Kapak Arkası: BİR SONRAKİ ÖLÜME KADAR

BİR SONRAKİ ÖLÜME KADAR Resül Efe 2000’li yılların başında kimliklerine ve varoluşlarına itiraz eden iki asi genç. Sıkıştıkları plaza hayatından kaçıp kendilerini Beyoğlu’nun arka sokaklarına, rock barlara, ucuz otellere atıp, Ortaköy sahilinde sabahın serinliğine sığınıyorlar. Takım elbiselerinden kurtulup kot pantolonları ve rock tişörtleriyle edebiyatın, müziğin ve bolca içkinin sarhoşluğunda oradan oraya savrulan bir macera. Bir hafta sonu boyunca, iki farklı kimlik arasında gidip gelişler… Beyoğlu’nun karmaşasında ne aradıklarından habersiz, sadece nefes almaya çalışıyorlar. Pazartesi sabahıyla birlikte yine rutinlerine döneceklerini bile bile yaşıyorlar. Bir sonraki ölümlerine kadar… Kitap ÖzellikleriYayınevi: Edisyon KitapEditör: Ferhat UludereTür: Edebiyat / RomanBasım Tarihi: Ekim 2020Boyutları: 13 x 20,5 cmKağıt Tipi: Kitap kâğıdıSayfa Sayısı: 168Barkod: 978-625-44394-1-4

Bir Sonraki Ölüme Kadar

Artık retrolardan mıdır, tesadüf müdür, ilahi bir kudret, evrenin bir mesajı mıdır bilmem ama geçen gün izlediğim bir dize çok beğendiğim bir hikaye vardı. Bahar Köpeği idi adı. Bahar Köpeği Bir varmış bir yokmuş. Duygularını çok iyi saklayan bir köpek varmış. Bir ağacın gölgesinde bağlıymış. Hep kuyruğunu sallarmış ve şirin davranırmış. “Bahar Köpeği” adını oradan almış, çünkü bahar mevsimi kadar neşeliymiş. Köpek, köyün çocuklarıyla gün boyunca eğlenirmiş. Ama her gece ortalıkta kimse yokken inler ve ağlarmış. Çünkü tasmasını koparmak ve tarlalarda özgürce koşmak istermiş. Ama yapamazmış. O yüzden her gece ağlarmış. Her gece. Bir gün içinden bir ses Bahar Köpeği’ne sormuş. “Neden tasmanı koparıp koşarak uzaklaşmıyorsun?” Bahar köpeğinin cevabı şu olmuş… “O kadar uzun zamandır bağlıyım ki nasıl özgür kalacağımı unuttum.” Sanıyorum ben o tasmamı koparttım ve o çayırlarda koşmaya hazırım. Ne olacağını, neyle karşılaşacağımı bilmiyorum ama daha kötüsü ne olabilir ki? Kedini kapatıp, kilitlemekten başka?Bakalım daha neler göreceğim. Bir …

BSÖ: 3. Geçmiş

Blue Jean zamanları. Çocukluğum odanın bir köşesine itilmiş. Harçlıklarımdan arttırdıklarım dergi kapaklarına yansımış. Orta sayfa posterleri idolüm. Ortasında iki zımba. Hiç asamadığım. Asmak istediğimde o dört deliğin ciğerimden geçeceğini sandığım. Nasıl gizliyorum kendimi. O kadar saklanmışım ki kendimden habersizim. Bir, iki, üç diye sayıyorum hızlıca. Mızıkçıya çıkıyor adım. Hızlı olamam, hayatımda hızlı olmadım ben. Her şeye rağmen bir laf yiyorum. Belki bir lakap. Ömrümce unutmadığım.

Back to Top