13:53

Koh Larn adaaına doğru yola çıktık. Bir buçuk saat sürecek yolculuğumuzda bize okyanusun engin suları eşlik edecek.  Sıkıysa etmesin zaten suyun üzerindeyiz.  Şimdi kıllık yapıp alabora etmesin bizi?  Pardon çok pardon. Burada ulaşım çok komik rakamlara.  Aynı şekilde alışverişi seven elevenlardan yaptığınızda da. Ama restorantlar barlar buralara oranla çok ucuz sayılmaz. Bu yolculuk Pataya’ya idi. Zaten bölüm bölüm yazmışım sadece resim ekleyeceğim.

20:42

Arada gün atladım sanırım yazmadım birşeyler. Yazamadım diyeyim ya da.  Öyle koşturmaktan vakit bulamadık.  Ama lu ana kadarki gezinin en güzel yemeğini dün akşam yedik desem yalan söylememiş olurum. Biraz daha yöresel bir yerdi ondan sanırım.  Görsel olarak mekan tatmin etmese ortada yiyecekler (!) dolansa da yinede lezzetliydi.  Masaları dolanan ilizyonistte ayrı bir keyif katıyordu yemeğe. İşte yemekler. Bilhassa beyaz ve kahve rengi tabaktakiler mükemmeldi diyebilirim. Ha isimleri mi yok acayip bişey aklımda kalmadı. Az önce şehir değiştirdik.  Otobüs yolculuğu iyi oldu.  Otel güzel, lokasyon bakımından da iyi ama sokak gay barların olduğu sokakta.  Hiç öyle fobik falan değilim ama insan düşmüşken diğerine düşseydik diyor ister istemez. Şans işte ne yapalım? Aradaki kayıp zamanı burada özetlemeye çalışayım. Geçen yazının gecesi dışarı çıktık. Saat zaten onu ikiyi geçmişti. Burada Nana Plaza’ya gittik. Tayland’ın seks turizminin başkenti olduğunu bilirsiniz. Bizde en var ne yok diye dolanalım demiştik. Bir kaç tur attık ama …

21:12

Tapınak, Buda, o, bu derken baya bir gezi oldu yine. Hafiften belim ağrımaya başladı.  Dinlenme zamanı sankı. Bir kaç resim aşağıda. Bel ağrısı kötü bir şey. Hafiften kendini göstermeye başlamıştı. Ama dinlene dinlene yola devam ettim. Zaten yeterince resim paylaşmışım. O zaman ufak notlar düşeyim. Yine yolculuğumuz o çılgın kayıklarla oldu. Grand Palace’a vardık. Bu resimler de oralardan daha çok var ama eklesem mi? Biraz ilave edeyim. Grand Palace’ı gezdikten sonra Wat Pho yakın bi gidip masaj yaptıralım dedik ama içeri giriş ücretli olduğu için giriş ücreti vermemiz lazımmış. Girişteki görevli sadece masaj için girecekseniz, asıl okul binasına gidin dedi. Bizde oraya doğru yola koyulduk. Wat Po Thai Traditional Medical School mekanın adı. Burada bir güzel amajımızı yaptırdık. Belli dönemlerde kurslar varmış ama planımıza uymadığı için katılamadık. Hemde kurs sonu sertifika veriyorlarmış. Aslında katılmak lazım. Evet.. Sonra yine MBK’ya dönüş yemek için… Ve diğer resimler:  

01:48

Çok fazla şey yaptık bu gün. Anlatılabilir belki ama şu an anlatılamayacak kadar fazla. O yüzden kendimi uykunun uzun kollarına bırakıyorum. Aslında şimdide nasıl anlatırım diye düşünüyorum. Hala internetimiz yok. Bu yüzden birazda gezmekten nerede olduğumuzu not alamdım. Birazda tatına varayım dedim. Wat Pho (Yatan Budha Tapınağını) dolandık o eski şehir civarında tur attık. Çok keyifliydi. En iyisi ben resim paylaşıp küçük notlar alayım. Tren ile bir yere geldikten sonra kalan yolculuğumuz akarsu üzerinden yaptık. Burada bizdeki gibi eski şehir arasında vapur seferleri var ve oldukça fazla. Vapur dediysem bizimki gibi değil sonuçta deniz de değil burası. Biz uzun kano gibi bir şeye bindik arkasında kocaman bir motor felaket hızlı ve zevkli bir yolculuk oldu. Hastasıyım anlayacağınız.  Wat Pho’ya giriş 35 lira falan. Dolanmaktan ayaklarımıza kara sular indi. Bu inen kara suları da asıl masaj okulu olan burada ayak masaj yaptırarak  geçirdik. Bu ilk masaj açılışımız oldu. İyi de oldu yoksa …

11:22

O kadar gezmenin üstüne birde akşamında Bangkok gecelerine akalım dedik. Orada meşhur olan bir diskoya gittik. Adını hatırlamıyorum şu an. O esnada daha hat almamıştık. Sanırım hızlı başladık gecelere. Neyse mekana gittik. Bir kaç bölüm var. Canlı müzik, DJ derken biraz takıldık. Girişte bizden ücret aldıklar ve üzerinde kupon olan bir kağıt verdiler sonra öğrendik ki bunlar ile içecek alabiliyormuşuz. Hesap yaptığımızda aslında giriş paralı sayılmaz sadece kulüp parayı garanti altına alıyor. Bu arada yerel halktan para almıyorlar.  Mekanda biraz takıldık. Biraz diyorum koskoca Bangkok’ta gariptir ki, saat ikide her yer kapanıyor. Fiyatlar iyi. Hemen hemen bizimle aynı sayılır standart bir yer için. Ancak buranın meşhur olduğunu düşünürsek düşük. Aynı mantıkta Türkiye’deki bir yerde muhtemelen soyulursunuz.   Ne zaman hava aydınlanıyor pek anlamıyorum. Sanıyorum yorgunluğu daha atamadım. Gece dışarı çıktık. Bir disko varmış, kop kop, kopmaya çabaladım bende çok becerikli olduğum söylenemez bu konuda. Ama ilginçtir ki bütün olayın burada …

22:35

Yazılanları düzenleyip döndükten sonra biraz yorum yapabilirim demiştim. Yavaştan başlayayım diyorum. Bu şekilde farklı renkler ile yazacağım ki neyin ne olduğu ortaya çıksın. Bu benim ikinci Tayland gezim. Sanıyorum daha önce yazmıştım. İlki iş için olduğundan dolayı pek fazla dolandım diyemeyeceğim ama bu sefer tatilin dibine vurdum diyebilirim. Ben öyle gezi yazısı yazamam pek ama aklımda kalanları ne yapıp ne yapmadığımızı neler hissettiğimi paylaşmaya çalışacağım. Bakalım nasıl olacak. Ilk gün biraz uyuduktan sonra kendimizi yola attık. Fit’in yalancısıyım 17.3 km yürümüşüz. Yorgunluğu ve pişmeye başlayan bacak aranı düşünürsem bu sıcak ve nemli havada bu kadar yürümüş olmam olası. Daha sakin bir zamanda gittik bu kez Taylan’a. Sakin dediysem turist bakımından değil tabi hava bakımından. Geçen sefer Mayıs ayında gitmiş ve tepemizdeki güneş sebebi ile ne yapacağımızı şaşırmıştık. Ancak bu kez Bangkok’a indiğimizde güneşsiz, kapalı bir hava karşıladı bizi. Kapalı dediysem yine sıcak, ancak güneşin tepede olmaması büyük oranda rahat olmanızı …

12:37

Yolculuğu İki parçaya indirmek sanırım daha az yoruyor insanı. Yada aynı şekilde. Baya bir yorgun hissediyorum. Nihayetinde az yol gelmedik. Buralarda da güvenlik önlemleri artırılmış. Dünyanın her yerinde aynı sorun var sanırım. Ama turistleri pek kontrol etmiyorlar. Biraz dinleneyim aksi taktirde bu telefon yerlere düşecek.

Back to Top