Kategori arşivi: Genel

Bir rüyaymışsın, uyandığımda yitirdiğim. Her kelimeme yansıyan, her boğazıma takılan tükrüğümde. Sadece söylemek istediğim: Biz bilmiyorduk sevmeyi. Bir iki kitaptan öğrendiğimiz bir kaç kalemmiş aşk. Ve yitirdikçe farkına vardığımız. Sonsuz hayallere uzanan… Sadece büyüttüğüm benliğimde. Yok dediğinde ve ardına çarpılıp kapıyı, soğuğunu bıraktığında bende. İnandığım…

Kendimi kesecek kadar seviyorum…

Bugün benim doğum günüm. Hiç olmadığım kadar da ayığım. Tabi henüz günün ilk dakikaları, sonrası ne getirir bi haberim bu durumdan.
Yani beni ince dilim doğrasalar ya da bu işi ben yapsam ne faydası olacak ki diyorum. Bölünerek çoğalmam malum ama işi de riske atmamak lazım. Devir kötü. Bi o kadar seviyorum kendimi anlayacağınız. Bir megaloman gibi yada şu eleman neydi adı Narsist mi? Onun gibi…

Şimdi bu kadar sevgi kelebeği taklidi yaptıktan sonra bir adım daha yaklaştığımı unutmamam lazım. Tabi doğal sirkülasyon içinde kalıp. Gerçi etrafımda bu rutini bozan bir çok kişi var ama umut fakirin ekmeği be! Yani şimdi Knockin’ On Heaven’s Door diyorum kendime. Hakikaten ya heaven olur mu o? Heavy mi yoksa. Şimdi aklıma geldi. Geçmişteki Dr Emmett Brown gelecekte herşey ağır mı diye sorar Marty’e. Sürekli ağır ağır dediği için. Gerçekten ya herşey bu kadar ağır mı? Sayıları keşfetmeseydik yine ağır mı olurdu? Bilemedim.

Neyse siz benden dediğim tek şarkıyı dinleyin ama Bob amcadan olsun. Ben ise kafamı kuma gömeyim. Belki hayat beni görmez o zaman…

Yine kayboldum

Kelimeler üzerinden değil. Gerçek bir kayboluş bu. Mesela vergiler arasında yada yükselen döviz. Ama hissettiğim aslında sürekli insanlığımın değer kaybedişi. Bu kimin umurunda ki?

Hep güzel kelimeler etmeye çalışırken kendimize, bir çırpıda sikip attığımız diğer hayatlar. Doğarken mi öğrendik iki yüzlü olmayı? Yoksa iyi olmayı öğütleyen büyük yüce mi öğretti? Üzerine yazılan kitaplar sadece sermayenin parası üzerine miydi?

Kötüyüm değil mi? Herkes gibi düşünmüyorum ve senin gibi yaşamıyorum hayatı. Ağzımda bir küfür, dilimde anasonun mayhoş tadı. Hiçte ‘resmedilmiş gibiler’ gibi değilim. Ve sadece benim resmin yok caddelerin ücra köşelerinde. Ama ben kötüyüm! Lanet bir çıkmazın son gediğiyim kıyamete uzanan. Şimdi kandırdıklarımız, kanarken aldırdıklarımız hepsi.

Kendinize bakın, ne kadar tiksinç değil mi?

sizi sevmeli miyim?

Bana bir tane geçerli sebep sunun. Kelimeleri ard arda getirip mesela. O kadar alışmışsınız ki tembelliğe geliştik diye övündüğümüz yerde iki sembole sığınıyorsunuz. Bir cümleyi okuyabilir misiniz, ya da bir satırı? Görmek daha kolay değil mi görüp sadece bir kap çıkana kadar dokunmak.? Dokunmanın günah olduğu yerde bu kendinizi daha iyi hissettiriyor değil mi? Geçici hazzınızı bu şekilde yaşıyorsunuz. Art arda getirdiğiniz iki kelime ise sadece öfkenizi saçıyor. Kelimeler küfür etmekten başka işe yaramıyor değil mi? Güzellikleri bırakalı çok oldu. Nasıl sevmeliyim sizi? Sevmek değiştirmişken kendini. Yo siz değiştirmişken kendinizi.