Küçükken dokunduğum nesnelerde hissetiğim…

Küçükken dokunduğum nesnelerde hissetiğim bazı şeyler vardı bilinç altıma yansıyan, hikayelerin bir bütünüyle yoğrulmuş kaosların çıkardığı entelektüel gibi gözüken, daha sonra büyümeye başladıkça insanın kendini kandırmasıyla eşdeğer görüdüğüm küçük boğaz kitleten yalancıklardı bunlar. Kendi dünyamın kapılarını büyük bir hevesle itmeye başladığımın ilk günleridir onlar ve bu noktaya uzanan belirsiz anlamsızlıklar. Ne olursa olsun insanın ardına her baktığında yaptıklarının aslında bütünüyle yanlışlar kombinasyonunun bir parçası olduğunu görmesi kişisel eleştirilerini acımasızca kendine saplaması belirsiz belirsiz düzenin kaskatı bir biçimde üzerimize çökmesidir. İnsan kişisel betimlemeleri arkasında kendine yer verirken ucubeliğinin dışında başka bir şeyden bahsetmez. Genel olarak bakıldığında insanlar kokuşmaya başlamış bok yığınlarıdır ve bu yığınları elinde küreği olan ve o pis kokulara ve kendi vızıltılarına göğüs gererek tahammül edebilen insanlar yönetir. Bu koku, sineklerin üzerlerinde taşıdıkları bakteriler, yönetici kesim diyebileceğimiz nacizane salt topluluğun az türeyip erken yok olmasına neden olur. Dahiler beslenirken avlarının üzerinde sürekli kendilerinden bir parça bırakır, bu parça besinin …

Neon

Sergili kardeşimiz Taner’i izlemeye gittik cuma akşamı. Güzel bir geceydi performans her zaman ki gibi harikaydı. Bu arada grup hangisi diye bilirsiniz haklı olarak 🙂 NEON. İlk fırsatta dinleyin!!! Buralarda dinlediğim en iyi Radiohead coverini yaptılar. Şaşırdım doğrusu 🙂

Alex Proyas

“Bana öyle geliyor ki; bizi insan yapan şey ruh. Ruh var mı ve insanlık nereden geliyor ? Birey olarak giyiniyoruz ve belli bir şekilde hareket ediyoruz. Bu gerçekten biz olan değiliz – bu daha başka bir şey, bizi biz yapan şey başka bir yerden gelen bir ruh. Bu öz, var olmayı sürdürüyor ve fiziksel yaşamın devamını sağlıyor. Ölüyorsunuz, ışıklar sönüyor ve hepsi bu kadar; buna inanmak gerçekten çok zor. Bu bence en korkunç varoluş kavramı – Bunu kabul edemem. “Hani bir sinema sayfası olurda bu sinema sayfasına ben açılışı yaparsam nikimin yagane yaratıcısı (burada kendimi araklamış gibi hissederim hep ama kendisininde bu mevzuudan haberi vardır) Alex Proyas’la başlamasam knedimi kezinlikle affetmem. O ki benim sinemadaki ilahım tek idoolümdür… Neyse halihazırda yapmaya başladığım geyiklerden vazgeçip küçük bir biyografiyle olaya girelim.Mısır doğumlu Alex abim, üç yaşından beri Sydney’de yaşıyornedense Holivuud bozmuş onu. 17 yasında Avustralya Film ve Televizyon Okulu’na kabul edilmiş, ilk …

aldatma senaryo..

SAHNE 1 (GÖRÜNTÜ GEÇI[PLEASE INSERT PRERENDERUNICODE{Å?} INTO PREAMBLE]LERI) ‘Iki ana karaketin mutlu kareleri gelir ekrana evlilik, do^gum günü vs. ¸seyler olabilir her mutlu andan bir kesit. Görüntü kesitlerinde görüntü sallanır ve vurgulu bi ses efekti kullanılır. SAHNE 2 JENERIK Görüntüler e¸sli^ginde yazılar akar. Yazıların sonunda birden ekran kararız ve açılır. SAHNE 3 ‘IÇ-GECE-MUTFAK Adam elinde bıçakla tezgahta salatalık vs.. do^gramaktadır. Önce bıça^gı ve do^granan seyleri görürüz, sonra görüntü açılır efektle ve adamı ve tezgaha yaslanmı¸s ona sessizce ve dikkatle bakan öfkeli, siyah giymi¸s bir kadın görürüz. GEÇI¸S EFEKTI SAHNE 4 ‘IÇ-GÜN-DI¸S KAPI ÖNÜ (HOL) Adamla kadın sakala¸sır ve gülü¸sürler bir¸seyler söylerler ancak bütün sesler uzaktır. GEÇI¸S EFEKTI SAHNE 5 ‘IÇ-GECE-MUTFAK Mutfak masasında adam oturmu¸s hazırladıklarını yemektedir Salata, zeytin ve peynir vardır masada. ‘Isteksizce yer sakalları uzamı¸s ve saçı ba¸sı da^gınıktır. Kadında onun kar¸sısına oturmu¸stur. Onunda önünde aynı ¸seyler vardır. Ama o hiç bir¸sey yemez. GEÇI¸S EFEKTI SAHENE 6 ‘IÇ-GECE-OTURMA ODASI …

Araf

‘Ben yanarım yane yane’ cümlesinin devamı elbette aşk boyadı beniyle devam etmeyecek. Öyle ki bu bir film eleştirisi yazısı olacak. Kendimle çok savaştım, bu yazıyı yazayım mı yazmayayım mı diye, sonuçta bu filmin iyi olduğu konusunda herkese telkinler veriyordum. Ama cıka cıka ne çıktı? Yani insanlar sende ne kaypakmışsın kardeşim? diye düşünmezler mi hakkımda. Yok ama o dönem bir arkadaş kimliğiyle yaklaştığım övgüleri, şimdi bir sinemacı (yok aslında bu kelime olmadı daha layık değiliz) gözüyle eleştirmek lazım. Sonuçta yaşadığım hayal kırıklığıydı. Ama her ne kadar eleştiriler olumsuz olsa da siz Türk Sinemasına destek için gidin efendim. Öncelikle biz Araf nedir ona bir göz atalım.Kuranın, 206 ayetten oluşan yedinci suresidir. Sözcük olarak, Arapça “kum tepesi” anlamına gelen urf sözcüğünün çoğuludur ve cennet ile cehennem arasında bulunan bir tepeyi adlandırır. Günah ve sevapları eşit olduğundan cennet ya da cehenneme giremeyenlerin durdurulduğu yerdir. Kimi bilginler de Arafı, peygamberlerle doğruluktan ayrılmayan Müslümanların bulundukları yüksek …

Back to Top