2022 Oscar adayları ve benceler

Blog iyice film bloguna döndü. Zaten istatistiklere baktığımda da genelde filmler ön planda. Yıllardır bir şeyi yanlış yaptığım kesin ama hala ne olduğu konusunda emin değilim. Emin gibiyim ama bunu ispat edemem. Yanı söyle söyleştiğimi, video yapan insanlar o kadar iş tutturuyor ki on beş senelik blogda ben bunu beceremedim. Bunun sebebi memleketimdeki insanların okumaması mı yoksa benim bunları üne kavuşturacak kadar ünlü olmamam mı? Neyse bir ses efektiyle geçiyoruz. Eh video çekmiyorum diye böyle fışşşııt bam diye efekt sesi yapmayacak değilim. Bu arada bam diye bu sitemkar adamın gidip ceketli papyonlu memleketimin tv stüdyolarında pardon evinin bir köşesinde yorum yapan bir adamı düşünün. Heh işte o. Şimdi aslında ben bunları Instagram’da yazmıştım. (Son dönem bunu çok yapıyorum değil mi? Ama ne yapayım, her şey orada dönüyor. Gerçi burası için de bazı kaygılarım var. Neyse papyonlu halime dönüyorum.) Ona şuradan ulaşabilirsiniz Mesela beğenip, takip de edebilirsiniz. (Tam youtuber gibi oldum …

buralarda yokken izlediklerim

Buralarda yokken izlediklerimin yeni sayısında yine ne bulursam izlediklerim var. Aslında yazarken film sayısını biraz daha attırsam fena olmayacak ama çok zaman alıyor maşallah. Malum biraz da fazla içerik üretmek istiyorum bu aralar. Akşamlar, hafta sonları bu şekilde gidiyor. Gerçi çok sıcak İstanbul’da bu sıcakta ne yapacaksın ki? Neyse başlıyorum. The Adjustment Bureau (2011) Filmin Philip K. Dick‘in öyküsünden uyarlandığını, bir de bu işin 2011 tarihinde olduğunu görünce filmi nasıl kaçırdım diye hayıflandım. Kadrosu da iyi filmin Matt Damon ve Emily Blunt var. Yedi sene önce neredeydim ne yapıyordum diye sorguladım kendimi. sanıyorum birileri ayarlama yapıyordu. İzlemediyseniz filmi bu son cümlemi birazdan anlayacaksınız. Aslında filmi kaçırmış olma sebebinin filmin Türkçe’ya aptalca bir şekilde Kader Ajanları olarak çevrilmesi olduğunu düşünüyorum. Çok mu düşündünüz bu ismi arkadaşlar? Neyse çenem düştü. Tüm filmlere bu kadar gevezelik edersem bitmez bu yazı. Tabi filmin uyarlama hikaye olduğunu görünce ki hikayeyi de okumuştum bir heyecan kapladı …

Big Hero 6

Marvel’den 1998 yılında çıkmış bir çizgi roman serisiymiş Big Hero 6. Marvel dünyasında Japonya’nın ilk süper kahramanlarını içeren çizgi roman da diyebiliriz kendisi için. Tabi konumuz çizgi roman değil, çizgi romanın 2014 yılında yapılan animasyon filmi. Film Walt Disney Animation Studios tarafından yapılmış ve stüdyonun ilk Marvel yapımı. Film 2015 Ocsar ödüllerinde de en iyi animasyon ödülünü aldı. Yani Oscar ödüllü bir film var karşımızda. Ben de bu filmi iki kez izledim. Biri evde biride uçakta uzun bir yolculuk sırasında. İzlediğimi neden izledim? Çünkü başka seçenek yoktu. Big Hero 6 keyifli güzel bir film ama ikici kez izlenir mi bilmiyorum. Ancak ikinci kez izlediğimde de sıkmadığını söyleyebilirim. İki izleme arasında oldukça kısaydı.

Birdman

2014’ün en iddialı yapımları arasındaydı Birdman. Zaten bu iddiasını 9 Oscar adaylığıyla kanıtlamış durumda ve bence yılın en iyilerinden biri. Ben haklı olarak bütün ödülleri taplayacağını düşünüyorum ama tabi birde eşit adaylıkla The Grand Budapest Hotel var. Bu iki film haricinde bir film Oscar kazanırsa keserim kendimi. Şaka bir yana Birdman oldukça başarılı bir film.

The Grand Budapest Hotel

Geçtiğimiz festivalde filmi izleyecektim ancak yer bulamamıştım. Akabinde nasılsa izlerim dedim ve bir kenara kaldırmıştım. Geçtiğimiz aylarda uzun bir uçuş sırasında hava yolunun video listesinde filme rastladım ve izleyeyim bari dedim. İzledim izlemesine hatta filmi izlerken yolculuğun nasıl geçtiğini anlamadım bile. İnince yazarım dedim iş güç dedim derken bu güne kadar geldi yazmak. Film pek sevdiğim yönetmen, Wes Anderson‘a ait. Yine bir hikaye, bir şiir kitabı gibi filmle çıkmış karşımıza Wes Anderson. Film oldukça eğlenceli. Her dakikasını gülümsemeyle izliyorsunuz. Oyunculuklar çok güzel. Zaten filmin ana kadrosu başlı başına yeter. Ama filmde küçük rollerde ünlü isimleri görmekte oldukça keyif veriyor insana. Oyunculuklar güzel dedim aynı şekilde karakterler de yine özenle ve ayrıntılı bir şekilde incelenmiş.

Çocukluk / Boyhood

Film ekiminin ilk filmi olarak seçtiğim Çocukluk / Boyhood Richard Linklater imzasını taşıyor. Yönetmenin bir çok filmi olmasına rağmen izlediğim ve hatırladığım tek film(ler)i Before Serisi (Before Sunrise , Before Sunset, Before Midnight). Açıkçası bu filmleri izlemem için de en büyük faktör Julie Delpy‘di. Filmi seçmemdeki en büyük etken ise filmin 12 senelik bir zaman dilimine yayılması. Film bir çocuğun / ailenin küçüklüğünden tutup üniversiteye girinceki dönemine kadar olan biteni anlatıyor. Tabi film böyle kapsamlı olunca dikkat çekiyor.

Frozen

Ülkemizde Karlar Ülkesi olarak gösterime giren film 2 Oscar’ın da sahibi. En İyi Animasyon filmi ve En iyi Orijinal Müzik dalında Oscar alan film aldığı ödülü hak ediyor. Tabi bu tanımlamayı yaparken  Mayazaki’nin Kaze tachinu filmini hesaba katmıyorum. Zaten Oscar alması olası bir film değildi. Güzel olmadığından değil verilmeyeceğinden dolayı. Frozen Disney yapımı. Son dönem Disney filmlerinde bir ilerleme var bu da görsel olarak tatmin ediyor. Bunun haricinde hikaye oldukça basit. Klasik bir konu üzerine kurulu film. Tabi iş bir animasyon ve ve çocuklar üzerine kurulunca hikayenin basit olmasını normal karşılıyorsunuz.

Back to Top