Küçük Akdeniz ve Ege Turu: 4. Gün (Uzunyurt Köyü / Ölüdeniz / Dalyan)

Sabah Faralya‘da manzaramız eşliğinde Gül Pansiyon‘da kahvaltımızı yapıyoruz. Kahvaltı klasik ama doyurucu. Planımız belli aşağıya Kelebekler Vadisi‘ne inip bir kaç saat takılıp dönmek. Tabi bizim planımız bu her zaman plana uyamıyoruz gezinin başından beri hatırlatıyorum bunu. Yol tarifini alıyoruz. Hemen pansiyonun yanındaki yoldan yürüyecek patikayı geçtikten sonra vadiye doğru inişe başlayacağız. Tabi pansiyon sahipleri ile konuşurken bize geri dönersiniz diyor. Geçtiğimiz günlerde iki yaralanmalı kaza olmuş insanlar, buradan inmeye çalışırken düşmüş. Tabi bu olaylar bizi biraz düşündürse de biz bir yola çıkalım olmadı geri döneriz mantığı ile yola koyuluyoruz. Yavaş yavaş yürürken ilk aşamada patika güzel. Bizde bu yol mu deyip duruyoruz. Nihayetinde patika bitiyor artık bölgenin son noktasındaki tesise de geliyoruz. Tesisin içine girdikten sonra küçük bir tabela bizi yönlendiriyor. İşte asıl zorlu parkur burada. İniş için uyarı tabelası var. Tabelada gidilecek yol kırmızı ile işaretlenmiştir diye bir uyarı var yani biz bu kırmızı işaretleri izleyeceği Bizde ineceğimiz yerdeki nesneleri küçük …

Küçük Akdeniz ve Ege Turu: 3. Gün (Kaş / Gelemiş Köyü / Ölüdeniz / Uzunyurt Köyü)

Üçüncü gün sabahı, gece yorgunluktan sızmış olmamıza rağmen erkenden uyandık. Bunun sebeplerinden biri, çadıra vuran güneş, bir diğeri ise, etraftaki gürültüydü. Can Mocamp‘ın yol kenarında olduğunu söylemiştim, çadır kuranların da daha da kenarda. Ancak asıl uyanma sebebimiz yoldan geçen araçlardan çok, dağın üst kısmında yapılan ıslah çalışmalarıydı. Sıcak yüzünden çalışmalar o kadar erken bağlamıştı ki sabah yedi gibi gözlerimizi açtık. Tabi bu konuda tek mağdur biz değildik. Tüm kamp ayaktaydı. Aslında bir gün daha kalmayı düşünüyorduk burada ama çalışmalar sebebi ile sabah kahvaltıdan sonra ayrılmaya karar verdik. Kahvaltı klasikti ama akşam yemekleri yanında sönük duruyordu. Gürültü sebebi ile bizle birlikte bir çok kişide ayrılma kararı almıştı. Konuşmamız sırasında bir sel felaketi yaşanmış ve bu sebepten çalışmaların yapıldığını gördük. Sabahın erken saatleri olmasına rağmen sıcak iyice çökmeye başlamıştı. Artık öğle ve öğleden sonrasını düşünmek bile istemiyorduk. Kısa bir Kaş merkez turundan sonra Patara’ya doğru yavaş yavaş yola koyulduk. Akşam düşük ışıkta izlediğimiz …

Küçük Akdeniz ve Ege Turu: 2. Gün (Pamukkale / Denizli / Kaş)

Gece yarısı Pamukkale’ye vardık. Otelimiz Bellamaritimo Hotel aile tarafından işletilmekteydi. Çoğunlukla turistleri ağırlayan otel, yeni ve küçük bir otel. Pamukkale’ye vardığımız belli ki her yer beyaz toz içerisindeydi. Otel çok ağım şahım olmamakla birlikte (zaten beş yıldızlı bir otel performansı beklemiyorduk) genel olarak beklentilerimizi karşılar nitelikteydi. Odalar biraz küçük ama temizdi. Aile oteli olduğunu söylemiştim. Halim adlı arkadaş ailesi ile burayı işletmekte. Kendileri de zamanında Beşiktaş’ta ikamet etmişler. Öyle bir muhabbet dönüyor aramızda. Sağ olsun Halim bize nereleri nasıl gezmemiz gerektiği konusunda kısa bir brifing veriyor ve çok yardımcı oluyor. Zamanında kendisi tur rehberliği yapmış. Bunun da katkısı var tabi. Sabah kahvaltımız klasikti ve yeterliydi. Biz akşam yemeği yemedik ama söylenene göre Halim’in annesi yapıyormuş. Yani bir nevi ev yemekleri var. Söylediğim gibi çok lüks bir otel aramıyorsanız uygun fiyatı ile rahatlıkla konaklayabileceğiniz bir otel Bellamaritimo. Gerekli bilgileri de aldıktan sonra Travertenlerin ve antik kentlerin yolunu tuttuk. Antik kentler ise Hierapolis ve Laodikeia. Bu arada güneşte yavaş yavaş varlığını …

Küçük Akdeniz ve Ege Turu: 1. Gün (Kütahya / Çavdarhisar)

Blogu otomatik pilota aldıktan sonra öyle bir haftalık tura çıkalım dedim. Aslında tur planı Patara‘dan başlıyordu ama biz yollara düşünce kafamıza göre hareket ettiğimizden hiç yaptığımız plana uyamıyoruz. Bazen o an gördüğümüz bir tabela, bezende midemizin kazıntısı biri bir yerlere götürüyor. Nitekim bu gezi de aynı şekilde oldu. Bir plan dahilinde yola çıkıp, sonra plandan sapıp bir çok yere uğradık. Küçük Akdeniz, Ege turu dedim ama 2200 km yol yapmışız o da ayrı bir konu. Hal böyleyken gün gün sıralama yapmak benim için daha kolay oldu. Şimdi o zaman hikayemize başlayalım. Tembel insanlar olarak uykumuzdan feragat etmeyip İstanbul’dan on iki gibi ayrıldık. Çok fazla acelemiz yoktu. Aslında amacımız Kütahya’da bir gün konaklamak yolumuza öyle devam etmekti. Tabi arada Eskişehir’e uğrayacaktık o ayrı bir konu. Yolda değişen fikir üzerine Eskişehir’e uğramamaya karar verdik. Bu esnada kısa bir mola vererek Eskişehir-Bilecik Yolu üzerinde bulunan Cennet Vadisi‘nde bir çay ve ihtiyaç molası verelim dedik. Cennet Vadisi …

Küçük bir İzmir turu… (yakınlar)

İzmir’e gidipte uğramadan dönmediğimiz yerlerden biri de Servet’in Yeri. Ger gidişimizde bir, iki, üç çöp şiş derken kendimizi kaptırıp masadan nasıl kaçacağımızı hatırlamıyorum. Yemesi iyi güzel de bunun, yol, su, elektrik alarak geri dönmesi biraz sıkıcı. Yol, su, elektrik derken, fiyattan bahsetmiyorum. Fiyatları oldukça makul. Ben göt, göbekten bahsediyorum… Tabi ben çöp şiş diyorum da, mezeleri de oldukça güzel. Yani her şeyiyle güzel. Personel güler yüzlü ve hızlı. Hatta bazen oldukça hızlı olabiliyorlar. Mekan da alkolde mevcut. Hani rakıyla, çöp şişte iyi gider diyenlere. Bu arada İzmir’de güzel bir RC pisti yapılmış. Bu günlerde de (4-5 Temmuz) Avrupa Şampiyonası için WARM-UP Yarışı yarışı var. Bu Türkiye için ilk ve devamı gelecek ama pisti de güzel yapmışlar. Meraklıları gidebilir tabi ki. efmod.org site adresi. FS

Küçük bir İzmir turu… (Alaçatı – Çeşme)

Her fırsatta kaçmaya, gezip tozmaya meyilliyim. Bu hafta da bu gezmelerden birine geldi. Aslında gezinin amacı iş için ama arada eğlenceyi sıkıştırmadan da olmuyor. E tabi hep çalışacak değiliz ya biraz da kaytaralım. Hafta hızlı başlamıştı. Daha ilk günü günü birlik Ankara seyahatim oldu. Aslında ben baya gezerim ama bunları pek yazmamıştım. Yaz dönemi malum blogu ziyaret edenleri incelerken tek tük olan gezi yazılarımın hit aldığını gördüm. O zaman dedim ki e geziyorum madem neden yazmıyorum. Bu günden sonra belki geriye de dönük gezdiklerimi, gördüklerimi ve hatta, ve hatta yediklerimi yazmaya karar verdim. Bazen bunlar sıcağı sıcağına olabilir. Şimdi Ankara dedim ya yazının başında Ankara ile ilgili pek bir şey demeyeceğim sadece Ankara’nın meşhur kapısını paylaşmak istiyorum sizinle yorum size kalmış. 🙂 Biz gelelim kısa turun İzmir kısmına. Sabah Yenikapıdan feribotla yola koyulduk ve Mudanya’ya kendimizi attık. Tabi sabah seferiyiz midemize bir kazıntı çöktü dedik ne olsa da yesek. Yol …

Küçük Tatil Kaçamağı (Safranbolu, Yazıköy, Yörük Köyü, Bulak Mencilis Mağarası,Efteni Gölü, Güzeldere Şelalesi)

Dört günlük bayram tatilini şifa bilip (bir günü de birleştirdik) İstanbul dışına kaçmak gibisi yok. Tabi gezi süreci dört gün değil sadece iki gündü. Bu da aslında mesafenin kısalığından ve yapılan plana bağımlı kalmaktan kaynaklıydı. Sonuç olarak pazar sabahı çıkılmış ve pazartesi akşamı bitmiş bir gezi bu. Zamanlama çok güzeldi, ne kalabalık, ne sıkıntılı bir yolculuktu. Yola çıkış amacımız dünyanın en pahalı çiçeği Safran’ı görmekti. Malum Safran’ın hasat dönemi. Üç aylık bir çalışma ile safranı elde edebiliyorsunuz. Bu sırada Safran’ın 3 gramı 40 lira kadar. Kilosunu siz düşünün arık. Dünya’nın en pahalı çiçeği olma yolunda. Safran’ın gramı boyundan büyük işler yapıyor. Tabi iş safran olunca, çayı kolonyası, sabunu, her türlüsü var. Tabi bunlarda Safran’ın kokusu kullanıyor desek yalan olmaz. Bir gramı bu kadar pahalı olan bir çiçeğin bu alaşımlarda saf olarak kullanılması nasıl bir masraf orasını siz düşünün. Yedi yüz elli metre karelik bir alanda yaklaşık, yedi yüz elli gram …

Back to Top