Dışa Dökümler 8 (Podcast) (ilk gündüz podcasti, tembellik ve bazı derin konular)

Podcast hakkında notlar: Yine mikrofon ile uğraştım ve bu kez gündüz gözü ile bir podcast çektim. Hem de canlı. Gündüz de oluyor bu iş ama biraz gürültülü olabiliyor ortam. Yine de oldu bitti.
Konularım biraz karışık oldu. Sanki daha sosyal. Ben de dinlemedim ne konuştum diye. Ne konuştuğu mu da hatırlamıyorum. Bu arada ilk defa bir hafta önceden çektim bu podcasti. Sanıyorum doğru yoldayım ama önden böbürlenmeyeyim. Bakalım on beşgün sonra ne olacak.
İyi dinlemeler.

Podcastı İndirmek için: https://drive.google.com/file/d/1LzWhRi-RtEJIkY-RT4Aajn17UGQrbZm2/view?usp=sharing
Tüm Podcastler: https://drive.google.com/open?id=1rbHrtVLAGChGg8uJkOk-b40f0jBL6jY5

Dışa Dökümler 8 (Podcast) (ilk gündüz podcasti, tembellik ve bazı derin konular)

Kırkıncı yaşım…

Kırkıncı yaşım dostum. Ardımda bıraktığım otuz dokuz yılın sonu. Hiç bir boka yaramayan, hiç bir düzeye layık olmayan.
Bir kaç düşünceden ibretlim sanırım. Yada varlığım bu kadar yoklukla anılmamalı. Tam bir muamma. O anlaşılmaya çalışılan filmler gibi. Tek sorun geri saramamak.Ve bir lanet mutlu olamamak. Çünkü bize çizilen resim de bu yoktu.
Birşeylerin katiliyim belki. Tüm o mutlu anların.  Kifayetsiz kelimelerim biliyorum. Ayağıma dolanan yaşamadıklarım.

Dışa Dökümler 6 (Podcast) (podcastımsı, 90’lar, hayaller)

Podcast hakkında notlar: Metin yazmaya oturdum ama bildiğin yazı çıktı. Bunu okudum, hem de harbi okudum. Sonra yazının devamı gelmedi. Dedim ki ben bunu bir konuşayım orada devamı gelir. Yok. Zorladım ama o da olmadı.
Bir sezon finali mi yapsam acaba? Bu yenilik beni yenilemedi.

Podcastı İndirmek için: https://drive.google.com/file/d/1YDO7pmDHurW2ES9F-ByvMNjIDgOK8Dd7/view?usp=sharing
Tüm Podcastler: https://drive.google.com/open?id=1rbHrtVLAGChGg8uJkOk-b40f0jBL6jY5

Podcast Metni

Dışa Dökümler 6 (Podcast) (podcastımsı, 90’lar, hayaller)

Continue reading “Dışa Dökümler 6 (Podcast) (podcastımsı, 90’lar, hayaller)”

pek zamansız gelenler…

Amına koyim.  

Sadece içimde sindirdiğim cümle bu. Yok cinsiyetçi, yok ahlaksız, yok bilmem ne… Eğer içimdeki öfkeyi atacaksa hepsi olmaya razıyım. Amına koyayım o zaman. Hem de defalarca. O gırtlağıma kadar gelmiş, boğazıma düğümlenmiş kelimeler kadar. Akımdan geçtiği ve söyleyemediğim kadar. 

Kelimeler o kadar kifayetsiz, o kadar basiretiz ki, çoğu zaman neden konuşuyorum diye soruyorum kendime. Konuşsan da konuştuğun anlaşıldığı kadar. Ve dinleyenler çoğaldıkça boş konuşmaktan öteye gitmiyor çaban. Peki ne için yaşıyoruz? Anlaşılmak en büyük sorunumuz değil mi? Peki anlaşılmıyorsak, anlaşamıyorsak? Hep bir yerlere mi uyum sağlamamız gerekiyor?  

Ne derin saçmalıyorum. Ama eminim ki akında bir soru işareti. Kim en son seni ne kadar anlamıştı? 

Yok değil mi bir cevap? Yani seni anlayan yok. Yani sen de benim kadar yalnızsın. Fotoğraflar çektirdin gülümsediğin. En güzel günlerini yamaladın herkes görsün diye. Ve sadece kendine sakladın yalnız gülümsemelerini. Ne yazık hepsi solgun bir yüz düşen bir ağıza sahiptiler. Aynadaki gibi.  

Bunun inkârı yok. Içerideki sadece ki…