The Riot Club / Taşkınlar Kulübü

An Education ile tanıdığım yönetmen Lone Scherfig‘in izlediğim ikinci filmi The Riot Club / Taşkınlar Kulübü. Şimdi An Education ile filmi kıyaslamya giriştiğimde iki film arasında pek bir fark göremedim. Yönetmenin roman uyarlamaları yaptığını birliyoruz. The Riot Club ise bir tiyatro oyunu uyarlaması. Hikaye yaşananlar ve anlatılanlar gereği An Education’a göre daha hareketli. Filmde karakterlerin eğlence dozuna endeksli gittiğimiz için film daha hızlı akıyor. Yönetmen her bir karakteri ekrana iyi yansıtmış Tabi bunda oyunculukların payıda büyük. Filmi izlerken sizde oyunculara bir şekilde nefret besliyorsunuz ama film hiç bir şekilde tam anlamıyla sizi sarmıyor.

P’tit Quinquin / Küçük Serseri

Bir yandan blogun eksiklerini tamalamaya çalışırken bir yandan da film yazmaya devame deyim. Listedeki bir diğer filmde 34. İstanbul Film Festivali‘nde gösterime girmiş P’tit Quinquin / Küçük Serseri. Aslında bu yapım için film demek pek olmaz. Çünkü P’tit Quinquindört bölümden oluşan münü bir dizi. Dizinin senaristi ve yönetmeni ise 31. İstanbul Film Festivali‘nde de Hors Satan filmini izlediğimiz Bruno Dumont.

’71

Genelde diziler ile karşımıza çıkmış olan (açıkçaası dizileri de izlemedim) yönetmen Yann Demange‘ın il filmi ’71. Film adıyla ilintili olarak, 1971 senesinin Kuzey İrlandasında Belfast sokaklarında geçiyor film. Film ana hatlarıyla Ira’nın hakimiyetndeki bir bölgede tek başına kalmış bir İngiliz askerinin başından geçenleri anlatıyor.

Pride / Onur

Pride şu ana kadar izlediğim en iyi filmlerden biri. Eğlenceli, samimi ve gaza getiren bir yapım. Filmin yönetmeni ise Matthew Warchus. Senaryo ise Stephen Beresford‘a ait. Bu filmle Beresford yapım ile birlikte ilk film ödülünü almış. Gerçi Matthew Warchus için de ilk diyebiliriz, yeniden doğuş gibi.

La isla mínima / Marshland / Bataklık

Daha önce Alberto Rodríguez filmi izlememiştim. Festival vesilesiyle bu ilk oldu. La isla mínima bol ödüllü güzel bir filmdi. Bu türde daha iyilerini izlemedik mi, elbette izledik ama La isla mínima’da kendini belli ediyor. Filmin kendini izletmesinin ve adından bahsettirmesinin başlıca nedenlerinden biri de hikayenin geçtiği dönem ve coğrafya.

Inherent Vice / Gizli Kusur

Paul Thomas Anderson‘ın son filmi olan Inherent Vice / Gizli Kusur’da yine farklı bir deneyim sunuyor bize. Ancak Inherent Vice diğer Anderson filmlerinden biraz farklı. Sanki daha az anlaşılabilir bir film var bu kez karşmıızda.

Omoide no Mânî / When Marnie Was There / Marnie Oradayken

34. İstanbul Film Festivali başladı ve bende kaçırmamak için çabaladım. Tabi bir de sıkıştırılmış izleme seansları haricinde filmleri yazmakta var ki o da aryı bir durum. Neyse bu seneki ilk 34. İstanbul Film Festivali etiketindeki ilk açışış filmim Omoıde No Marnie (When Marnie Was There / Marnie Oradayken).

Back to Top