizim memlekette pek tutmadı, sanıyorum kaderi matbaa gibi olacak. Yıllar sonra tarihçiler ülkeye e-kitap neden gelmedi diye araştırmalara koyulup bazı varsayımlarda bulunacaklar. Onlara kolaylık yapayım. Arkadaşlar biz kağıt olanı da okumuyoruz ki? Tabii e-kitaplara bu kadar salladıktan sonra bu yazıyı e-dergi için yazıyor olmam tam bir ironi. Durun ya başa sarıyorum söylediklerimi unutun. E-kitap candır gerisi… Acaba onların da bir kütüphanecisi var mıdır? Baytlar arasında dolanan bir tip? Tron geldi aklıma şimdi ne alakaysa… İşin dijital tarafında bir kütüphaneci var mıdır, bilmem ama sizi temiz, nezih cefakar kütüphanecimiz Sally Diamon ile tanıştırmak istiyorum. Gündüz kütüphaneci, gece motorlu testere uzmanı. Hepsi küçük kardeşi Ruby’nin sıhhati için. Chainsaw …

Bir iç döküş ve 5 kitap

Kitap bahane sohbet şahane diye muhabbete girmeyi düşünüyordum aslında. Ancak kitap muhabbet için bir “bahane” değil olsa olsa “vesile” olur. İşte bu motto ile yola çıktığımda uzun zamandır kitaplardan bahsetmediğimi fark ettim. Tabii bununla birilikte çok fazla iç dökmediğimi. O zaman hazır mısınız, kendimi şikayete başlıyorum. (25 dakika sonra) Evet işte şu aralar en büyük sorunum bu. Sürekli bir şeyler yapmam gerektiğini düşünüyor ve onlar ile ilgili tüm olasılıkların da dahil olduğu kurguyu, metni, adımı, nefesi yani olması gereken, yapılması gereken ne varsa hepsini yapıyorum ancak ne zaman bilgisayar başına geçsem hatta geçmeye yeltensem hiçbir şey yapamıyorum. Yok öyle yazar tıkanması gibi değil, aklına yazacak şeylerin gelmemesi ya da ekrana boş boş bakmak gibi. Bu sadece düşünmekle alakalı. Bilgisayar başına d geçiyorum sadece düşünüyorum. Hatta öyle düşünüyorum ki aklımda her şey bitiyor. Ama günün sonunda sayfaya baktığımda bembeyaz. Bu nasıl bir hastalıktır bilemedim? Eminim ki bunu da kapsayan bir hastalık …

Rukiye Epli Dede – Suskun – Resim Sergisi

Eskiden bu tarz başlıkları blogda bulmak çok normaldi ama sanıyorum şimdi garipsemişsinizdir. Biraz geç kalsam da size bir sergiden bahsetmek istiyorum. Suskun bir kadın portreleri sergisi. Susan, susturulan herkese bilhassa kadınlara adanmış. Ben çok teknik olarak resimden pek anlamasam da her bir tuvaldeki ayrıntılar kendini belli ediyor. Kuzenim diye demiyorum Rukiye iyi bir ressam (: . Bir çok kişisel sergisi oldu. ancak bu İstanbul’daki ilk sergisi. Gidin gezin görün derim. Instagram hesabı da aşağıda. https://www.instagram.com/rukiyeeplidedeart/

Back to Top