Kategori arşivi: Genel

Arif v 216 Öncesi 

Sinema salonu önünde bekliyorum. Şimdi filmin içi ayrı dışı ayrı reklam yağmuruna tutulacağız. İşin kötüsü salonların reklama ayırdıkları vakti temizliğe ayırmamaları. Nasıl bir salon bekleyecek beni bilmiyorum. Gerçi halkla iç içe film izlemesem olmaz mıydı? Pekala olurdu ama biraz da onların sinema alışkanlıklarını izlemek lazım. Diğer filmlerde sadece sevişmeye çabalayan çiftler oluyor genelde. Tabi sözüm meclisten dışarı. Yalnız bu patlamış mısırı sinemada film izlerken yiyeceksiniz olgusunu yaratana lanet olsun. Her yer yap kokuyor ve bunların pisliği etrafta. Evlerinizde de aynı performansı bekliyorum sizlerden. 

Neyse salonu temizlemişler. Etrafta insandan çok mısır kovası var. Filmi mısır kovaları izlemeye gelmiş anlaşılan. Bu bir film yazısından çok çemkirme yazısı oldu sanırım. Kendimi tutamayıp devam edeceğim ta ki film başlayana kadar. 

Bu arada ben Cem Yılmaz filmlerini genelde Feriye’de izlerdim. Bu kez de düşündüm gitsem mi diye ama gözüm kesmedi. Zaten çok popüler bir film bu. Bir sonraki muhtemelen biraz daha dram içerir ona giderim. 

Filmin başlaması gereken saatte reklamlar başladı bakalım ne kadar sürecek. İnsanlar gelmeye devam ediyor zaten gişeye a4 kağıda dolu diye seanslar kağıt asmışlar. Ne güzel değil mi? Bu arada şimdi bu seans onu da geçtim Cem Yılmaz filmi OK reklamı dönüyor caiz midir?  Tabi bolca da ucuz olduğu iddia edilen ev reklamları. Büyük dileğimdir ki bu etlerin hepsi yıkılsın ama boşken. Dolu olsa da olur. Bende de razıyım. 

Beş dakika oldu ilk fragman gösteriş olarak geldi. Sonra reklamlar devam.

İçimi dökmek için yer mi arıyormuşum anlamadım. Deliha fragmanından belli salon gülmeye gelmiş. Şimdi bana da en çok gülene ödül vermek kalır. Yanlız yanımdaki abi baya gülüyor. İlginç. Bu arada Murat Cemcir ile Ahmet Kural’ın da filmi geliyormuş. Reklam için iyi seçim. Reklam dedim de tahmin ettiğiniz gibi geri döndü. Parmaklarım yoruldu aslında ben bunu film öncesi yazısı olarak paylaşayım. Bu arada Liv’de Maxx Royal reklamlarında oynamış ne güzel. 

Ara veriyorum. 11. dakika üç fragman. Dakikaları canlı olarak bildireceğim. Şimdi insanlar reklamları izlerken mısırları bitiriyor sonra ne olacak?  Yeni mısır mı alacaklar. Belki de yanılıyorumdur filmde çatır çutur kimse mısır yemesin diyedir bu uzun uzun reklamlar. Bilemedim.  Şimdi takdir etsem mi?  

Işıklar kapandı herkes başlayacak sandı filmi hatta yanımdaki çocuk sevindi bile. Çok beklersin deyip pis pis sırıtmak istedim birden gıcıklık olsun diye. Ho Ho Ho. Bazen kötü olmak iyi. Ol yandaki gençler çekirdek çıkardı. Aha film başlıyor bu bir rekor. 15 dakika sadece 15 imana biliyor musunuz? 

geç gelen yeni yıl yazısı

İki gün kadar yeniydi. Birazdan üçe bağlanacak, zaten rutiniyle devam eden hayatımıza bir sene eklenmesiyle kalacaktı. Bir süre yine eski yılın tarihini atacaktık sayfalara. Sonra eskisine dair hiç bir şey kalmayacaktı hatrımızda. Bir kaç tatil fotoğrafı, alınmış kararların mutlulukları, yenilen kazıkların üzüntüleri. Sonra her şey aynı olacaktı. Bir tekrar nasıl düzelirdi? Yeni ufuklara yelken açarak mı, yoksa kendinle verdiğin savaşı harayetlendirerek mi? Yahut o savaşı bırakarak mı?

Eminim onlarca yol vardı. Belki yüzlerce, belki binlerce. Sadece gelmesini beklediğin, girmeye çalıştığın bir yol belki de. Seni nereye savurursa.

Artı bir sadece biraz daha seyreltecekti saçlarını, gözlerinin altına bir çizgi daha atacak, kulaklarını bir kaç milim daha büyütecek, yere olan eğitimini biraz daha arttıracak.

Sadece bir yaş daha oldunlaştıracaktı seni düşüncelerinde, kimsenin dinlemeye tenezzül etmediği. Bir umutla yaşamaya devam eder miyiz, üçünce güne varırken umutlar.

Belki!

Bir umut kırıntısı, evrene gönderilen bir mesaj. Bu sene daha iyi bir yıl olsun. ve aynı zamanda evrenin hep reddettiği bir mesaj. Göle maya çalmak gibi.

“Hekes için mutlu bir yıl olsun.”

Durum böyleyken 

Aslında bu yazıyı çok fazla uzatmayacağım. Bir nevi 6 dakika çalışması olarak düşünebilirsiniz. Bilirsiniz ki çalışmada asıl olan her türlü saçmalamanın içeriye düşüp, düzgünlük ve edebilik kaygısı olmadan aklından geçenleri yazmak. Son dönemlerde sürekli film yazışım diğer işleri aksattığım anlamına gelmesin. Biraz tarz değiştireceğim ilerleyen zamanlarda. Onun temelini atmaya çalışıyorum. Tabi bu arada yazım ve okuma işleri de devam ediyor. Azizim zaman yetmiyor bazen. Hem oku,  Hem yazmaya çabala,  hem çalış… Bu çalışmak ne boktan ve gereksiz bir şey değil mi? Şöyle bir Tanrı vergisi de yok ki,  bende diyeyim kariyerimde yakışıklılığımın hiç faydası olmadı diye. Görsellik bu kadar kolayken bana bir nebze olsun bahşedilen neşen yazma? Hem de Türkiye’de. Lanet olsun dostum. Neyse az sürem kaldı. İsyankar ergen tipleri burada bitsin. 

Justice League 

Burası yine film bloguna dönmeye başladı. Gerçi sadece güncel sinemada izlediklerimi yazıyorum daha diğerlerine geçemedim. Biraz vakit ayırmak lazım. Bu arada onlarca kitapta burada yer almayı bekliyor artık günlük operasyon lazım. Şöyle kısa kısa özetler iyi olur. 

Neyse biz filme dönelim. Ben başından beri bütün süper kahramanların bir arada olmasına karşıydım. Hala da karşıyım. Şimdi bu filmde de gördüm ki bu birliktelik sadece para kazanmaktan başka bir amaç gütmüyor. 

Bu filmde de gördük ki en süper kahraman Süpermenmiş. O olmayınca dünyanın düzeni bozuluyor, diğer süper kahramanlar öksüz kalıyor. İşin içinde birden fazla kahraman olunca onların kendi dünyalarınıda filme taşımak zorunda kalıyorsunuz. Bu filmde de altı süper kahraman karşımıza çıkıyor. Bu kahramanların hikayelerini değinirken bu birliğe yeni katılan üç karakter hakkında çok bir şey anlatılmıyor. Bir ekip toplanıyor ama olayı bitiremeyeceklerse bunun bence çok anlamı yok. 

Neyse film hikaye olarak şok tatmin etmiyordu. Yeni karakterlerin geçmişler hızlıca geçirmişti. Sanıyorum bu filmden sonra genç süper kahramanlar da film olarak karşımıza çıkacak. 

Filmi görsel olarakta tatmin edici bulmadım. Bilhassa yönetim bakımından film oldukça eksikti. Bol bol popo izledik. Bazı açılar gereksizdi ve hiç bir zaman filme sokamadı. 

Böyle uzadıkça uzuyor yazacaklarım. Bence olmamış bir film Justice League. 

Yol Ayrımı

Yol Ayrımı nedense çok fazla salonda gösterime sunulmadı. Sosyal medya dışında diğer reklam kanallarını takip etmiyorum ama filmin çok fazla telaşı da yapılmadı. Yavuz Turgul’un filmlerini severim. Hem Şener Şen’i görmek için bir fırsat oluyır hemde iyi bir film izlemek için. Bakalım yol ayrımı nasıl bir tat bırakacak?

Şimdi ilk yarıda ne diyebilirim bilmiyorum. Film görsel olarak iyi, güzel, oyunculuklar genel anlamda iyi ama bazı yerlerde gözüme çarpan şeyler oldu. Tabi daha filmin yarısı ama hikaye sıradan ve bazı sıkıntıları mevcut. Nedendir bilmem ama ben filme odaklanıp karakterlerle empati kuramadım henüz. Yavuz Turgul elbette Türk Sinemasına yön veren isimlerden ama sanki ilk izlenim itibari ile bana oturmayan bir şeyler var gibi geldi.

Filmin sonunda sanıyorum daha aklı selim yorumlar yapabilirim ki üzerinden bir saatten fazla geçti. Evime varım bilgisayarımı açtım. Yani yukarıdaki gibi telefon tuşlarına basarak aklımdakileri iki parmakla kaçırmasam gibi bir derdim yok. Neyse. Genel olarak filmden memnunkalmadığımı belirtmeliyim. Sanki çok hılı olmuş bir film. Av Mevsimi’inden sonra on yıl geçmiş (nasıl geçmiş anlamadım) ama karşımıza çok tutarsız, fazla çalışılmamış bir filmle çıkmış karşımıza Yavuz Turgul.

Hikaye tam oturmamış demiştim. Sebeplerinden biri ana karakterin, ne olduğu haliyle ne de dönüştüğü haliyle mantığa uygun hareket etmemesi. İkinci halinden çok ilk hali bana daha inandırıcı geldi. İlk halinde hak yiyen sert dediğim dedik adamın yerine sadece hadi iyilik yapayım düşüncesi eklenmiş ve değişim tam olarak verilememiş. Birde filmin içine yerlleştirilmiş sosyal mesajlar bana gereksiz geldi, sanki olsun diye araya sıkştırılmış ama filmin bütünü ile hiç alakası yoktu.

Benim için önemli olan Şener Şen, Rutkay Aziz gibi oyuncuları ve bir Yavuz Turgul yapımını izlemekti. Bu sebepten dolayı memnunum. Ha bu arada yukarıda yazdım yazdım ama vizyondaki bir çok filmden çok çok iyi bir film var karşımızda. Zaten farkındaysanız bu aralar detaya girdiğim tek film Yol Ayrımı oldu. Demek ki filmde birşeyler var.