Fiili Yalnızlığımın Geçit Törenleri

Keskin salak gülümsememi çıkarmalıyım artık yüzümden. Hayata her gün yeni bir umutla başlamak; ruhsuz, suratsız, kişisel albenilerden çok, vasıfsız insan topluluklarının parçası olmaktan alı koymalıyım kendimi. Her şey biraz daha karanlığa itiyor beni. Karanlık yaklaştıkça benliğime açılan kapılardan bir bir giriyorum. Saf beyazın huzuru orada. Sarı benekli odamın duvarlarında hayaletler görüyorum. Soğumaya başlayan odamın içersinde aylardır başucumda bulunan günbegün artıp sıcaklığını hissettiren kapsüllerim samimiyetle gülümsüyor bana. Yanında sevgili dostum diyebileceğim bir yıldan ötedir cüzdanımda taşıdığım, derin bir umutsuzluk anında sırasını bekleyen, paslanmaya yüz tutmuş yarım jiletim. “XCb” gibi harflerle başlayan Rusça isminin parlak gülümsemesi yüzüme yansıyan. Duvarda asılı bir kement, ağzını kocaman açmış dişlerinin ardından dilini savuruyor bana, şuh gülümsemesi içimi acıtıyor bir kez daha. Bu kez becermeliyim, kendimi onların mutluluğuna eşlik edip, sayısızca kez bölünen benliğimi toplamalıyım. Uyumalıyım. Bir kez daha küçük bir ölümle alıştırmalıyım kendimi gerçek hayata. Yine aynı rüya. Bir bar köşesinde sigarasını içen karanlık kadın. İçimde …

Back to Top