20:54

Ucusa bir saatten fazla var. Bu Abu Dhabi hava alanı garip bir yer. Sanırım her uçuş firmasının ayrı bir bölgesi var. Bizim yaşadığımız yerde hep aynı firmanın elemanları yolcuları mevcut. Istanbuldan beri peşimize takilmis birileri var. Ciddiyim. Neyse bu konuya girmeyeceğim. Garip bir yer velhasıl. Arap haricinde herkesi görmek mümkün onlarda var tabi ama az. Kapitalizmin gücü mu diyorum her neyse. Nasıl bir gezi yazısı oluyor bu anlamadım. Hayırlısı…

gittim… geldim…

Gittiğimi haber etmiştim. Şimdi de geldiğimi edeyim. Gitme sebebi iş için olunca haliyle çok fazla gezme fırsatı bulamadım. Lakin otelin olduğu yerde havanın elverdiği oranda bir kaç restoran denedik. Malum Brüksel hava alanı biraz karışık. Dönüş hikayesini hiç anlatmayayım. Bir buçuk saatte sıralardan kontrollerden geçip uçağa binmeye hazır olduk. Tamam güvenlik güvenlik ama bu biraz garip olmuş. Zaten bir yerde insanları o kadar kalabalık ve bir arada tutmak olası bir olayda bir çok insan kaybına sebebiyet vermek demek. Neyse. Bu gibi saçma sapan canlı bomba olaylarını şiddetle kınıyorum. Kınarken tabi “şiddet” kelimesin kullanmam da biraz garip oldu değil mi? Gerçi biz yavan kınamalara zaten hükumetimizden alışkınız. Ah ne çenem düşmüş, tabi uzun zamandır yazmadım. Edegem’den ufak tefek bahsettim. Sessiz sakin yer yer yer insanları gördüğünüzde insanların varlığını hissettiğiniz bir yer. Bu gördüğünüz insanlar da yaz kış demeden bisikletle dolanıyor azizim. Yalnız öyle bir bisiklet yolları var ki bizim iki bizim …

Neler oluyor hayatta?

Az önce nedense bu şarkı aklıma geldi. Uzun zamandır yazıyorum, aslında yazmak gibi bir fikrim de yoktu aslında vardı… Olabilir  sanırım… Neyse her halükarda yazmam gerekirdi zaten uzun zamandır yazmıyordum. Şimdi turlu turlu bahane de uretmeyecegim.  Takatim yok. Şu an Belçika’dayim. Edegem diye bir yerde. Burası fena halde sessiz. Civarda bir üniversite var ama ben çok fazla genç göremedim. Sanırım hafta sonu diye. Ancak bu yerde bir iki restoran var birini denedim. Biri bu gün gittiğim De Specht diye bir yer. Cep telefonu ile yazdığım için çok ayrıntılı link olayına giremiyorum. Ancak bu gün yediğim deniz mahsulü salata güzeldi. Artık ayrıntıları ilerleyen zamanda degerlendiririm. Dedim ya burası acayip sakın bir yer diye. Resmen ölü şehir gibi. Bir yerde market, bakkal, çakkal AVM olmadan olur mu ya? Burada yok işte çok garip. Evler güzel betondan çok yeşillik var. Söyleyecek çok şey var ama şimdi yorgun ve uykusuzum.

İzmit’te bir yer: Karaaslan Kamping

Son dönemlerde iş için İzmit’e fazla gitmeye başladım. Hal böyle olunca yemek yiyecek yeni yerlerde keşfetmek gerekti. Tabi bu keşifleri ben yapmıyorum. İzmitli arkadaşlar var sağ olsunlar onlar bizi götürüyorlar. Bizim zamanımızda bu kadar gidecek yer yoktu. Ya da vardı da öğrenci olduğumuz için biz bilmiyorduk. Karaaslan Kamping adından da anlaşılabileceği gibi bir kamp alanı. İsterseniz çadır kurup, isterseniz de buradaki ahşap evlerde kalabiliyorsunuz. Yazın ayrı, kışın ayrı. Dağ yamacında, şehirden uzak olduğu için oldukça sakin. Tabi biz kış ortasında gittik yazın yada yaza doğru aynı şekilde sakin olur mu bilemeyeceğim. Bu arada gecelik ne kadar diye sorduk açıkçası bize pahalı geldi. Kişi başı 100 küsür kahvaltı durumuna göre değişiyor. Çadır konusunu konuşmadık.Bu fiyatlara orantılı olarak onunda çok uygun olacağını düşünmüyorum. Ancak burada kalmak zorunda değilsiniz. Kahvaltısı ve yemekleri de var. Biz akşam yemeği -geceye kaçtı biraz- için gittik. Oldukça lezzetli yiyecekler karşıladı bizi. Son dönemde bu kadar yediğimi hatırlamıyorum …

Küçük Akdeniz ve Ege Turu: 7. Gün (Çiçekliköy / Gölyazı Köyü)

Koşuşturmalı ve yolda geçen altı günün ardından artık eve doğru yol alma vakti gelmişti. Aslında cumartesi dönüşü başlatıp arada dinlenmek istiyorduk ama yine her zamanki gibi bu plana uyamadık. Sabah erkenden aç bir şekilde Kuşadası’ndan yola çıktı. Yol üstüne güzel kahvaltı yerleri olacağını umuyorduk. Bir yandan yolda ilerlerken bir yandan da kahvaltı için yerler arıyorduk internette. Tabi bu arayışımız bir radar gibi, devam ederken biz yakın evrede bir yer bulamamıştık. Bu şekilde yaklaşık bir buluk saat gittik. Artık ne olursa olsun bir şeyler yiyelim diye düşünürken Bornova’ya gelmiştik. İşte o sıra Bornova’da bu ilçeye bağlı bir köy keşfettik. Adı Çiçekliköy. Çiçekliköy, aynı zamanda Çiçekli Milli Parkı olarakta geçiyor. Burası yeşilin olduğu kadar tam anlamıyla kahvaltının da merkezi gibi. Ana yoldan çıktığımızda bir kaç kilometre ilerleyince bizi sağlı sollu kahvaltı mekanları (aynı zamanda restoranlar) karşılıyor. Biz bu yerler arasından Tırtıl Restoranı seçtik. Dışarıda kendimize gölge bir yer bulduk ve oturduk. Yiyeceğimiz …

Küçük Akdeniz ve Ege Turu: 6. Gün (Kuşadası/ Selçuk [Efes – Şirince])

Yorgunluktan olsa gerek sabah çokta erken saatte uyanmadık. Aslında dikkat ettim de o kadar koşturmamıza rağmen sabahın erken saatlerinde kalmamışız. Sanıyorum Kaş macerası hariç.  Zaten Kelebekler Vadisinden kalan ağrılarımız devam ediyordu. Plan belliydi. Bu sebepten dolayı çok acelede etmiyorduk. Şirince‘ye gidecektik ama Efes‘e uğramadan olmazdı. Daha önce efesi gezmiştik ama bir kez daha gitmenin kimseye zararı yoktu. Hem belki yeni bir şeyler vardır diye düşündük, aslında yanlış düşünce olduğunu bile bile. Biraz daha Yat Camping Motel‘den bahsedeyim. Şehrin içinde olduğunu söylemiştim. Hemen yat limanının karşısında. Yani ufak alışveriş merkezinin karşısında. İçeri doğru girerken, sol tarafta kahvaltı yeri ve küçük bir havuzu var. Akabinde küçük evleri ve daha sonra sağlı sollu park edilmiş karavan yerleri var. Sonrasında da çadır alanları. Görevlilerin bazıları çok alakalıyken bazıları da çok yüzsüzdü. Neyse ki içeri girdiğimizde onlarla pek muhatap olmadık. Giriş iki kişi için 37 lira. Buna çadır ve araç dahil. Kampın en güzel yanlarından biride …

Küçük Akdeniz ve Ege Turu: 5. Gün (Dalyan / Köyceğiz / Milas / Bafa Gölü / Kuşadası)

Sabah çokta erken olamamakla birlikte uyanıp kahvaltıya indik. Bulunduğumuz odanın pencerelerinde sineklik olmadığı için gece zaman zaman sinekler tarafından uyandırıldık. Diğer odaların pencerelerine baktığımızda ise sinekliklerin takılı olduğunu gördük. Bizim şansımıza mıydı yoksa Booking için ayrılmış özel o da mıydı bu bilmiyorum. Zaten işletmecisi aslında Booking üzerinden odayı kapattığını bir yanlışlık üzeri sitede açık kaldığını, bir gün kacağımız için bir sıkıntı olmayacağını söyledi. Otelin iki de küçük köpeği var. Bunlardan biri çok uysalken bir diğeri oldukça huysuz ve yaramaz. Zaman zaman insanları dişlediği de görülmüş. Akşam biraz tereddütlü dolanıyorduk ortalıkta ama sabah sıcaktan bir yerlere serilmiş olacaklar ki ortalıkta gözükmediler. Bu konaklama gezi süremizce yaptığımız en pahalı konaklamaydı. Aslına bakarsanız en lüks konaklamaydı da. Ancak yine de biraz eksiklikleri vardı. Odanın aydınlatmaları biraz tuhaftı. Yatak başında ve yanlarında anahtar vardı ama bunlar hiç bir şeyi kontrol etmiyordu. Odanın ortasında sadece bir anahtardan ışıkları yanıyordu o da alakasız bir yerdeydi. Tuvalet …

Back to Top