1. Firebird

Bütün saçmalıklar beni bulur. Şimdi anlatacağım da bunlardan birisi. İnanmayacağınızı biliyorum. Zaten inanmak zorunda da değilsiniz. Ama samimiyetle söylüyorum ki anlatacaklarımın hepsi gerçek. Bazen ben de bu yaşadıklarına inanamıyorum ve hepsinin bir hayal olduğunu düşünüyorum. Bu sebepten dolayı sizden inanmanızı da beklemiyorum. Ama hikayemi dinleyince böyle bir şey nasıl hayal olabilir deyip beni delilikle suçlayabilirsiniz. Bunu anlarım ama sizi temin ederim ki ben deli değilim. İstediğiniz takdirde gerekli testleri bile yaptırabiliriz. Gerçi vakti zamanında yaptığım IQ testlerini de gösterebilirim size. Bu bir delinin IQ’şu 170 olmaz değil mi? Yani ben sıradan biriyim. Ne çok deli, ne çok akıllı. Sadece tuhaf şeyler beni bulur. Çok tuhaf şeyler… Çocukken çok uysalmışım. Bir köşeye bıraktıklarında sesimi, soluğumu çıkarmadan öylece saatlerce biri beni alana kadar olduğum yerde sessizce kalırmışım. Öyle ki beni çok unuttukları ve bulamadıkları olmuş. Aslında simdi de öyleyim. Çok fazla şeye karışmaz, herhangi bir kriz durumunda olayı fazla büyütmez, başımı genelde …

Ziyaretçi – 4

Gözlerime dolan parlaklığın etkisi ile uyandım. Uyku aklımdaki bütün düşüncelerin, sabah yaşadığım bütün olayların unutulmasını sağlamıştı. Gece alkolü fazla kaçırmış ve sızmıştım. Muhtemelen bir pencerenin önünde. Şimdide yükselen güneş ışınlarını göz kapaklarıma batırıyor beni rahatsız diyordu. Gözlerimi açmadan hafif kıpırdandığımda boynumun ayrıdığını hissettim. Ağrı ile bilikte koltukta olduğumu anladım. Sabah bir şeyler olmuştu. Evet bir şeyler. Gözlerimi açtığımda üçlü koltuğun üzerinde beyaz bir parlaklık gördüm. Biraz dini bütün bir insan melek, yada nur inmiş diyebilirdi bu görüntüye. Hani bazı videolar var ya kutsal mekanların üzerinde uçuşan ışıklar gibi. Muhtemelen bu ışıklardan biri benim koltuğumda yatıyordu. Tabi saçmalıyorum. Bildiğin kızdı bu. Sabah görmüştüm. Açıkçası neden parladığına mantıklı bir açıklama getiremiyordum. Belki bir renk körlüğü peydahlandı bende, retinam beyaz ayarını biraz fazla açtı. Acaba aşkam içtiğim rakının sahte olma ihtimali var mıydı? Sahte olmamalıydı. Ne de olsa o kadar para verdim aldım. Olmadığını düşünüyorum ama Türkiye’de en çok korkmanız gerekenlerin başında insanalr …

Ziyaretçi – 3

Acaba gerçek miydi ölecek insanlarin sirtlarinin üsüdügü. Aslinda arastirmak lazim. uyuyanin üzerine kar yagiyorsa aslinda, ölenin donmasi da normal. Bunlar hangi inançtan kalan, nasil bize yer etmis hurafelerse artik. Bende üsümüstüm. Hatta ititremistim. Sirtim daha çok üsümüstü. Tabi bunun sebebi ölümün yoklamasi degil, sirtimdaki killar olabilirdi. Hepsinin havalandigini düsünsenize. Ister istemez bir hava akimi deri ile temas ediyor. Gayet normal bir durum. Ayak bas parmaklarimi kapinin kenarindan indirdim. Kendimi biraz geri çektim. Anahtari tutmaya devam ediyordum. Yavasça kapinin kolunu indirdim. Kapinin sesini ben bile duyamiyorudum. O kadar sessizdim. Birden aklima o parlak isiga nasik bakacagim gifkir geldi. keske günes gözlügüm olsaydi. Ama gözlük kullanmayi hiç sevmedim. Buna ragmen bes yildir gözlüge bagimligim. Bildiginiz hipermetrot arti astimat. derecede biraz ilri olunca takmak zorunda kaliyorsunuz ister istemez. Gerçi su an oda gözümünde degildi. Bozuk gözün isigi kiracagini düsünerek gözlerimi hafif kistim. Sonuçta biz günas tutulamsina çiplak gözle bakan milletiz su kuru isik …

Ziyaretçi – 2

Başım hala dönüyordu. Alkolün vücudumdaki etkisine bakılırsa sızalı en fazla üç saat olmuştu. O dönemler uyumuyordum. Sadece sızıyordum. Hayattan bir beklentim kalmamıştı.Şimdi var mı diye sorsanız yine yok derim. Kimse gibi hırsım yoktu. Özel meraklarım da yoktu. Bir zamanlar kitap okurdum. Çok eskiden de fizikle ilgilenirdim. Hatırladım da orta okul ödevimi fizikten almış ve kuantumu araştırmıştım. O zaman fizik yoktu tabi. Fen bilgisiydi ders. Kuantuma da merak sarmam malum Geleceğe Dönüş filmi yüzünden olmuştu. Bir zaman makinesi yapacaktım. Tabi zamanla “Amerikalı misin oğlum sen, hiç bir bok yapamazsın” diyerek gerçekleri yüzüme vurdum. Biliyor musunuz, aslında bunu toplum olarak bunu yapamayacağınızı bilmek sizin önünüzdeki en büyük engel. Tabi biz Amerikalıları aptal görüp kendimizi üstün görürken tüm işleri onların yapması da biraz garip. Amerikalı haritada Türkiye’nin yerini bilmiyorumuş. Peki sen Uganda’nın yerini bildin de ne oldu? Hiçbir şey. Aslında bu soruyla başladım hiçbir şey yapmamaya. Yaptığımı yada yapmak istediğimi var sayalım. İstedim …

Ziyaretçi – 1

Sonsuza dek beklediğimi söylemek isterim. Gerçi sonsuzluk ne kadar uzak bir kelime. Şu an bulunduğum dünyada adını bilmediğim bir yerde gözlerimi tavana dikmiş nasılda kendimden habersiz duvarın çatlaklarını izlediğimden yakınıyorum. Tezatlar içerisindeyim. Kurduğum cümlelerden saçmaladığımı düşünebilirsiniz. Haklısınız. Bu delilere özgü bir saçmalama. Şimdi bundan sonra okuyacaklarınızdan emin olabilirsiniz. Bunlar bir delinin anlatacağı saçmalıklar. Hayat insanlara adil davranmıyor. Eminim ki bu konuda hem fikiriz. tabi eğer bir deli ile aynı fikirde olmaktan gocunmuyorsanız. Ben gocunmadığınızı varsayıyorum. Aksi taktirde anlattıklarımı buraya kadar dinlememiş olurdunuz. Demek ki hala okuyanlar var ki bende yazmaya devam ediyorum. Aslında siz beni ne kadar umursuyorsanız bende sizi o kadar umursuyorum. Siz “hiç” derseniz ben de sizin için aynı kelimeyi söyleyebilirim. Yazdıklarım yaşadıklarımı anlatmak için yada sizin anlayacağınız şekilde beni bu deliliğe iten şeyleri ifşa etmek için. Doktorum yazmak en iyi terapidir demişti. Ne kadar haklı olduğuna bu yazının devamında karar vereceğim ama yazmak onun karşısında dakikalarca durup …

Başlık 3 – 5

AÇELYA 1 AÇELYA 2 AÇELYA 3 AÇELYA 4 2. Sabahın en büyük sürpriziydi seni görmek. Soluk kış güneşinde siyah saçlarından yansıyan ışığın sıcaklığıyla güne başlamak. Gülümsemendeki o içime dolan can kırıntısı. Belki bencillik dünyanın var olma sebebini kendime istemem ama çokta değil. Ardından yürüyorum. Aklim durmuş sadece nasıl tanışabileceğimizin kurgularını canlandırabiliyor. Dünya ise pür dikkat yürüyüşünü izliyor. Kıskanıyorum. Esen rüzgârdan, yağan yağmurdan sana dokunabilen her şeyden. Gözleri oyasım geliyor tek tek. Bir süre otobüste arkanda oturuyorum. Otobüs sallandıkça, sen sağa sola salıdıkça saçlarının kokusu daha bir doluyor ciğerlerime. Kalp atışım hızlanıyor. Dolaşım sistemimin bayram ettiğini hissediyorum. Daha derin içime çekiyorum. Saçlarını hafifçe deriye atıyorsun. Koltuğun akasına kayıyor bir parçası. Bir kısmı koltuğa tutunmak için uzattığım elimin üzerine düşüyor. Hafif gıdıklanıyorum ancak elimi hareket ettirmiyorum. Bu seninle ilk yakınlaşmamızın temeli. Zaman ne kadar çabuk geçti, ya da yol ne kadar kısaldı bilmiyorum. Bildiğim tek şey otobüse binmemiz ile senin otobüsten inmen …

Başlık 3 – 4

AÇELYA 1 AÇELYA 2 AÇELYA 3 Bölüm 3: Tılsım 1. Gözlerimi açtığımda yurttaki yatağımda yatıyordum. Uzun zamandan sonra ilk defa bu kadar zinde açmıştım gözlerimi. Yatağı terk etmedim. Bir süre olan biteni düşündüm. Yurda ne zaman gelmiştim, nasıl gelmiştim, hatırlamıyorum. En son Cerrahpaşa’nın bilmediğim sokaklarında dolanıyordum. Gerçekten dolanıyor muydum? Aslında yaşadıklarımı gözden geçirdiğimde bunun bir rüya olma ihtimali daha yüksekti. Muhtemelen kafam iyi gelmiş sızmış aradaki küçük ayrıntıları unutmuştum. Sonuçta sürekli tekrarladığım bir şeyi unutmam için illa alkol almama gerek yoktu pekala her insan sürekli yaptığı şeyleri unutabilirdi. Montum yan tarafımdaydı. Üstümü çıkartmamış öylece yatağa girmiştim. Kaç ay olmuştu yatak örtülerini değiştirmeyeli? Yastığın kokusu rahatsız etmiyordu ama çarşaf ve nevresimin sararmış görüntüsü, kış güneşinde bile oldukça rahatsız edici göründü gözüme. Ranzanın üst yatağından atladım. Yatağın kenarına yığdığım eşyalarımı hemen ranzanın dibindeki masaya yığdım. Küçücük odaya dört kişi sığdığımızı düşünürseniz odanın nasıl bir durumda olduğunu tahmin edebilirsiniz. Yastık yüzünü, çarşafı, nevresimi …

Back to Top