B-Gore 4: Yerli ve Milli Kahraman: The Toxic Avenger

ÜstKültür Yazısı Son günlerde yerli astronota ne desek diye düşünürken bir yandan ben de, hazır uzaya gitmişken “bize oradan bir süper kahraman düşer mi?” diye düşünmeden edemedim. Artık astronotumuz olduğuna göre uzaydan gelen bir süper kahramanımız neden olmasın? Bence ona da şimdiden isim düşünmek lazım. Sonra araya sıkıştırıp özensiz isimler çıkmasın ortaya. Tabii bu kahramanın “yerili ve milli” olması şart. Şöyle bir geçmişe baktığımda bizim süper kahramanlarımızın çoğu devşirme. Osmanlı’dan gelen geleneği bu alanda başarıyla yürüttüğümüz aşikar. Ama durun. Son dönem “yerli ve milli” olan “Akıncı”mız vardı değil mi? Ya, nasıl da unuttum. O da biraz Batman devşirmesi olsa da sonuçta “Batman” bizim ilimiz hakkı bize düşer. Telif hakkını bile isteriz yahu! (İstemiştik değil mi? Yani istemediysek…) Lakin Akıncı’nın balık gözüne benzeyen asimetrik maskesi geçtiğimiz günlerde bana bir başka süper kahramanı hatırlattı. The Toxic Avenger. Aslında tam bizden bizim içimizden bir kahraman The Toxic Avenger. Nükleer işine girmiş, kimyasal atıklarla …

B-Gore 3: Bir ailenin yaşam savaşı – Skinned Alive

ÜstKültür Yazısı Evet, artık yavaş yavaş yaptığımız ısınma hareketlerinden sonra biraz dozu artıralım diyorum. Tabii sürekli evlerdeyiz hareket alanımız kısıtlı hal böyle olunca da ister istemez vücudumuz genişliyor salınıyor. Bakınız şişmanlıyoruz demiyorum. Şişmanlamak bizim kelime dağarcığımızda arka taraflara attığımız, retromuzdan uzak tuttuğumuz bir kelime. Yalnız şu da bir gerçek ki, biz ne kadar uzak tutarsak tutalım bu kelime bir kalıba girmiş, deriye, ete bürünmüş şeklen yakamızı bırakmıyor. Kedimden biliyorum ya hu! Geçen sene bu zamanlar neydim, şimdi neyim? Tabii yavaş yavaş yaza adım attığımız şu dönemlerde azimle rejime başlarsak güneş tepeye tam demir attığı dönemlerde ne kadar fit bir vücuda sahip olacağımızı siz düşünün. Gerçi fit mi zayıf mı onu bilemedim. Fit için sanıyorum spor da yapmak gerekiyor. Sporu sadece izleyebilen ben yapmak konusundan ne kadar uzağım. Evet siz de benim gibi spor yapmaktan acizseniz ve “aman kendimi ne yoracağım” kafasındaysanız, kilo verdikten sonra sarkan derileriniz için size mükemmel aile …

B-Gore 2: Zencefili Kurabiyenin En Leziz Hali – The Gingerdead Man

Üst Kültür Yazısı Yeni yıl beklediğimiz gibi gelmedi. Sadece olumsuzluklardan bahsetmiyorum. Ne kar ne yağmur ne çamur? Hiçbir şey yok. Vakti zamanında karı keyif için beklerken şimdi suyumuz az kaldığı için zorunluluktan istiyoruz. Vay be nereden nereye? Bu arada suyu sev ayıyı öp.   Çok taze bir haberde Türkiye’deki tek ayı barınağındaki ayıların kış uykusuna yatmadığını okudum. Günde 400 kilograma yakın et tüketiyormuş hayvancıklar. E onlara harcanan su? Neyse ki sanırım ben bu durumu telafi ediyorum. Üzerimdeki sürekli uyuşukluk ve uyku hali… Of… Konu buraya nasıl geldi bilmiyorum ben tam yeni yıl yeni umutlar, pasta, kek, çörekten bahsedecekken içimdeki hangi dürtü bu konuya çekti beni anlamadım. Ama sosyal mesajımızı da vermiş olduk.  Eski zamanlarda -1800’leden bahsetmiyorum tabii- benim küçüklüğümde, yılbaşı dönemleri kar yağar her sabah o engin beyazlığa uyanmaktan keyif alırdım. Sonra kendimi o beyazlığın içine atar yuvarlanır eve döner bir de dayak yerdim. İlki hasta olacağım diye ikincisi ise atladığım …

Gore-B 1: Braindead

Üst Kültür Yazısı Geçen senenin bilmem kaçıncı haftası, artık içinde bulunduğumuz günü devirmiş ertesi günün saatlerinden çalmaya başlamışız. Kafalarsa “zombi” kıvamında. Masada kimyasal nitelikli hiçbir ürün kalmamış, önümüzdeki tabakta anlık durumumuza uygun iç organlar, bir yandan usulca kemiriyoruz. Neden varlar hala hiçbir fikrim yok. Öyle iç organ dediysem ciğer, et falan… Belki biraz dalak ya da içine artık bizim bilmediğimiz başka ne kattılarsa. “Ya” dedim önümdeki tabaktaki ciğerle oynayarak, “ben bu gore sinemasına bayılıyorum, bir de B-movilere.” Uzaktan bir ses “Gore ne ya?” dedi. Ses çatallıydı sanki, yoksa tekti. “Hani şöyle kafa, kol, bacak uçar hala olay devam eder ya” dedim. “Süper eğlenceli.” O an bir sessizlik oldu. Kaç kişi bu sessizliğe katıldı bilmiyorum. Tüm mekan mı? O an tüm gözler ‘iğrenti’ ifadesi ile bana baktı. İğrenti ifadesi nasıl mı olur? Çene gerilir, onunla birlikte tüm yüz, gözlerin çevresindeki deriler o gerginlikle botoksa kafa tutarken, pinpon topu gibi ortaya çıkan …

karantina döneminde iz…

Memlekette neler olup bitiyor bende tutturmuşum izleyip izlemeyeceğiniz, okuyup okumayacağınız şeyler diye yazılar yazıp duruyorum. Kimin umurundaysa artık. Gerçi bu memlekette olup bitmeyen bir şey yok ki? Bu kadar aksiyon ve hareketten sonra neden ölümlerin tamamına yakınının kalpten olmadığını düşünmeden edemedim. Demek ki biz evrimleşmişiz bu konuda. Kalbimiz saat gibi maşallah ve hiç bir şey bizi sekteye uğratmıyor. Hal böyle olunca ben de “ko götüne rahvan gitsin” diyor ve yazıma devam ediyorum. Wolfwalkers The Secret of Kells ve Song of the Sea gibi güzel yapımlara imza atan Tomm Moore ve Ross Stewar’dan yeni bir animasyon Wolfwalkers. Film Moore’un “Irish Folklore Trilogy”sinin sonuncu filmi. Hikaye ve çizimler o kadar başarılı ki hayran kalarak izliyorsunuz. Film zaten bu senenin Oscar’larına aday oldu ama bence klasik çizginin dışında olduğu için ödül alamadı.Robyn Goodfellowe, babasıyla birlikte İrlanda’ya yerleşir. Babası burada bulunan son kurt sürüsünü yok etmek ile görevlidir. Robyn’de babası gibi olmak istemektedir ancak …

karantina döneminde izle(me)yebileceğiniz 5 içerik

Biz karantina bitecek derken yeni yeni formüllerle yeni yeni karantinalar geliyor. Aslında ben iç dökme günü deyip bu konuda biraz sallayacaktım ama meğer film günüymüş. Öyle ki hayatımızda çok bir şey değişmeyeceği için bu iç dökme olayını sonraki haftaya saklamaya karar verdim. Sanıyorum iktidar değişene kadar bu karantina devam edecek. Biz bu güzel günleri de evde geçireceğiz. Ah bir de zorunlu verilen izinler var ya sırf günlerimizi harcayalım diye. Neyse moralimizi mümkün olduğunca yüksek tutuyor ve film ve dizilerimize geçiyoruz. Şimdi diyeceğim ki size boş verin bunları, bunlarla vakit kaybedeceğinize kendinizle vakit geçirin diye ama olmayacak. Hani imam durumuna düşmek istemem. Neyse hadi başlayalım. Zaten bunları yazmak baya uzun sürüyor. The Haunting: Bly Malikânesi Netflix’de yayınlanan dizi The Haunting of Hill House’un aslında ikinci sezonu. Dizi antoloji serisi gibi olunca izliyorsunuz siz de. Tabi birinci sezon kadar iyi olduğunu söyleyemeyeceğim. İlk sezon biraz daha korku ağırlıklı giderken bu sezon tamamen …

Karantina döneminde izleyebileceğiniz yada izlemeyebileceğiniz 5 içerik 5. Bölüm

Gün geçmiyor ki sıkıntıdan patlamayalım. Artık sinema ve film platformlarını açıp hiç bir ey bulamamak gibi bir dürtüye de girdiğime göre sonumun ne olacağını bilmiyorum. Üye olmadığım platform kalmadı desem yeridir. İzlediğim bir kaç youtuber (bu arada “youtuber” kelimesinin altının çizilip öneri olarak “rutubet” doğrulamasının verilmesi ilahi bir mesaj mı acaba?) da artık kabak tadı vermeye başladı. Arkadaş biz evden çıkamıyoruz bunlar geziyor sinir olaya başladım. Sanki bu korona sadece bize var. Geçen gün bir yerde okumuştum “bu yasaklar sadece evde oturanlar için var diğer türlü çıkanlar bir türlü çıkıyor” diye. Ne güzel demiş. Eline poşet alan ortalıkta dolanıyor. E, nerede şimdi yasaklar? Ceza? Çok garip olaylar bunlar. Bazen diyorum korona olsak ta kurtulsak diye. Neyse fazla lafı uzatmadan ben içeriklere başlayayım. Bu arada bende garibim arkadaş. Kıçımı kaldırıp yazmak için bilgisayar başına oturmak zor geliyor ama oturunca da bir türlü gevezeliğimden kurtulamıyorum. Bekleyen o kadar şey var ki aslında. …

Back to Top